YKS Türkçe Deneme Sınavı - 42 / TYT Türkçe Deneme Sınavı | Dersimiz Edebiyat
Loading Posts...

YKS Türkçe Deneme Sınavı – 42 / TYT Türkçe Deneme Sınavı

 

 

YKS Türkçe Deneme Sınavı – 42 / TYT Türkçe Deneme Sınavı

1. İnsanın çevresindeki herkesle iyi ilişkiler kurması her zaman mümkün olmuyor. İnsanları değiştirmek zordur, hoşumuza gitmeyen yönleri hep olacaktır insanların ama insanlara bakarken durduğumuz yeri değiştirmek epeyce işe yarayacaktır. İnsanları oldukları gibi kabul ederek, onların hoş yönlerini ön plana çıkararak herkesle olmasa da çoğu insanla iyi ilişkiler kurabiliriz.

Bu parçada geçen "insanlara bakarken durduğumuz yeri değiştirmek" sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) İnsanlara farklı yönlerden bakmaya çalışmak

B)  İnsanları yanlışlarıyla benimseyebilmek

C)  Olumsuz davranışların nedenlerine inmek

D) Anlaşamadığımız insanlara mesafeli durmak

E)  İnsanlara kendilerini anlatma fırsatı vermek

 

2. Şair, yazar veya ressam hemen her sanatçı kendi rengi­ni bulana kadar başkalarının ayak izlerine basarak yürür. Her birinde bir şeyler keşfeder, özümser, damıtır ve so­nunda kendi rengini bulur.

Bu parçada geçen "kendi rengini bulmak" sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A)  Özgün tarzını oluşturmak

B)  Başka sanatçılara öykünmek

C)  Kendinden önceki sanatçıları örnek almak

D)  Basmakalıp eserler oraya koymak

E)  Düş gücünü belirgin hale getirmek

 

3. Selçuk Altan, sözcüklerle oynarken hem söz dizimsel hem de sözcüksel düzlemde yerleşik kullanımların dışına çıkıyor.

Bu  cümledeki altı çizili söz, aşağıdaki kavramların hangisi ile ilişkilendirilebilir?

A)  Tutarlılık

B)  Doğallık

C)  Benzersizlik

D) İlericilik

E) Uyarıcılık

 

4.  Aşağıdaki dizelerin hangisinde "sitem veya yakınma" anlamı yoktur?

 

A)            Ne doğan güne hükmüm geçer

Ne halden anlayan bulunur

B)            Manada güzel, ruhta güzel, tende güzelsin

Ey sevgili sen elde değil, bende güzelsin

C)            İyi günde yaran, ahbap çok olur

Dar günde dost bulunmaz nedendir

D)            Bin gül çıkardım sana kalbindeki külden

Bir gün beni ansaydın eğer sen de gönülden

E)            Neden herkes güzel olmaz
Yaşamak bu kadar güzelken

5.  Arabesk müzik, sosyal ve toplumsal değişmelerin bir ürünü olarak ortaya çıkmış bir müzik türüdür.

 

Yukarıda sözü edilen müzik türünün toplumdaki ye­rinin anlatıldığı bir parçadan alınan aşağıdaki cüm­lelerin hangisiyle, ayraç içinde verilenler arasında anlamca bir ilişki yoktur?

 

A)  Sanıldığı gibi geniş ve çeşitli kesimlerce dinlenen bir müzik türü değildir. (Dinleyicilerinin belli bir toplumsal tabakada yer alması)

B)  Daha çok köy ile kent arasında sıkışmış "ara" insan topluluğunca dinlenip benimsenmektedir. (Uzun bir geçmişinin olması)

C)  Varoşlarda yaşayan bu insanlar köydeki yaşantılarını sürdürürken kente adapte olmaya çalışırlar. (Arada kalmış bir kültür oluşturma)

D)  İşte bu durum, onların arabesk denen bu "ara" müzik türünü dinlemelerinin nedenidir. (Müzik tercihinin gerekçesi)

E)  Zaten arabeskin kendisi de müziğin neresinde oldu­ğunu bilmemektedir. (Kendini belli bir yer oturtamama)

 

6. (I) Senelerdir eleştirinin sadece eserin kötü yanlarını açığa çıkarmak olmadığını anlatıyoruz. (ll) Eleştiri kavramının olumlu yönlerini açıklamaya çalışıyoruz. (lll) Tüm çabamız, modern eleştiriyi tanımlamak için. (IV) Ne yazık ki biz, hayata baktığımız gibi bakıyoruz eserlere. (V) Biraz da bardağın dolu tarafını görsek başaracağız eleştiri yaz­mayı.

 

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

 

A)  I. cümlede süregelen bir durumdan söz edilmiştir.

B) ll. cümlede bir kararlılık dile getirilmiştir.

C) lll. cümlede bir amaçtan söz edilmiştir.

D) IV. cümlede özeleştiri yapılmıştır.

E)  V. cümlede bir gereklilikten söz edilmiştir.

 

7. (I) Fıkralar diğer anlatılara göre oldukça kısadır. (ll) Az sözle çok şey anlatılmak istenir. (lll) Güldürü öğesinin yanında düşünce öğesi de ağır basar. (IV) Fıkra, toplu­mun o gün içinde bulunduğu koşullara bağlıdır. (V) Halk zekası öyle fıkralar üretir ki bunlar yayın organlarında yer almadığı halde, dilden dile en kısa sürede yurt düzeyinde yayılır.

 

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

 

A)I.cümlede anlatı türleriyle ilgili bir karşılaştırma yapılmıştır.

B)ll.cümlede fıkraların yalınlığı üzerinde durulmuştur.

C)lll.cümlede fıkraların eğitici yanının da olduğu belirtilmiştir.

D)IV.cümlede fıkranın toplumsal yaşamla bağlantılı olduğu açıklanmıştır.

E)V.cümlede fıkraların sözlü gelenekte yaşadığı ve halk zekasının ürünü olduğu vurgulanmıştır.

 

 

8. (I) Memduh Şevket, kitap olarak yayımlanan ilk romanı Ayaşlı ve Kiracıları’nda öykülerinde olduğu gibi özgünlüğünü pekiştirecek bir teknik kullandı. (ll) Cumhuriyet sonrası Ankara’sında, kuruluş yıllarında, bir apartman dairesindeki odalarda kirada oturan değişik kesimlerde­ki kişilerin "bir mevsimlik" yaşantılarını gerçekçi biçimde yansıttı. (lll) Öykülerindeki gözlemci, betimleyici anlatımı, yalın ve akıcı dili, tiplemedeki başarısı, aydınlık bakışı romanlarının da belirgin özellikleri oldu. (IV) Öykü ve romanlarıyla gözlemci gerçekçiliğin öncü ürünlerini sunmayı bildi. (V) Bu yönüyle Cumhuriyet Dönemi çağdaş Türk edebiyatının gelişmesinde etkili oldu.

 

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangilerinde karşılaştırma yapılmıştır?

 

A) l. ve lll.                             B) I. ve IV.                C) ll ve V.

D) lll. ve V.                           E) IV. ve V.

 

9. I. Küçülen ve sınırların kalkmaya başladığı dünyada sözcükleri yerli ve yabancı diye ayırmak, evrensel kültürle kucaklaşmayı engeller.

II. Evrensel kültüre ulaşmayı hedefleyen bir toplumun, dilini başka dillere kapayıp yalnızca kendi sözcükleri­ne yaslaması ona yarar değil, zarar getirir.

III.  Başka dillerin egemenliğinden kurtulmadan, kendi dil bayrağını açmadan toplumsal uzlaşma beklentisin­deki uluslar yanılırlar.

IV.   Evrensel kültürün oluşmasında en önemli itici güç olan dil, kendi toprağında gelişip serpildikten sonra evrensel bir dil olma düzeyine ulaşabilir.

 

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangi ikisi savundukları düşünce bakımından birbirine en yakındır?

 

A) l.ve ll.               B) I. ve lll.              C) ll. ve lll.

D) ll. ve IV.             E) lll ve IV.

 

10. Genç sanatçı, kendinden önce gelmiş olanları aşmak isterse onların yapıtlarına dudak bükmemelidir. (I) Tam tersi gözünü dört açarak kendinden öncekilere bakmalıdır. (ll) Eski eserleri olabildiğince dikkatli gözlerle incelemelidir. (lll) Yeniyle eskiyi birleştirmeye çalışmalıdır. (IV) Zira yarı­na kalmış her yapıtın bir güzelliği, yaşayan yanı olduğunu bilmelidir. (V) Onların yüzyılların ötesinden günümüze kadar canlılıklarını koruyarak geldiklerini unutmamalıdır.

 

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinden itibaren gençlere verilen öğütlerin gerekçeleri açık­lanmıştır?

 

A)l.           B) ll.          C) lll.         D) IV.         E) V.

 

11. İnsanlığın adım adım ilerlemesini sağlayan şey, kuşkusuz, kişisel kazançların, ürün ve buluşların kuşaktan ku­şağa aktarılmasıdır. Hayvanlar dünyasında buna benzer bir olay yoktur. Eğitim görmüş bir köpek, başka bir köpe­ği eğitemez.

 

Bu paragrafta aşağıdaki ses olaylarından hangisi yoktur?

 

A)  Ünsüz yumuşaması

B)  Ünsüz benzeşmesi

C)  Kaynaştırma ünsüzü

D)  Ünlü düşmesi

E)  Ünsüz düşmesi

 

 

12. Aşıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yoktur?

 

A)  Hemen hemen herşeyi aldık yanımıza

B)  Hiçkimse için kendini üzmemelisin, dedi.

C)  Birde baktım daha uyanmamış, telaşlandım.

D)  Bunu size aksettirmek istemezdik hiç.

E)  Filmin bir de kamera arkası varki görmelisin.

 

 

13. Uzun zaman önce bir kitapta okuduğum şu söz beni çok etkilemişti :  Cesaretini kaybeden, her şeyini

                          I  II

kaybeder .      İşte yeni bir işe başlarken aklımdan

                III   IV

çıkarmadığım bir düşüncedir bu

                                             V

Bu parçada numaralanmış noktalama işaretlerinden hangisinde yanlışlık yapılmıştır?

 

A) l.           B) ll.          C) lll.         D) IV         E) V

 

 

14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, belirtili ad tamlamasının tamlayanı da tamlananı da niteleme sıfatı almıştır?

 

A) Yeni tahta kaşığın sapı yemek yaparken kırıldı.

B)Arkadaşım yolun sonundaki yüksek apartmanda oturuyor.

C) Okul bahçesinin yıkık duvarı nihayet onarıldı.

D)Bu gelişmeler, ülkenin dört yanında heyecanla karşılandı.

E)Tarifsiz kaderlerin yılgın insanı göçtü dünyamızdan.

 

15.   İnsan, çevresindeki kötü ve olumsuz durumları kendisi için olumlu biçimde kullanarak yaşamda sesini duyurabilir.

 

Bu cümleyle ilgili olarak aşağıdaki yargılardan hangi­si yanlıştır?

 

 

A)  Yan cümle, temel cümlenin zarf tümlecidir.

B)  Sıfat tamlaması vardır.

C)  Dönüşlülük zamiri kullanılmıştır.

D)  İlgeç (edat) kullanılmıştır.

E)  Yüklem birleşik zamanlı bir eylemdir.

 

16.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?

A)Bütün arkadaşlara bizi yalnız bırakmadıkları için te­şekkür ediyorum.

B)Zorluklar karşısında birlik olmanın önemli olduğunu biliyorsunuzdur.

C) Bu yanlışları tekrarlamamak için daha dikkatli olmalı­yız.

D)Herkes bizim kadar çaba verseydi sonuç daha iyi olurdu.

E)Takımın elde ettiği başarı okulda bayram havası oluşturdu.

 

17.   Okuyarak olayların ve gelişmelerin iç yüzünü öğrenen bir kişi, öncelikle kendine olan güvenini artırır.

 

Bu cümlenin öğe dizilişi aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

 

A)  Özne – zarf tümleci – nesne – yüklem

B)  Zarf tümleci – özne – yüklem

C)  Özne – nesne – yüklem

D)  Özne – yüklem

E)  Nesne – özne – zarf tümleci -yüklem

 

18. (I) Bir öykü ustası olarak girdi edebiyat dünyasına (ll) Öykülerinde de hiçbir zaman kolaya kaçmadı. (lll) Bunda sanata duyduğu saygı vardır. (IV) Yapıtlarının hepsinde okuru düşündüren özgün önermeler görülür. (V) Basmakalıp reçetelerden, alışılmış konulardan, yapay anlatım­lardan kaçınır.

 

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?

 

A)  I. cümle, devrik cümledir.

B)  ll. cümle, olumsuz fiil cümlesidir.

C)  lll. cümle, ad cümlesidir.

D)  IV. cümle, yüklem ve özneden oluşmuştur.

E)  V. cümlenin yüklemi dönüşlü çatılıdır.

 

 

19. Bu şehrin en güzel mevsimi kıştı. Bu yüzden buradaki kış aylarına "beyaz elmas zamanı" denir. Doğa, sonbaharın sarısını beyazla kapatmaya hazırlanırken gökyüzünde bir telaş başlar. Sonbahar bu şehre çok nazlanarak gelirken kış hiç de öyle değildir, birdenbire gelir. İlk kar, bulutların dağıldığı günden itibaren beklenir. Çünkü yağacak olan kar mevsim değişikliğinin ilk sembolüdür.

 

Bu  parçanın anlatımında aşağıdakilerden  hangisi yoktur?

 

A)  Öznel anlatıma dayanma

B)  Niteleyici sözcükler kullanma

C)  Kişileştirmelerden yararlanma

D)  Eksiltili ve devrik cümlelere yer verme

E)  Karşılaştırma tekniğine başvurma

 

20. "Doğru yazı", içindeki düşünce yanlış da olsa anlatmak istediğini dil kurallarına uygun olarak anlatan yazıdır. Niteliği; sağlıklı, etkileyici, sürükleyicidir. Doğru yazıda sözcükler, kavramları aşağı yukarı değil, tam olarak karşılar; tümcenin öğeleri yerli yerinde bulunur. Doğru yazının hoşa giden biçimde olması gerekmez.

 

Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

 

A)  Tanımlamaya yer verilmiştir.

B) Açıklamaya başvurulmuştur.

C)  Dil, göndergesel işlevdedir.

D)  Öznel değerlendirmeler vardır.

E)  Karşılaştırmaya başvurulmuştur.

 

21. Dil, sözlüklerde belirtildiği gibi sıradan bir "iletişim aracı" değil, insanları birbirine bağlayan, onların topluluk ve ulus olmasını sağlayan, kullanıldıkça güçlenen ve çözülmeyen bir bağdır. Millet olmanın temel unsuru dildir. Dil kimliği belirler, kimlik kültürü, kültür ise milleti… Milleti oluşturma gücüne sahip bulunan böylesine etkili bir unsurun kullanımı da varlığı kadar önemlidir.

 

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangilerin­den yararlanılmıştır?

 

A)  Öyküleme-Tanımlama

B)  Tartışma-Karşılaştırma

C)  Betimleme – Örnekleme

D)  Açıklama -Tanımlama

E)  Açıklama – Örnekleme

 

 

"Ay, yavaş yavaş yükseliyordu… " Böyle başlıyordu dergideki öykü. Gerisini okuyamadım, sayfayı çeviriverdim. Hak­sızlık ettiğimi sanmıyorum o yazara Böyle gelişigüzel bir cümle ile öyküsüne başlayan bir yazarda okuyup ilgilene­bileceğim bir şey yoktur benim. Beğenimi, okuma sabrımı aşar bu iş. Okuduklarım kadarıyla bilirim ki "Genç kadının gözlerinin içinde yanan çılgınca arzuyu gördü.", "Telefon acı acı çaldı.", "Kapıyı hızla çarparak arkasına bakmadan dışa­rıya çıktı." gibi sözler etmekten çekinmez onun gibi yazarlar.

 

 

22. ve 23. sorulan yukarıdaki parçaya göre yanıtlayınız.

 

 

 

22.   Bu  parçanın  anlatımında  aşağıdakilerden  hangisi yoktur?

 

A)  Yinelemelere yer verme

B)  Devrik cümlelerden yararlanma

C)  Tanık göstermeye başvurma

D)  Öznel değerlendirmede bulunma

E)  Örneklerden yararlanma

 

23. Bu parçada yakınılan durum aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?

 

A)Yazarların özgünlüğü olmayan sözlerle eserlerini oluşturması

B)  Yazarların süslü sözler kullanması

C)  Yazarların nesnel cümleler oluşturamaması

D)  Yazarların kapalı anlatıma yönelmesi

E)  Yazarların duru ve açık cümleleri kullanmaması

 

24. Öykülerine malzeme toplamaya çalışan öykücünün insan yaşamına bakış açısını değerlendirirken camdan bir balık akvaryumunu düşünmeden edemiyorum. Akvaryumda bugünkü yaşantısıyla günümüz insanı vardır. Günümüz insanının yaşamı, çağdaş öykü sanatı için bu denli saydam ve net bir görüntüdür. Öykü sanatının usta­sı bir öykücü ise nitelikli ürün verebilme yolunun önünde duran akvaryumun içindeki görüntüyü değerlendirmek­ten geçtiğini iyi bilir.

 

Bu parçada vurgulanmak istenen düşünceyi aşağıdakilerden hangisi tümüyle içerir?

 

A)Kaliteli öyküler yazan öykücü insan hayatını, kendi duygularını da katarak anlatan öykücüdür.

B)Günümüz insanının yaşamını net bir şekilde değerlendiren öykücü, çağdaş ve kaliteli ürünler meydana getirir.

C)Akvaryumda yaşayan balıklarla insanlar arasında çşitli yönlerden benzerlik vardır.

D)Öykülerin kendilerine özgü yazılma yöntemlerini öykücülerin bilmesi gerekir.

E)Öykülerine malzeme toplamaya çalışan öykücü çeşitli gözlemler yapmak zorundadır.

 

25. Refik Halit, yazmaya mizah dergilerinde yergi ve taşlamalarla başladı. Ömrü boyunca sürdürdüğü yazı hayatında eleştiriden, alaydan kaçınmadı. Günlük gazetelere yazdığı, o günün politik konumunu ya da gündelik haya­tını anlatan yazılarını bugün okuduğumuzda zamanın bu metinlerden aldığımız dilsel hazzı azaltmadığını görürüz. Türkçenin en keyif verici metinleri arasında sayabiliriz bu yazıları.

 

Bu parçadan Refik Halit’le ilgili olarak aşağıdakiler­den hangisi çıkarılamaz?

 

A)Yazı hayatına mizah dergilerine eleştiri yazarak başlamıştır.

B)Gazetelere yazdığı yazıların dili bugün bile okuyanı etkiler.

C)Yazı hayatı boyunca eserlerinde eleştiriden vazgeçmemiştir.

D)O günün politik ve güncel olaylarını anlatan gazete yazıları yazmıştır.

E)Hayatının belli bir döneminden sonra eleştiri yazıları yazmamıştır.

 

26. Divan edebiyatımızda, halk edebiyatımızda ve uzun süre Batı edebiyatında sevgililer birbirine denk olmamıştır. Genç kız üst konumdadır, ulaşılmazdır. Erkek ise aşağıdadır, yalvaran durumundadır. Genç kız, yukarıdan bir tebessüm lütfeder ya da bir gül atar. Eğer bu çift evlenir­se ilişki tersine döner. Erkek balkona veya sedire çıkar; kadın ise aşağıda yemek, bulaşık peşinde koşturmaya başlar. Bir iner, bir çıkar tahterevalli. Yere paralel durduğu pek nadirdir.

 

Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?

 

A)Kadın-erkek ilişkisinin edebiyatta nasıl yorumlandığı

B)İki insanın dışarıdan destek almadan hayata nasıl tutunduğu

C)Birbirini anlamaya çalışan insanların edebiyata konu olduğu

D)Kadınların edebiyatımızda da ulaşılmayan bir yere sa­hip olduğu

E)Kadın-erkek ilişkilerinin benzetmeyle anlatılabileceği

 

 

Sabahattin Ali, sanatçı ruhunun tutkulu derinlikleri ile ülke gerçeklikleri karşısındaki toplumsal bilinci arasında kimi zaman kurabildiği uyumlu denge kimi zaman da bireyin iç dünyasına eğilen şikayetçi, karamsar ve melankolik bir ruhun patlamalarıyla kendini gösteren bir iç derinliğe sahiptir. Bu durum onu modern edebiyatımızın kolayca etiketlendirilemeyecek öncü yazarlarından biri yapmış ve bugün ye­niden, yeni bir edebiyat merceği altında incelemeye değer kılmıştır.

 

 

27. ve 28. sorulan yukarıdaki parçaya göre yanıtlayınız.

 

 

27.Bu parçada Sabahattin Ali’yle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

 

A) Bazen bireysel bazen de toplumcu bir sanatçı oldu­ğuna

B)Sanatçı olmasının da etkisiyle ülke sorunlarını ve toplumsal sorunları dengeli bir biçimde ele aldığına

C)Toplumsal olayları anlattığı eserlerinde daha başarılı olduğuna

D)Zengin bir kimliğe sahip olmasından dolayı bugün edebiyatımızda bir çığır açtığına

E)Farklı bir yönüyle ve yeni bir bakış açısıyla tekrar incelenmeyi hak ettiğine

 

28.   Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?

A)Sabahattin Ali’nin edebiyatımızdaki yeri ve önemi

B)Sabahattin Ali’nin değişen iç dünyasının sanatına etkileri

C)Sabahattin Ali’nin eserlerinin değeri

D)Sabahattin Ali’nin edebiyatımıza etkileri

E)  Sabahattin Ali’nin bireye ve topluma bakış açısı

 

29. Kitap okumak için zaman bulamadıklarını söyleyenlerin çoğu, aslında düşünme tembeli. Kitap okumaya değil, düşünmeye üşeniyorlar. Kavramlar arasında yeni yeni bağlar kurmak korkutuyor böylelerini. Çünkü her yeni, bir değişimi getiriyor. Okumadıkları için de insan ve yaşamla ilgili bildiklerinin dışına çıkamıyor, doğru olarak bellediklerini aşamıyorlar.

 

Bu parçada okumayan kişilerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

 

A)  Belli kalıpların dışına çıkamadıklarına

B) Okumama nedenlerinin zaman bulamamakla bir ilgisinin bulunmadığına

C)  Düşünmek ve değişerek için çaba göstermediklerine

D)  Yeniliklere açık olmadıklarına

E)  İnsana ve yaşama farklı bir açıdan baktıklarına

 

 

30. Aristo, klasik felsefenin kurucularındandır. (I) MÖ 380-322 yılları arasında yaşamıştır. (ll) Eflatun’un kurmuş olduğu Akademia’da yirmi yıl asistanlık yapmış, edebiyat ve dil ile ilgilenen Aristo on iki yıl boyunca tüm Yunanistan’ı dolaşarak ders vermiştir. (lll) Edebiyat ve dil ile de yakından ilgilenen Aristo, Aristoteles veya Aristetalis adları ile bilinir. (IV) Etika, Politika, Atinalıların Anayasası, Sofis Helenler gibi ünlü eserleri vardır. (V) Aristo, görüşleri ile Doğu dünyasının eserlerinde ve klasik şiirimiz olan divan şiirinde yer almıştır. (VI) Divan şiirinde bilgi, akıl, mantık ve hizmet sembolü olarak Aristo’nun adı sıklıkla kullanılmaktadır. (VII) Özellikle kasidelerde, övülen kişiyi Aristo’ya benzeterek övmek gelenektir.

 

Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci parag­raf hangi cümleyle başlar?

 

A)ll.           B) lll.         C) IV.         D) V.          E) VI.

 

31. Bir romanın olay örgüsü ve kişileri roman yazılmadan önce yazarın zihninde biçimlenmiş, romanın ana çerçe­vesi az çok belirlenmiştir. Yazar, romanın bir planını çı­karmış, bölümlerini düzenlemiş, olayların akışını tasarla­dıktan sonra kalemi eline almıştır. —-. Yazarken olaylar üzerinde daha ayrıntılı düşünme fırsatı bulduğu için daha önce düşünmediği unsurları akışa kapılarak eserine kat­mak isteyebilir. Olaylar ve kahramanlar, yazarın kalemini yeni maceralara sürükler böylece.

Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre, aşağıdakilerin hangisinin getirilmesi en uygun­dur?

 

A)  Bu plan çerçevesinde yazarak aklındaki öyküyü roman haline getirir

B)  Ancak bazen roman, yazarı kendi akışına çeker

C)  Yine de eksik kalmış noktalar, yazım aşamasında so­run oluşturur

D)  Oysaki bu, anlatılanların inandırıcılığını zadeler

E)  Bununla birlikte okuyucunun da tepkisi önemlidir

 

32. Herkesin sandığının tersine hayatta iyi – kötü, güzel – çir­kin, olumlu – olumsuz gibi kesin ayrımlar yoktur. Örneğin bir insan sadece iyi ya da sadece kötü olamaz; iyi ya da kötü özellikleri bir arada bulundurur. Bazı insanlarda iyi taraflar daha fazlayken bazılarında kötü yönler daha çok olabilir. İnsanlara böyle yaklaşıldığında yaşamın daha gü­zel olacağı şüphesizdir. Çünkü bu sayede "iyi" dedikleri­mizin hata yaptığını gördüğümüzde hayal kırıklığına uğramayacak, "kötü" olarak nitelendirdiklerimiz yüzünden yaşamı kapkaranlık görmeyeceğiz.

 

Bu parçadan aşağıdaki değerlendirmelerin hangisine ulaşılabilir?

 

A)Yaşamdaki zıtlıkların iç içe, yan yana olduğunun yadsınamayacağına

B)  Hayatın hep iyi taraflarının görülmesi gerektiğine

C)  İnsanların hatalarını görmezden gelmek gerektiğine

D)  İnsanlarla iletişim kurmanın pek kolay olmadığına

E) İyi ve kötü insanlar arasında bir ayrım yapılmasının yanlış olduğu

 

33. Çok hoş sohbet, ağzı laf yapan biri olduğum söylenemez ama yazmaya oturduğumda bambaşka biri olup çıkıyo­rum. Kimlik değiştiriyorum adeta. Bu, elimde olan bir durum değil; yazarken kendimden geçiyorum ve çoğu zaman ne yazdığımı ben de bilmiyorum. Aklıma geldiği gibi, olduğu gibi bırakıyorum ifadeleri, onlar kendi yerle­rini bulup yerleşiyor. Kimi zaman oldukça büyük bir hız­la, kimi zaman da insanı çıldırtacak bir yavaşlıkta ortaya yeni bir roman çıkıyor.

 

Bu parça, aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık söylenmiş olabilir?

 

A)Günlük yaşantınızda nasıl bir insansınız?

B)Romanlarınıza kendinizden neler katıyorsunuz?

C)Hayattaki titizliğiniz roman yazma sürecine de yansı­yor mu?

D)Romanlarınız, düşüncelerinizi birebir yansıtıyor mu?

E)Yazım sürecinde, kendinizde ne gibi durumlar gözlemliyorsunuz?

 

 

34. Bütün zamanların en yürekli caz müzisyeniydi. Ömrü bo­yunca yaşamla Rus ruleti oynadı. Bir at kadar çok yedi, bir balık kadar suyla bütünleşti. Herkesi çok sevdi ama en çok sokağı sevdi. Hiç uyumazdı. Ara sıra kestirmekle yetinirdi. Gün gelir, ortalığı birbirine katardı. Bir kere bir konser sırasında kendisine verilen kırmızı bir gülü oldu­ğu gibi yedi. Her şeyi çok uçta yaşadı. Kısacık yaşamına birden çok yaşam sığdırdı. Hepsini de sonuna kadar ya­şadı. Charlie Parker ve zaman yarıştılar. Zaman kazandı. 1955’te gözleri bir daha açılmamak üzere kapandığında otuz beş yaşındaydı.

 

Bu parçada sözü edilen müzisyen için aşağıdakiler-den hangisi söylenemez?

 

A)  Yaşamı uç noktalarında yaşadığı

B)  İnsanları çok sevdiği

C)  Hayatı ciddiye almadığı

D)  Yaşamın sınırlarını zorladığı

E)  Caz müziğine yeni kapılar açtığı

 

35. (I) Ana hikaye temel nokta olduğu için değiştirilemez. (ll) Bundan dolayı bizim eser üzerindeki inisiyatifimiz kısıtlanmış olmaktadır. (lll) Kendi hikayemizi anlatırken dahi, mumun çevresindeki kelebek gibi olayın etrafında döneriz. (IV) Hikayeye ayrı bir güzellik katan öğelerle yer yer kopukluklar yaşarız bu yüzden. (V) Yine de hikayenin bütününe hakim olmak için yorum yapmaktan alıkoyamayız kendimizi.

 

Bu parçadaki numaralanmış yerlerin hangisine "Hatta zaman zaman karanlık noktalardan çıkamadığımız olur." cümlesi getirilirse anlam bütünlüğü bozulmaz?

 

A)l.           B) ll.      C) lll.         D) IV.          E) V.

 

36. Çağımızın romancısı, okuyucusunu iyi tanımakta, onun birkaç yüz yapraklı bir romanı bütünlükle kavramakta zorlanacağını bilmektedir. Yazarın, en çok birkaç saat içinde okunabilen romanlara yönelmesi, romancının deneyiminden doğmuştur. Kaldı ki günümüz sanatı birçok gereksiz ayrıntıdan sıyrılmakla bu ereği (amacı) kolaylaştırmıştır.

 

Kendisinden böyle söz edilen çağımız romancısı eserini oluştururken aşağıdakilerin hangisini göz önünde bulundurmalıdır?

 

A) Okuyucuların kendisiyle özdeşleştirebileceği tiplere yer vermeyi

B)Okurun, kısa sürede okuyabileceği romanlardan hoşlandığını

C)  Okuyanda var olan beklentileri dikkate almamayı

D)  Okuyucunun sorunlarına pratik çözümler sunmayı

E)  İnsanda karamsarlık yaratan konulardan uzak durmayı

 

37. Orhan Veli, Garip şiirinin nasıl bir yol izlediğini ve daha sonraki yıllara nasıl geldiğini bir yazısında şu şekilde belirtir: "Yirmi yaşımızı dolduralı bir iki seneden fazla olmamıştı. Beylik kalıplar, beylik oyunlar, beylik dünyalar içinde bunalmış kalmış olan şiire yeni imkanlar arayalım dedik. Şiire yeni dünyalar, yeni insanlar sokarak, yeni söyleyişler bularak şiirin sınırlarını biraz daha genişlet­mek istedik. İlk işimiz, bilinen sanatları bir tarafa bırakıp şiiri bu sanatlar dışında şiir yapan özellikleri aramak oldu. Böylelikle onu bir reçete olmaktan kurtaracaktık. Bu işi başarabilmek için de şiir tariflerinin verdiği tertiplere karşı gelmek gerekiyordu. O tertipleri bulmuş olan şiirle o şiire sıkı sıkı sıkıya bağlı kimselerin bu dikine giden hareketten memnun olmayacakları besbelli idi."

 

Bu parçadan Orhan Veli’yle ilgili olarak aşağıdakilerin hangisine varılamaz?

 

A)  Eski şiire sıkı sıkıya bağlıdır.

B)  Şiire genç yaşlarda başlamıştır.

C)  Şiirin konularını genişletmek ister.

D)  Sıradan söyleyişlerden hoşlanmaz.

E)  Söz sanatlarının kullanımına karşıdır.

 

38. Gerçek sanatçı, hayatı şu ya da bu şekilde algılayan insan değildir. O, yaşama anlam katar. Gerçek olanla çok fazla ilgilenmez. Bizlerin görmediğini görür, bunları bi­zimle paylaşır. Gerçek sanatçının anlatımı da bizimkine benzemez. Onun anlatımı, okuyana keyif verir. Farkında olmadan, sanatçıyla birlikte, yaşamı yeniden algılar, yaşamaktan tat alır ve dilimizi kullanmayı öğreniriz.

 

Bu paragraftan aşağıdakilerin hangisi çıkarılamaz?

 

A)  Sanatçının genellikle gerçek olanla çok ilgilenmediği

B)  Sanatçının, gerçekleri ana hatlarıyla topluma anlattığı

C) Gerçek sanatçının anlatımının sıradan insanlarınkinden farklı olduğu

D)  Sanatçının, hayatı sıradan bir şekilde algılamadığı

E)  Gerçek sanatçının, kişinin dilini geliştirdiği

 

39. Ben, gerçekten şiirin insana tattırdığı duyguların, aktardı­ğı imgelerin, öteki plastik sanatların ve özellikle müziğin uyandırdığı duygulardan, insanı yücelten estetik zevk­lerden pek farklı olmadığını sanıyorum. Bu düşüncenin oluşmasındaki neden, çok iyi yorumlanan güçlü ve güzel bir müzik yapıtını dinlediğim anda, benliğimi kaplayan duygulanmanın tam eşini, iyi bir şiir okuduğum ya da dinlediğimde de tatmamdır, kanısındayım.

 

Bu parçada şiirle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi vurgulanmıştır?

 

A)  Şiirin diğer sanatlardan üstün olduğu

B)  Şiirin biçimsel olanaklarının çokluğu

C) Şiirin konusunun genellikle toplumsal olduğu

D)  Şiirin insanı etkileyen bir büyüsünün olduğu

E)  Şiirin imge bakımından zenginliği

 

40. Türk izleyicisinin, "sadece vakit geçirmek" için sinemaya gitmeye başlaması, Türk sinemasının yön değiştirmesine neden oldu. Usta işi, felsefesi olan filmler, izleyici bula­mayınca yapımcılar da kolay filmler çekmeye yöneldiler. Sinema, sadece gelir getiren bir araç olarak görülmeye başlanınca da sinemaya sokak kültürü hakim oldu. Argo­nun moda olduğu beyaz perde, izleyiciyi kültürlü bireyler olarak görmek yerine cüzdan olarak görmeye başladı. "En değerli film, —- filmdir." anlayışı Türk sinemasının sloganı haline geldi.

 

Bu parçada boş bırakılan yere, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

 

A)  halka en yakın olan

B)  izleyicilerin hepsinin beğendiği

C)  eski tarzdaki filmlere benzemeyen

D)  en çok kar bırakan

E)  popüler oyuncuların desteklediği

 

 

 

1

A

11

E

21

D

31

B

2

A

12

D

22

C

32

A

3

C

13

E

23

A

33

E

4

B

14

E

24

B

34

E

5

B

15

E

25

E

35

D

6

B

16

D

26

A

36

B

7

B

17

A

27

C

37

A

8

A

18

D

28

A

38

B

9

A

19

D

29

E

39

D

10

D

20

E

30

D

40

D

 

Yükleniyor...