İyi yazı, iyi düşünceden doğar. Bunun için yazmadan önce, iyi düşünmeyi öğrenmeliyiz. Görgülerimiz, denemelerimiz üzerine kurulan düşüncelerle yazma isteğimiz birleşirse o yazı başarılı olur. Kopya çalışmalardan kaçınmalı, samimi olmalıdır. Samimiyetten uzaklaştıkça, yazı güzelliğini, kuvvetini kaybeder.
İyi yazmak ve güzel üslup için; yazının konusu iyice kavranmalı; anlatım açık, düzgün özentisiz olmalı; görülen, düşünülen, bilinen eksiksiz anlatılmalı, anlatışta açıklık, akıcılık, duruluk, yalınlık ve özgünlük bulunmalıdır.
Açıklık
Açıklık; sözün ve yazının ne demek istediği hemen anlaşılacak derecede yerinde sözcüklerden meydana gelmesidir.
Goethe’ye göre; Bir yazarın üslubu, genellikle mizacının damgasını taşır; bir insan açık bir üslupla yazmak istiyorsa önce kendi ruhunda açıklık olmalı; üslubunda yücelik olmasını isteyen de önce yüksek bir karakter taşımalıdır.
Açıklıkta söz ve yazının hemen kavranacak biçimde olması, sözcüklerin yerli yerinde kullanılması, cümlelerin dolambaçsız sıralanması esastır. Anlatılmak istenen konunun, açıkça ve anlatma kurallarına uygun olarak söylenmesi açıklığın temel ilkeleri arasındadır.
Adam, kendisine iyi baksın diye kızına para verdi.
Bu cümleden hem “kız, babasına iyi baksın” hem de “kız, pasaklı ve perişan olmasın” anlamı çıkabilir. Bu nedenle bu cümle açık bir cümle değildir.
Yalan söylediğini anlamıştım.
Bu cümlede yalan söyleyenin ikinci kişi (sen) mi, üçüncü kişi (o) mu olduğu belli değildir.
Akıcılık
Akıcılık; hiçbir engele çarpmadan akıp gitme niteliğinde olan sözlerin yazıların; konunun hiçbir ses pürüzü olmadan akar gibi söylenebilir olmasıdır.
Akıcılık için; sözcük ve fikirler birbirine iyice kaynaşmalı; akışı bozan, söylenmesi güç sesler, sözcükler ayıklanmalıdır.
Duruluk
Duruluk; içinde gereksiz hiçbir sözcük bulunmayan, amacı eksiksiz anlatan söz; cümleyi kurarken elden geldiği kadar az sözcük kullanılması, gereksiz sözcüklerin ayıklanmasıdır. Bir olayı, düşünceyi, bir duyguyu en açık biçimde anlatmaktır.
Her zaman doğru, düzgün, temiz konuşup yazmaya çalışmalıyız. Bir sözü gereğinden fazla uzatmamalı; yazıyı bitirdikten sonra dikkatle okumalıyız.
Bunun nedeni ise çalışmayı sevmemesidir.
Artık daha fazla erken kalkmalısın.
Bu cümlelerde altı çizili sözcükler duruluğa aykırı yani gereksizdir.
Yalınlık
Yalınlık; sadelik, gösterişsizlik, bir düşünceyi herkesin anlayabileceği bir açıklıkla anlatma; süssüz ve kısa, anlamı kuvvetli ve kesin sözdür. Hiçbir özentiye yer verilmemelidir. Cümlede gereksiz süslerden, eskimiş, anlamı iyi bilinmeyen sözcükleri kullanmaktan çekinme yalınlık için gereklidir.
Yazılarda; görülenler, duyulanlar, düşünceler, süslü, yaldızlı sözcükler kullanmadan; düşünceler içtenlikle; uzun cümlelerden, karışık düşüncelerden, zoraki yapmacıklardan uzak yalın bir dille anlatılmalıdır.
Meşin yuvarlak filelerle kucaklaştı.
Bu cümlede sanatlı bir söyleyiş, yani süslü bir anlatım vardır. Bu cümle yalın bir şekilde söylenebilir:
Gol oldu.
]]>Bir insanı, bir yapıtı bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işine eleştiri (tenkit) denir.
ÇIKMIŞ SORU ÖRNEKLERİ
(I) Bu oyunların kuruluşu sağlam. (II) Dünyanın her yanında rastlanabilecek türden oyunlar bunlar. (III) Konu seçimi ve düzeyli bir izleyicinin anlayabileceği eleştirel yaklaşım oyunları çekici kılıyor. (IV) Yazar dünyaya hiç gülümsemeden bakıyor. (V) Yer yer kişilerini gülünç göstermeye çalışıyor. (VI) Bunlar da oyunların itici yanını oluşturuyor.
Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerin hangisinden başlanarak söz konusu oyunlara yönelik olumsuz bir eleştiri yapılmaktadır?
A)II. B) III. C) IV. D) V. E) VI.
(1998-ÖYS)
Çözüm
III. cümlede oyunların çekici kılındığından bahsedilmektedir. IV. cümleden itibaren ise yazar dünyaya gülümsediği için eleştiriliyor. Bu eleştiriler sonraki cümlelerde de sürüyor.
Yanıt : C
Örnek
(I) Bilim adamı doğru ve içten olmalıdır. (II) Bu, onun en önemli niteliği olmalıdır. (III) O, inanmadığı, bir başka söyleyişle, gerçeklerle bağdaşmayan, doğrulanması olanaksız yargıları savunmaya kalkmamalıdır. (IV) Bir bilim adamının yazdığı bu yazılar ise gerçekdışı birtakım düşüncelerle dolu. (V) Birbirini tutmayan görüşler, eserin inandırıcılığını yok etmiş.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisinden başlanarak eserle ilgili olumsuz eleştiri yapılmaktadır?
A) I. B)II. C) III. D) IV. E) V.
Çözüm
Parçada ilk üç cümlede bilim adamının ve onun eserlerinin nasıl olması gerektiğinden söz edilmiştir. IV. cümleden itibaren ise eserde gerçek dışı birtakım düşüncelerin ve birbirini tutmayan görüşlerin olduğunun söylenmesi eserle ilgili olumsuz eleştirilerdir.
Yanıt : D
]]>Acınmak, üzülmek, yerinmek, esef etmektir.
Örnek
Aşağıdaki dizelerin hangisinde “hayıflanma, üzülme” söz konusudur?
A) Kınalanmış gibi dağlar, dereler Ne güzel güz, ne güzel eylül olur.
B) Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor.
C) Yaz göç ediyor, ne yazık, yine güz Mor dağlarda güneş doğmadan henüz
D) Kuşlar gelecek damların üstünden Kuşlar konacak dallara
E) Lale sümbüller içinde hüma kuşları ötüyor Avcılar yolu tutmuşlar dağlara erken erken
(1991-ÖYS)
Çözüm
“C” seçeneğindeki dizelerde şairin “ne yazık” sözüyle yaz mevsiminin çok erken bitmesine ve yerine güz (sonbahar) gelmesine üzüldüğünü görüyoruz.
Yanıt: C
]]>Yakınma, içinde bulunulan ortamdan, koşullardan ya da bir kişiden şikayetçi olmaktır.
ÇIKMIŞ SORU ÖRNEĞİ
(I) Kitapta günümüz edebiyatı açısından önemli sayılabilecek zengin bir malzeme var. (II) Bunlar saymakla bitmez. (III) Ülkemizin edebiyatı biraz da böyle sanat olaylarının bir araya getirilmesiyle serpilip gelişmektedir. (IV) Oysa geçmişe baktığımızda bu konuda öyle çorak bir görünüm var ki… (V) Örneğin bir Y. Kemal’in, bir A.H. Tanpınar’ın eserlerine ışık tutabilmek için eldeki bilgi kırıntılarıyla yetinmek zorunda kalıyoruz.
Bu parçada hangi cümleden başlanarak bir “yakınma” dile getirilmektedir?
A) I. B) C) III. D) IV. E) V.
(1991-ÖYS)
Çözüm
“Yakınma” bir şeyden sızlanmak olduğuna göre “A”, “B” ve “C” seçeneklerinde böyle bir durum söz konusu değil. “D” de geçmişteki kitapların içeriğine ilişkin bir “yakınma” dile getirilmiştir. Bu yakınma, E’deki cümleyle devam etmektedir.
Yanıt : D
]]>Öneri bir sorunu çözmek üzere bir şey öne sürmek, teklif etmektir.
Öneri bildiren yargılar, herhangi bir konu hakkında teklif, düşünce ortaya koyan yargılardır.
ÇIKMIŞ SORU ÖRNEĞİ
(I) Bu şiirin tadına varabilmen için oldukça fazla çaba harcaman gerekti. (II) Bunların bir yanı ne kadar açık ve yalınsa bir yanı da o kadar karmaşık ve yoğun. (III) Bu noktada sanatçının öyküleriyle benzerlikler görülüyor. (IV) Kitabın sonuna şiirlerin sezgisel dünyasını ortaya koyacak notların eklenmesi yararlı olabilirdi. (V) Yine de sanatçının şiirlerinden bir demetin Türkçeye kazandırılması çok olumlu bir çalışma.
Yukarıdaki parçayı oluşturan cümlelerin hangisinde bir “öneri” söz konusudur?
A) I B) II C) III D) IV E) V
(1990-ÖSS)
Çözüm
Bir değerlendirme (eleştiri) paragrafıyla ilgili olduğu anlaşılan yukarıdaki cümlelerde şair “şiir kitabı” hakkındaki düşüncelerini dile getiriyor; ancak, IV. cümlede kitabın oluşumuyla ilgili bir de öneri ortaya konuyor. Bu öneri “kitabın sonuna şiirlerin sezgisel dünyasını ortaya koyacak notların eklenmesinin yararlı olabileceği” düşüncesidir.
Yanıt : D
]]>Tahmin: Olaylar, durumlar, nesneler arasında yaklaşık olarak değerlendirme, oranlama yapmaktır. Tahminde; akla, sezgiye veya bazı verilere dayanarak gelecek bir şeyi, bir olayı kestirme vardır.
Sezgi: Bir olayı meydana gelmeden önce sezmektir. Sezgi; felsefi terim olarak “gerçeğin deneye veya akla varmadan doğrudan doğruya kavranması” anlamında kullanılır, tahminden farkı budur. Tahminde bazı verilere, akla dayanılır. Sezgide böyle bir durum söz konusu değildir.
ÇIKMIŞ SORU ÖRNEĞİ
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir “sezgi – tahmin” söz konusu değildir?
A) Bu olayın böyle sonuçlanacağını ben çok önceden anlamıştım.
B) Nasıl bir mutluluk içinde bulunduğunu gözlerinden okuyordum.
C) Bu sırrı, sonsuza değin yüreğimde taşıyacağıma söz veriyorum.
D) Bu konuyu onun yanında rahatça konuşabileceğimi sanıyorum.
E) Paraya düşkün biri olduğunu, konuşmalarından çıkarmıştım.
(1990-ÖSS)
Çözüm
A ve B’de sezgi, D ve E’de tahmin, C’de ise bir nevi yemin, ant vardır.
Yanıt : C
]]>Bir kavramın özel ve değişmez nitelikleriyle tarif edilmesidir. Tanım cümleleri “Bu nedir?” sorusunun yanıtıdır. Genellikle “-dir” ya da “denirle biter.
Bir cümlede “tanım”dan söz edilebilmesi için mutlaka tanımlanacak bir kavram olmalıdır.
“Tartışma; bir konu üzerinde karşılıklı olarak lehte ve aleyhte fikir yürütmektir.” cümlesi bir tanım cümlesidir.
“Tartışmada esas karşımızdakinin düşüncesini çürütmektir.” cümlesi bir tanım cümlesi değildir.
“Düşünme, duyum ve izlenimlerden, tasarımlardan ayrı olarak, aklın bağımsız ve kendine özgü durumu, bağlantıları ve biçimleri kavrama yetişidir.” cümlesi de bir tanım cümlesidir.
ÇIKMIŞ SORU ÖRNEKLERİ
Örnek
(I) Bilinç akışı yöntemi öykü ve romanlarda karakterlerin geçmişe ve bugüne ilişkin duygu, düşünce ve anılarının aktarımında kullanılan bir tekniktir. (II) Söz konusu duygu ve düşüncelerin hiçbir denetim ya da sınırlama olmaksızın olanca doğallığıyla aktarılması anlatıyı zenginleştirir. (III) Bu teknikle yazar, okura kendi duygularını anlayabilme olanağı sunar. (IV) Bir başka anlatımla okurun gerçeği farklı boyutlarda görmesini sağlar. (V) Böylece yazar, yüzeysel olanın anlatımıyla yetinmeyerek, yarattığı kahramanların iç dünyalarını da yansıttığı için anlatımına derinlik kazandırmış olur.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisi tanımsal bir nitelik taşımaktadır?
A) I. B)II. C) III. D) IV. E) V
(2007-ÖSS)
Çözüm
I.cümlede “Bilinç akışı yöntemi” tanımlanmaktadır.
Yanıt : A
Örnek
(I) Anlamlan olan ya da anlamları birlikte kullanıldığı sözcükle ortaya çıkan ses ya da ses topluluklarıdır sözcük.(II) İnsan, sözcüklerle düşünür. (III) Düşünürken nesnelerin yerine işaretleri yani sözcükleri koyar. (IV) Bu, zihnin işlemesini kolaylaştırır ve çabuklaştırır. (V) Sözcükler ne kadar açık olursa zihin o kadar iyi işler.
Bu parçadaki cümlelerin hangisinde tanımlama yapılmıştır?
A)l. B) II. C) III. D) IV. E) V.
Çözüm
Parçanın I. cümlesinde sözcüğün tanımı yapılmıştır. Tanım cümleleri”—dir, denir”le biter ve “Bu nedir?” sorusunun yanıtıdır. Öteki seçenekler birer saptama cümlesidir.
Yanıt : A
]]>Bir kimse veya bir durumla ilgili olarak belirli birtakım kıstaslara dayanarak önceden ortaya konmuş olumlu ya da olumsuz hükümdür. Ön yargı, bir olay, durum, ya da düşünceyle ilgili, peşin hükümlü olmaktır. Yani incelemeden, iyice araştırmadan, olumlu ya da olumsuz bir görüş ileri sürmektir.
ÇIKMIŞ SORU ÖRNEĞİ
Örnek
(I) Bu oyunu izlerken gülümsüyorsunuz. (II) Yumruklarınızı sıkmıyorsunuz, öfkelenmiyorsunuz. (III) Yalnızca yansıtılmak istenen bir güzelliği algılıyorsunuz. (IV) Güzel bir oyun izlemenin coşkusuz sevincini ve rahatlığını duyuyorsunuz. (V) Biliyorum, çok fazla seyirci toplamayacak bir oyun, ama salt o rahatlığı yaşamak adına görülmeye değer.
Bu ayrı numaralanmış cümlelerin hangisinde bir “ön yargı” söz konusudur?
A)l. B) II. C) III. D) IV. E) V.
(1991–ÖYS)
Çözüm
“Ön yargı” bir kimse ya da bir şeyle ilgili olarak belirli koşul olay ya da görüntülere dayanarak önceden edinilmiş olumlu ya da olumsuz yargıdır. Bu yönüyle de özneldir. Parçada yazar son cümleye kadar oyunla ilgili çeşitli düşüncelerini açıklamış, son cümlede ise “Biliyorum, fazla seyicri toplamayacak” diyerek bir ön yargıda bulunmaktadır.
Yanıt: E
]]>Bir durumun ya da sonucun neden var olduğunun açıklanması söz konusudur. Sınavda gerekçe ile ilgili sorular sıkça sorulmaktadır. “Hangi cümlede yargı gerekçesiyle verilmiştir?”, “Hangi cümle kendisinden önceki yargının gerekçesidir?” gibi soruların sorulduğu görülmektedir.
Başarı oranının düşük olmasının gerekçesi soruların çok zor olmasıdır.
Gerekçe ile ilgili sorularda gerekçe bildiren cümlenin başına “ÇÜNKÜ” getirerek doğru yanıtı bulabiliriz.
Gerekçe cümleleriyle neden – sonuç cümleleri birbiriyle karıştırılmamalıdır. Neden – sonuç cümlelerinde önce neden sonra sonuç cümlesi yer alır. Gerekçe cümlelerinde ise önce sonuç sonra gerekçe vardır.
ÇIKMIŞ SORU ÖRNEKLERİ
Örnek
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde önerinin gerekçesi de açıklanmıştır?
A) Daha az konuşup daha çok iş yapın.
B) Başarının bir parçası olun, eleştirmeni değil.
C) Sabır bir erdemdir, sakın ondan vazgeçmeyin,
D) Çabalarla amaçları birbirine karıştırmayın.
E) Başkalarını eleştirdiğiniz kadar kendinizi de eleştirin.
(1999-ÖSS)
Çözüm:
Bir yargının, bir başka yargının gerekçesi olup olmadığını anlamak için çünkü bağlacından yararlanabiliriz. “C” seçeneğinde “Sakın ondan vazgeçmeyin çünkü sabır bir erdemdir” biçiminde cümleyi kurabiliriz.
Yanıt: C
Örnek
Aşağıdaki sorulardan hangisinin yanıtı bir “gerekçe” içermektedir?
A) Resim çalışmalarınızda en çok hangi malzemeyi kullanırsınız?
Tümüyle yerli olanı seçip kullanırım.
B) Ayrıntıya önem verir misiniz?
Evet, güzelliğe ulaşmak için ayrıntıları önemsiyorum.
C) Resim yaparken nasıl bir yol izlersiniz?
Önce dikkatimi ele alacağım konu üzerinde yoğun-Jaştırırım, onunla yaşamaya başlarım, sonra çalışmaya koyulurum.
D) Türk resim sanatının günümüzdeki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Resim sanatçılarımızı, erişmeleri amaçlanan yerin de ötesinde görüyorum.
E) Resme yeni başlayanlara neler öneriyorsunuz?
İlgilendikleri konuda eğitim görmelerini, sonra da öğrendiklerini uygulamaya çalışmalarını öneriyorum.
(2004 – ÖSS)
Çözüm
Yanıtı gerekçe içeren soru “B” seçeneğinde verilmiştir. Sorunun yanıtı “Evet”tir. Yanıtın ikinci yargısında ayrıntıya önem verilmesinin gerekçesinin “güzelliğe ulaşmak” olduğu dile getirilmiştir.
Yanıt: B
Örnek
Aşağıdakilerin hangisinde, biri diğerinin açıklayıcısı olan iki yargı birlikte verilmiştir?
A) Buralar şimdi olduğundan daha da güzeldi eskiden; çünkü Ceyhan Nehri, gürül gürül akardı eteklerinde.
B) Ceyhan Nehri’nin kıpırtısız sularında yüzmek hiç çekici gelmiyor bana.
C) Usta bir yüzücü olsanız bile Ceyhan Nehri’nde yüzmeniz kolay değildir.
D) Yağmurlu ya da rüzgârlı havalarda Ceyhan’ın suları bu dünyadan olmayan yeşil bir renk alır.
E) Oradan ayrılsam bile Ceyhan Nehri’ni özlerim, hem de hiçbir şeyi özlemediğim kadar…
Çözüm
A’da verilen “çünkü” bağlacı, açıklama bağlacı olarak kullanılmıştır. Buraların eskiden, şimdi olduğundan daha güzel olması yargısının açıklayıcısı olarak, Ceyhan nehrinin, eteklerinde gürül gürül akması yargısı verilmiştir.
Yanıt : A
]]>Bir şeyin önemini belirtmektir. Değerlendirme; olaylar, nesneler, duygular ve düşünceler hakkında yapılabilir.
Değerlendirme yapılırken, değerlendirilecek nesnelerin belirgin özelliklerinden yararlanılır. Değerlendirmeye yazar kendi görüşlerini, duygularını katarsa öznel değerlendirme yapılmış olur. Yazar, değerlendirmeye kendi duygularını katmazsa nesnel (objektif) değerlendirme yapmış olur.
Değerlendirme için mutlaka bir ürüne, yapıta gereksinim vardır.
“Bu roman sade bir dille yazılmıştır.”
Bu cümle “roman” hakkında nesnel bir değerlendirme ortaya koymaktadır.
“Bu romandaki köy tasvirleri gerçekçi bir şekilde ele alınmış ve bu durum romanın ilgi çekiciliğini artırmıştır.
Bu cümle “öznel’dir. Çünkü, “köy tasvirlerinin gerçekçi ele alınması romanın ilgi çekiciliğini artırması” yargısı özneldir. Kişiden kişiye değişebilir bu yargı.
ÇIKMIŞ SORU ÖRNEĞİ
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “değerlendirme” söz konusudur?
A) Kimi sanatçılar duygularını dile getirmek için, kimileri de kusursuz eserler yaratmak için yazarlar.
B) Romancı, gerçekleri düş gücüyle yeniden biçimlendiren kişidir.
C) Bir eserin değerinin, konusundan çok üslubuna bağlı olduğunu her zaman söylerim.
D) Bu romandaki kişilerin birbiriyle ilişkisi üzerine birçok inceleme yapılmıştır.
E) Bu eserde, konu gerçek yaşamdan alınmış, kişiler karakterlerine uygun biçimde konuşturulmuştur.
(1989-ÖYS)
Çözüm
Değerlendirme, “olay, durum, kişi ya da yapıt” hakkında bir hüküm ortaya koyup bu nesnelerin belirgin özelliğini belirtmek olduğuna göre bu tanıma en uygun yargı “E” seçeneğinde vardır.
A’da sanatçıların amaçları belirtmiş,
B’de “romancı”yla ilgili tanımlama yapılmış,
C’de karşılaştırma yoluyla eserin değerinin üslubuna bağlı olduğu yargısı ortaya konmuş.
D’de bir romanla ilgili bildirimde bulunulmuş,
E’de “Eser”in konusu ve kişilerin ele alınış biçimi hakkında bir değerlendirme yapılmıştır.
Yanıt: E
]]>