9.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı MEB Kitabı Etkinlik Cevapları Sayfa – 133 (Yeni Müfredat-Yeni Kitap)(2017-2018) | Dersimiz Edebiyat
Loading Posts...

9.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı MEB Kitabı Etkinlik Cevapları Sayfa – 133 (Yeni Müfredat-Yeni Kitap)(2017-2018)

 3. Metin

HARNÂME

Bir eşek vârimiş zaif ü nizâr

Yük elinden katı şikeste vü zâr

 

Gâh odunda vü gâh suda idi

Dün ü gün kahr ile kısuda idi

 

Ol kadar çekeridi yükler ağır

Ki teninde tü komamışdı yağır

 

Nice tü kalmamışdı et ü deri

Yükler altında kana batdı deri

 

Ayduridi gören bu suretlu

Tan degül mi yürür sünük çatlu

 

Dudağı sarkmış u düşmiş enek

Yorulur arkasına konsa sinek

 

Toğranuridi arpa arpa teni

Gözi görince bir avuç samanı

 

Kargalar dirneği kulağında

Sinegün seyri gözi yâğında

Arkasından alınsa pâlânı

Sanki it artuğıydı kalanı

 

Birgün ıssı ider himâyet ana

Ya’ni kim gösterir inâyet ana

 

Aldı pâlânını vü saldı ota

Otlayarak biraz yüridi öte

 

Gördi otlakta yürür öküzler

Odlu gözler ü gerlü göğüzler

 

Sömürüp eyle yerler otlağı

Ki çekicek kılın tamar yağı

 

Boynuzı ba’zısının ây gibi

Kiminün halka halka yây gibi

 

Böğrüşüp çün virürler âvâze

Yankulanurdı tağ ü dervâze

(…)

Öküzler keyiflerince yürümekte, keyiflerince dinlenmektedir. Öküzlerin yular ve palan dertleri de yoktur. Miskin eşek, “Bunlarla yaratılışta eşit olmamıza rağmen neden bunların başında taç varken biz yoksulluk çekmekteyiz?” diye sorgulamaya başlar. Cevap bulamayınca bilge eşeğe sormaya karar verir. Bilge eşeğin huzuruna çıkar: “Bugün otlakta göğüslerini gererek yürüyen besili, kuvvetli öküzler gördüm. Başlarında sultanlık tacı vardı. Bu taç neden onlara layık görüldü? Bizim gökyüzünde yıldızımız yok mu ki yeryüzünde boynuzumuz olmadı?” der.

Pir eşek: “Onlar gece gündüz arpa ve buğday işlerler, bu yüzden bunları yerler. Bunların yetişmesinde emekleri olduğu için devlet tacı Allah tarafından onlara sunuldu. Bizim büyük işimiz odundur. İçimizi yakan o değersiz şeydir.” cevabını verir. Pir eşeğin yanından ayrılan miskin eşek madem öyle, ben de gidip buğday işleyeyim ve dişleyeyim, diyerek yakınlardaki ekin tarlasına girer. Ekini yemekle kalmaz, tarlada belenir, ekini mahveder. Karnı doyduktan sonra ağır yüklerini hatırlayarak anırmaya başlar. Sesi duyup gelen tarla sahibi tarlasını görünce ah eder. Eşeğe söver, sövmekle yüreği soğumaz, eşeği döver, dövmekle de yetinmez, eşeğin kulağını ve kuyruğunu keser.

Kaçar eşşek acıyurak canı

Dökülüp yaşı yirine kanı

 

Uğrayu geldi pîr eşek nâgâh

Sordı hâlini kıldı derdile âh

 

Yirmürü inleyü didi iy pîr

Har-ı rûbâh bigi pür-tezvîr

 

Bâtıl isteyu hakdan ayrıldum

Boynuz umdum kulakdan ayrıldum

Feilâtün (fâilâtün) / mefâilün / feilün (fa’lün)

• • — — (— • — —) / • — • — / • • — (— —)

 

 

Şeyhî

Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş-Makaleler

Hazırlayan: Mustafa Özkan

Yükleniyor...