12. Sınıf Dil ve Anlatım Sanat Metinlerinin Ayırıcı Özellikleri Testleri-3 (Test Çöz – Online)

12. Sınıf Dil ve Anlatım dersi Sanat Metinlerinin Ayırıcı Özellikleri konulu 10 soruluk online test derledik. Dersimiz Edebiyat ailesi olarak başarılar diliyoruz.

12. Sınıf Dil ve Anlatım Sanat Metinlerinin Ayırıcı Özellikleri Testleri-3 (Test Çöz - Online)

Tebrikler - 12. Sınıf Dil ve Anlatım Sanat Metinlerinin Ayırıcı Özellikleri Testleri-3 (Test Çöz - Online) adlı sınavı başarıyla tamamladınız.

Sizin aldığınız skor %%SCORE%% en yüksek skor %%TOTAL%%.

Hakkınızdaki düşüncemiz %%RATING%%


Yanıtlarınız aşağıdaki gibidir.
Soru 1

Şiiri düzyazı mantığıyla anlamaya, algılamaya kalkışmak yanılgıya sürükler okuru. Nasıl ki şair kendisini yaşam boyu şiirini boyutlandırmak, şiirine yeni açılımlar bulmak için eğitiyorsa okur da kendisini eğitmek zorunda hissetmelidir. Çünkü... Bu parça düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisiyle sürdürülebilir?

A
Okurun şiiri anlamlandırması donanım ve birikimi gerektirir.
B
Şiir, her okuyanda aynı duyguyu uyandırmaz.
C
Şiirde söylenenler düzyazıda karşılığını bulamayabilir.
D
Şiir, anlam derinliği olan bir yazınsal türdür.
E
Şiirle okur arasında görülmez bir bağ vardır.
Soru 2

Fakir Baykurt, On Binlerce Kağnı adlı yapıtının girişinde şöyle diyor; "Okumuşun okumamışın, köydekinin kenttekinin, yaşlının gencin, yoksulun, çoğunluğun kolayca anlayabileceği "ortak dil" sadece türetme yoluyla canlan­dırılmaz. Dil, sadece sözcük çokluğuyla canlanmaz, sergilenmez. Bu sözcükleri halk arasındaki tadıyla kullanmadıkça, her değişik duruma ve anlama göre söz dizimine gerekli incelik ve çevikliği getirmedikçe, çoğunluğun anlattığı ve tat aldığı ortak dile erişilemez. Bu parçada vurgulanan düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

A
Dil, işlendikçe değer kazanan canlı bir varlıktır.
B
Ortak bir dilin varlığı kullanılan sözcüklerin işlerliğine bağlıdır.
C
Toplumun her kesiminin anlayabileceği bir dil anlayışı geliştirilmelidir.
D
Bir dilin zenginliği sözcük sayısı ile ölçülür.
E
Her türlü duygu ve düşünce iletimini dille gerçekleştiririz.
Soru 3

Dünyada Montaigne'in başlattığı bu tür, kişisel düşünceye ağırlık verir. Bizde, kişisel düşünce üretmeye alışmadığımız, başkalarının ürettiği düşünce şablonlarıyla yetindiğimiz için "de­neme" türü yeterince gelişmemiştir. Yazarların tutumuna koşut olarak, okuyucular da düşünce tembeli olduğu ve denemede öykü gibi her­hangi bir olay anlatılmadığı, hiç değilse dedi­kodu dahi yapılmadığı için okurda ilgi kıtlığı ağır basmıştır. Bu parçanın anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

A
Açıklama
B
Tanımlama
C
Betimleme
D
Tartışma
E
Öyküleme
Soru 4

Gerard de Nerval: "Yaşamı bir roman gibi kurmak istiyorum. En küçük bir aksaklık beni sıkıyor." demiş. Nasıl kurulur bir yaşam? Bir ölçüde öyle... Kişi, yaşamın ilk basamaklarında kararlı bir tavır almayı bilirse hem kendisine hem çevresine hem de bizi bekleyen ne olduğunu bilmediğimiz olgulara karşı başarı kazanabilir. Bu parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

A
Karşılaşacağımız her sorun yaşamın bir gerçeğidir.
B
Kusursuz bir yaşam biçimi isteyenler, yazınsal yapıtları örnek alırlar.
C
Anlamlı ve güzel bir yaşam düzeni kurmak bazı sıkıntıları göze almayı gerektirir.
D
İyi bir yaşam, yaşam bilincini, sorumluluğunu ve kararlılığını zamanında duyan kişilerdir.
E
İnsan, çevresine faydalı olabildiği sürece iyi bir yaşam sürebilir.
Soru 5

Özgün hayallerle şiir yazmak, şairin o hayal­lere yaslanarak sesini bulması kuşkusuz başarıdır. Aslında hayalsiz, olağan bir başarıdır. Çünkü böyle bir şiir, hayaller dünyasına sığınmaz, şiirin büyüğü sözcüklerin diziminden doğar. Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A
Bilgi vermek amacıyla şiir yazılmaz.
B
Şiirde asıl başarı dilin güzel kullanılmasıdır.
C
Şiirin başarısı özgün olmasına bağlıdır.
D
Yazarın dilinden çok anlattığı önemlidir.
E
Şiir, sözcüklere yeni anlamlar kazandırmaktır.
Soru 6

Türü ne olursa olsun, her yazınsal yaratı yaşamla beslenir. Ne var ki yaşamın körü körüne yansıtılması anlamına gelmez bu. Ama bütün bütün de değiştirilip çarpıtmaz onu; renginden, zenginliklerinden ve güzelliğinden arındırmaz. Boris Suckhov'un dediği gibi, "Var oluşundan bu yana sanat ve edebiyat, insanlığın fırtınalı gelişimi doğrultusundaki bütün değişimleri bir barometre hassasiyetiyle kaydetmiştir hep." Bu parçada savunulan düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

A
Toplumsal sorunlardan uzak duran bir yazar başarılı olamaz.
B
Sanatçı, yapıtlarına kendisinden bir şeyler katabilmektedir.
C
Sanatsal yaratıların kaynağında insan yaşanmışlığı yer almaktadır.
D
Tüm sanat yapıtları yaşama tutulan birer ayna gibidir.
E
Gerçeği değiştirmeden anlatmak sanat¬çının görevidir.
Soru 7

Yazı yazmanın hiçbir kestirme yolu, hiçbir reçetesi yok. Belirli bir kurama uymaya kalkışması büyük bir hata olur genç bir yazarın. Ne öğrenirseniz, kendi yaptığınız hatalara bakarak öğrenirsiniz; ancak yanıla yanıla ustalaşır insan. Gerçek sanatçı, kendisine kimsenin akıl veremeyeceğine inanır. Gururu sonsuzdur. Eski bir yazara ne denli hayranlık duyarsa duysun, gene de onu aşmak ister. Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A
insanın deneme-yanılma yoluyla doğruyu bulacağına
B
Geçmişin birikiminden yararlanmadan başarılı olunamayacağına
C
Her yazarın üslubunu kendisinin belirlemesi gerektiğine
D
Hata yapmaktan korkmayıp hatalardan pay çıkarılabileceğine
E
Yazı yazmanın belli bir yönteminin olmadığına
Soru 8

İnsanı insana anlatmak başlıca kaygısıdır sanatın. Çağlar boyunca sözle olsun, renkle ezgiyle olsun tüm sanat verimleriyle insan dediğiniz varlığın iç ve dış evreni yansıtılmak istenmiştir. Duygular, tutkular, düşler, düşün­celer değişik biçimler içinde ele alınmış, işlenmiştir. İşleyiş, ele alış biçimleri sanatçıdan sanatçıya, çağdan çağa değişse de amaç aynı kalmıştır: insanı insana anlatmak... Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A
Sanat, insanın kendisini bulmasında bir araç olarak görülmüştür.
B
Sanatçılar yapıtlarını oluştururken kendilerine özgü bir üslup belirlerler.
C
Her çağın kendisine özgü sanatsal kaygıları vardır.
D
İnsan, karmaşık duygularıyla anlaşılması zor bir varlıktır.
E
İnsan, kendisini başkalarına açabilmek için sanatı var etmiş ve onu çeşitlendirmiştir.
Soru 9

Öykünün en belirgin özelliği, bence, içinde büyük yoğunluk taşıyan bir yazı türü olmasıdır. Bu yoğunluğu bir yanıyla şiirdeki yoğunluğa benzetebiliriz. Öykünün örgüsü sık, romanınki seyrektir. Öykü romandan daha biçimcidir. Biçimdeki en küçük aksaklık hemen göze çarpar. Öz yününden de öykü kesin açık, belirli bir ileti sunmak zorundadır. Bu parçada öyküyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemistir?

A
Öykü ile roman arasındaki biçimsel farklılık hemen göze çarpar.
B
Öykü, öz ve biçim olarak romandan farklıdır.
C
Öykünün okunması romana göre daha kolaydır.
D
Öyküde kesin, hatları çizilmiş bir bildiri vardır.
E
Öykünün en belirgin özelliği büyük bir yoğunluk taşımasıdır.
Soru 10

Aragon, anımsadığına göre şöyle diyordu bir yazısında: "Bazıları şiirle anlatamadıkları şeyi oturup düzyazıyla uzun uzun anlatabilecekle­rini sanır. Bense tersine, düzyazıyla an­latılamayan şeylerin şiirle anlatılabileceğine inanırım." Bu parçada Aragon, şiirin özellikle hangi yönünü vurgulamak istemiştir?

A
Daha kolay anlaşılır bir tür olduğunu
B
Şiir yazmanın düzyazıdan daha kolay olduğunu
C
Düşüncelerin şiirle rahatça anlatılabileceğini
D
Diğer edebiyat türlerinden daha yoğun anlam taşıdığını
E
İnsanlar arasındaki en iyi iletişim aracı olduğunu
Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. Sonuçları al.
10 tamamladınız.
error: Maalesef! İçerik kopyalanamaz.