İSTİARE (EĞRETİLEME)
Bu sanat benzetme ile alakalıdır. Benzetmenin  iki temel öğesinden birinin kullanılıp diğerinin söylenmemesiyle yapılan benzetmeye "istiare" denir. İstiarenin açık ve kapalı olmak üzere iki türü vardır.
 
a)   Açık İstiare
Sadece kendisine benzetilenin kullanıldığı, benzeyenin söylenmediği istiaredir. Güçlü olan söylenir. Anlatılmak istenen, kendi adıyla değil de herhangi bir yönden benzetildiği bir başka varlığın adıyla anılır. Açık istiarede teşbihin dört öğesinden sadece kendisine benzetilen vardır.

"Kardeşi tilki gibi kurnaz biridir."cümlesinde benzetme vardır. Çünkü benzetmenin benzeyen be kendisine benzetilen kullanılırken
"Ona dikkat et, çok tilkidir,  herkesi kandırır."cümlesinde bir kişi tilkiye benzetilmiş, ama benzeyen (insan) söylenmemiş; sadece kendisine benzetilen (til­ki) söylenmiş, böylece istiare yapılmıştır.

"Her sabah başka bahar olsa da ben usandım
Uğramam bahçelerin semtine gülden yandım"
Bu dizelerde sevgili,  güle(güçlü olan) benzetilmiş ama  sevgili (zayıf unsur) dizeler söylenmemiş, o zaman açık istiare vardır.
 
"Uludağ etekleri al ipekten bu akşam"
Benzeyen "akşamın kızıllığı" sözü söy­lenmemiş, yalnızca kendisine benzetilen "al ipekten" sözü kullanılmıştır. Sadece kendisine benzetilen söy­lendiği için bu dizede açık istiare vardır.
 
“Kara dutum, çatal karam, çingenem
Nar tanem, nur tanem, bir tanem”
Bu dizelerde “Kara dutum, çingenem, nar tanem, nur tanem” diye sevgili kastedilmiş olmakla birlikte dizelerde sevgili söylenmemiş,  dolayısıyla açık istiare vardır.
 
“Kurban olam, kurban olam
Beşikte yatan kuzuya
Bu  dizelerde kuzu diye bebek kastedilmiş olmakla birlikte söylenmediği için açık istiare vardı. Güçlü unsur söylenmiş ama zayıf unsur söylenmemiştir.
 
"Şakaklarıma kar mı yağdı, ne var?"
Şakaklardaki beyazlık kar'a benzetilmiş. Ancak benzeyen kullanılmamış. Burada açık istiare vardır.
 
“İki kapılı bir handayım
 Gidiyorum gündüz gece”
 Bu dizelerde “dünya” iki kapılı bir hana benzetilmiş, ama benzeyen “dünya” söylenmemiştir. Sadece kendisine benzetilen durumundaki “iki kapılı han” sözü söylendiğinden açık istiare vardır.
 
"Havada bir dost eli okşuyor derimizi"
dizesinde kendisine benzetilen "dost eli" söylenmiş, ama benzeyen "rüzgar" söylenmemiştir.
 
"Sonra tül perdeler arasından Bir ay doğdu vadiye"
dizelerinde "tül perde"ye benzetilen "bulutlar" söylen­memiş. Sadece kendisine benzetilen kullanıldığı için bu dizelerde açık istiare vardır. O halde "dost eli" sö­zünde açık istiare vardır.
 
"Bir gün yine beyazlar içinde gördüm
Kastı nedir bilmem, bir kere gönül verdim
Turna derler böylesine halk türküsünde
Çifte hasrettir uyuyup kalmış göğsünde"
Bu dörtlükte şair beyazlar giymiş "sevgili"yi "turna"ya benzetmiş, ama benzeyen unsur olan "sevgili"yi söy­lememiştir. Sadece kendisine benzetilen (turna) söy­lendiği için bu dörtlükte açık istiare vardır.
 
 
b. Kapalı istiare: Benzetmenin iki temel unsurundan sadece benzeyenin (zayıf unsur) söylenmesi ile yapılan istiareye kapalı istiare denir.
 
“Yaldızlı perçemlerin ıslandıkça uzuyor
 Yalnızlık damla damla şakağından sızıyor”
 Bu dizelerde “yalnızlık”, “suya” ya da “tere” benzetilmiştir. Ancak kendisine benzetilen “su ya da ter” söylenmemiş, özelliği olan “damlamak” söylenmiş, böylece kapalı istiare yapılmıştır.
 
“Süzülüp akasya dallarından gün
 Erir damla damla ayaklarında “
dizelerinde “gün”, “su”ya benzetilmiş, kendisine benzetilen “su” söylenmemiş, sadece suyu çağrıştıran “damla” kullanılmıştır. Sadece benzeyen kullanıldığı için bu dizelerde kapalı istiare vardır.
 
“Deniz yırtılır kimi zaman
Bilemezsiniz kim diker
Ben dikerim”
Deniz bir çarşafa vs. benzetilmiş ve çarşaf söylenmeyerek "yırtılmak" sözcüğü ipucu olarak verilmiş.
 
“Bir yalnızlık büyütürdüm saksıda”
 Yalnızlık bir çiçeğe benzetilmiş. Ama çiçek söylenmemiştir.
 
“Bir el çıkarmaya başlar bahçemizden
Lavanta çiçeği kokan kederleri”
Kederler bohçada saklanan el işi ürünlerine benzetilmiştir.
 
3)   Temsilî İstiare (Yaygın Eğretileme):    Benzeyenin söylenmeyip birden çok kendisine benzetilenle anlatıldığı bir benzetmedir. Temsilî teşbihe benzer; ancak, temsilî teşbihte benzeyen de kendisine benzetilen de söylenirken, temsilî istiare bu bakımdan açık istiareye benzer.
 
AT
Bin gemle bağlanan yağız at şaha kalkıyor.
Gittikçe yükselen başı Allah'a kalkıyor.
Son macerayı dinlememiş varsa anlatın
Zaptetmek isteyenler o mağrur, asil atın
 
Beyhudedir her uzvuna bir halka bulsa da
Boştur köpüklü ağzına gemler vurulsa da
Coştukça böyle sel gibi bağrında hisleri
Bir gün başında kalmayacak seyisleri
 
Son şanlı macerasını tarihe anlatın,
Zincir içine bağlı duran kahraman atın
Gittikçe yükselen başı Allah'a kalkıyor
Asrın baş eğdi sandığı at şaha kalkıyor
 
Benzeyen: Türk milleti (söylenmemiş)
Kendisine benzetilen: at (söylenmiş)
 
Not: Kişileştirme sanatının olduğu her yerde “Kapalı istiare” vardır.
 
İSTİARE ÖRNEKLERİ:
 
Sen o yılanın sözlerine bakma.
 
Bir cennette yaşıyoruz farkında değiliz.
 
Sabahtan uğradım ben o fidana.
 
Yedi tepeli şehrimde bıraktım gonca gülümü.
 
Şu beşikte yatan meleğe bakınız.
 
Yanan alnım duvarda,  sönen gözlerim camda
 
Rüzgâr,  yüzümü kesiyor.
 
Ay,  ağaç dalları arasından yere damlıyordu.
 
Can,  kafeste durmaz,  uçar.
 
A kara kız kara kız
Saçlarını tara kız
Gönlüm uçtu yuvadan
Perçeminde ara kız
 
Tekerlek yollara bir şeyler anlatıyor.
 
Ufukta günün boynu büküldü.
 
Bir med günü gökyüzü kurşunla örtülü.
 
Güneş, denizin mavi sularında saçını yıkıyordu.
 
Yeşil kurbağalar öter göllerde
Kırıldı kanadım kaldım çöllerde.
 
Mor menekşe boyun eğmiş
 Yapracığı suya deşmiş."