Eleştirmen, kendisini eserin okuruyla özdeşleştirip bir okur olarak eserin kendi üzerinde uyandırdığı etkiyi çıkış noktası yapar. Bu tür eleştiriye “izlenimci / öznel eleştiri” adı da verilir.
Belirli kural ve ilkeleri ya da ölçütleri yoktur.
Tek ölçütü yazarın kendi beğenisidir. “Beğendim, beğenmedim, hoşuma gitti ya da gitmedi” türünden yargılar egemendir. Kurallarla sınırlı olmadığı için deneme havası taşır.
Edebiyatımızdaki en önemli temsilcisi Nurullah Ataç’tır.
Eleştirmen bir edebiyat ürünün oluşumunu etkileyen tarihî ve toplumsal koşullan bulmaya, bunların yardımıyla eseri açıklamaya yönelir. Başka bir deyişle eserin yaratıldığı tarihî ve toplumsal ortamın koşullan ölçüt olarak kullanılır.
Eleştirmen, esere toplumsal bir belge olarak bakar. Bu yöntem, İngiliz eleştirici Hyppolite Taine’in “ırk, çevre ve zaman’’ faktör üçlüsüne göre sanat eserine yaklaşma görüşünü temel olarak alır.
“Tarihî eleştiri”, “toplumbilimsel (sosyolojik) eleştiri” ve “Marksist eleştiri” topluma dönük eleştiri türleridir.
Teknik anlamda eserin kurgusunu oluşturan öğeleri incelerken konunun nasıl işlendiğini, dili kullanım ve anlatım biçimini, simgeler ve anahtar sözcükler, olay örgüsü, ana olay ve ara olaylar, yapı, kişiler ve kişiler arası ilişkiler, zaman, mekân gibi unsurların işlenişi okuyucuya aktarılır.
Nesnelliğe daha yakın bir ele alış biçimi olan bu yöntem, “biçimci eleştiri”, “yapısalcı eleştiri”, “nesnel eleştiri” olarak da adlandırılabilir.
Eleştirmen, eseri açıklamak için eserle sanatçı arasında ilgi kurar, sanatçının hayatını en ince noktasına kadar inceler ve eserine yansımalarını belirlemeye çalışır; bağlantılar kurmaya çalışır. Sanatçının ruh dünyasını ve bilinçaltını aydınlatmak için eserlerini belge olarak kullanır.
“Biyografik (yaşam öyküsel) eleştiri”, “psikolojik (ruhbilim-sel) eleştiri” sanatçıya dönük eleştiri türleridir.
Diyorlar ki, Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal’le Mülakat
Mustafa Baydar
Edebiyatçılanmız Ne Diyor
Edebiyatçılarımız Konuşuyor: Varlık dergisi tarafından dönemin şair ve yazarlanyla yapılan konuşmaları içermektedir. Kitapta 21 adet röportaj vardır.
Gavsi Ozansoy
Edebiyatımızda Dünküler mi Bugünküler mi Daha Kuvvetli, 40 Yıl Sonra Diyorlar ki, Beş Kuşak Konuşuyor
Sermet Sami Uysal
Yahya Kemal’le Sohbetler
Hikmet Feridun Es
Bugün de Diyorlar ki
Abdi İpekçi
Liderler Diyor ki
Nurullah Berk
Ustalarla Konuşmalar
Enver Ercan
Söz Uçar Söz Olur
Ayten Sürer
Sorularda Yazarlar
Doğan Hızlan
Söyleşiler
Feridun Andaç
Söz Uçar Yazı Kalır
Hikmet Altınkaynak
Yeni Bin Yılın Edebiyatçıları
Mehmet Nuri Yordım
Romancılar Konuşuyor
Mustafa Miyasoğlu
Sanat ve Edebiyat Konuşmaları
Sermet Sami Uysal
Eşlerine Göre Ediplerimiz
Zeynep Oral
Konuşa Konuşa
Refik Ahmet Sevengil
Hergün Bir Ediple
Feridun Andaç
Edebiyatımızın Kadınları
Sadık Tural
Sorulara Cevaplarla
]]>Röportajlar, sunuluş tarzı bakımından ikiye ayrılır
a) Amerikan Röportajı: Giriş bölümünün sürpriz, şaşırtıcı bir paragraf olduğu, en son söylenmesi gereken kelimelerin en başta söylendiği röportajlardır.
b) Alman Röportajı: Yazarın konuyu işlerken kendisini ön plana aldığı “ben” eksenli röportajlardır.
Röportajların konusu bir yeri, bir kişiyi, eşya veya sorunu tanıtmaktır; röportajlar, konu bakımından şu gruplara ayrılır:
a) Edebî röportaj: Şair ve yazarların yaşayış ve kişilik özelliklerini, sanat görüşlerini daha iyi anlamamıza olanak sağlayan röportajlardır.
b) Siyasal röportaj: Siyasi konuları ele alan, devlet yönetiminde bulunan kişilerle yapılan röportajlardır.
c) Sağlık röportajı: Sağlık alanındaki kişilerle yapılan röportajlardır.
d) Spor röportajı: Spor alanında yapılan röportajlardır.
Yazarın anlatım tarzına uygun olarak röportajların öyküsel ve kurgusal olarak değişik isimlerle anıldığı görülmektedir.
a) öyküsel Röportaj: Kişilerin bir öykü havası içinde ele alındığı, konuşturulduğu, sorunlara parmak basıldığı röportajlardır.
b) Kurgusal Röportajlar: öykülemenin çok sınırlı kaldığı, anlatımda yazarın çok az araya girdiği, ses alma makinesinin kalemin yerini tuttuğu, bu özelliğiyle yaşamdan canlı bir kesit özelliği gösteren röportajlardır. Bu tür röportajlarda yazar, ele aldığı konuyu, konuya karışan kişilerin konuşmalarıyla biçimlendirir. Ses alma makinesinde kayıtları yazıya dökerken eklemelere gitmeden, anlatılanların yerlerini değiştirme gibi (başa, ortaya, sona alma şeklinde) kurgusal değişiklikler yapar. Bu tür röportajlarda tutanak havasının olduğu söylenebilir. Anlatım daha doğaldır. Üzerinde uzun uzun düşünülmüş cümleler yoktur.
Röportajların uzunluk kısalık açısından da ayrı değerlendirildikleri görülmektedir.
a) Tek Röportaj: Belirti bir konuyu ele alan ve tek yazı çerçevesinde sunulan röportajlardır. Bu tür röportajlara gazete ve sanat dergilerinde sıkça rastlanmaktadır.
b) Dizi Röportaj: Bir konuyu kapsamlı biçimde, değişik yönleriyle ele alan ve inceleyen röportajlardır. Olayları yerinde incelemeye ve çok sayıda kişilerle ilişki kurulup görüşmelere dayandırılan röportajlar bu gruba girmektedir. Bu röportajların yayımının günlerce sürdüğü görülmektedir.
|
Olay hikâyesi ile durum hikâyesinin farkları |
|
|
Olay Hikâyesi (Klasik – Vaka ) |
Durum (Kesit) Hikâyesi |
|
Belirli bir plan çerçevesinde yazılır. |
Belirli bir planı yoktur. |
|
Serim, düğüm ve çözüm bölümleri vardır. |
Serim, düğüm ve çözüm bölümleri yoktur. |
|
Asıl olan olaydır. |
Asıl olan durumlardır veya olayın belli bir kesitidir. |
|
Merak öğesi ön planda tutulur. |
Merak öğesi önemsenmez. |
|
Kahramanlar, özenle seçilir; sıradan kişilere pek yer verilmez. |
Kahramanlar, özenle seçilmez, sıradan ve her yerde rastlanabilecek kişilerdir. |
|
Konu, özenle seçilir; önemli konu ve olaylar ele alınır. |
Konu daha çok günlük hayattan seçilir; konuyu sezmek okuyucuya bırakılır. |
|
Mekân ile insan arasında güçlü bir ilişki vardır. Mekân, kişinin karakterinin şekillendirilmesinde önemli bir işleve sahiptir. |
Mekân üzerinde pek durulmaz, mekân birkaç kelimeyle, ana hatlarıyla belirtilir. |
|
Olaylar, gözlem yoluyla ve nesnel şekilde aktarılır. |
Kişisel yorumlar, duygu ve yorumlar ön plandadır. |
|
Yalın, sade ve anlaşılır bir dil kullanılır. |
Şiirsel ve yoğun bir dil kullanılır. |
Komedi Çeşitleri
Fars: Halkın zevkini okşayan, abartılı hareketlerle, taklitlere yer veren komedidir.
Vodvil: Entrikaları ve ince örülmüş olayları işleyen komedidir. Bunların yanı sıra karakter komedisi, töre komedisi, entrika komedisi, duygusal komedi gibi türleri de vardır.
ÖRNEK:
Aşağıdakilerden hangisi, klasik komedyanın özelliklerinden biri değildir? (ÖYS–1992)
A) Karakterleri çoğunlukla üst tabakadan, soylu kişilerden seçme
B) Konuları, çağdaş toplumdan, günlük yaşantıdan alma
C) Toplumsal çelişkilerin gülünç yanlarını vurgulayarak düşündürmeyi amaçlama
D) Vurma, yaralama gibi acı verici olayları izleyicinin gözü önünde canlandırma
E) Birbiri ardınca kesintisiz sürüp giden diyalog ve koro bölümlerinden oluşma
ÇÖZÜM:“Karakterleri üst tabakadan, soylu kişilerden seçme” trajedinin bir özelliğidir. Komedyada sıradan ve halktan kişilere yer verilir.
Doğru Seçenek: A
Dram Çeşitleri
Piyes: Tek sahneli, basit dekorlu olan ve dramın ağırbaşlı bir şekilde yazılan çeşididir.
Melodram: Duygulandırıcı ve heyecan verici tiyatrodur.
Feeri: Olağanüstü olay ve kişilerin sahnede canlandırıldığı masalımsı tiyatrodur.
]]>
• Herhangi bir konuda yazarının derin bilgi ve kültür sahibi olduğu görüşleri doğrultusunda yazılan gazete ve dergi yazılarıdır.
• Amaç, ileri sürülen düşünceyi, tezi kanıtlamaktır.
• Açıklama, tartışma, örneklendirme, kanıtlama gibi değişik düşünceyi geliştirme tekniklerine başvurulabilir.
• Nesnel ve ayrıntılı, yalın bir anlatım egemendir.
• Düz yazıda planın tam olarak uygulandığı yazı türüdür.
• Edebiyatımızda ilk makaleyi Şinasi (Mukaddime) yazmıştır.
ÖRNEK:
“İşimle ilgili alanda derin bir bilgiye, geniş bir kültüre sahibim. Yazılarımda doğru bildiklerimi okuyucuma aktarmak, onları
bilgilendirmek isterim. Yargılarda tarafsız kalırım. İleri sürdüğüm fikirleri ispatlamaya çalışırım. Bu gazetede, bu sütunda,
haftada bir gün okuyucularımla karşı karşıya gelirim.” diyen bir sanatçının özellikle hangi türde yazdığı söylenebilir?
A) Makale
B) Eleştiri
C) Deneme
D) Fıkra
E) Anı
ÇÖZÜM:
Parçada geçen, okuyucuları bilgilendirmek, tarafsızlık, düşünceleri ispatlama kaygısı makaleye özgü niteliklerdir.
Doğru Seçenek: A
• Düşünceleri, ayrıntılara inmeden, konuşma havası içinde anlatan gazete ve dergi yazılarıdır.
• Özellikle gazetelerin hafta sonu eklerindeki yazılardır.
• Söyleşi açık ve içten bir anlatıma sahiptir.
• Herhangi bir sorun üzerinde yazarın, kesin sonuçlara varmadan, kendi kişisel görüş ve düşüncelerini anlattığı kalıcı yazı türüdür.
• Denemeci çoğu zaman kendisiyle ya da okuruyla konuşuyormuş gibi yazar.
• Deneme; duru, sade ve açık bir anlatıma sahiptir.
• Deneme türünün öncüsü Fransız yazar Montaigne’dir. Bacon, T.S Eliot, A.Gide de önemli deneme yazarlarıdır.
• Edebiyatımızda Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin, Cevdet Kudret, Ahmet Hamdi Tanpınar, Mehmet Kaplan, Cemil Meriç gibi yazarlar başarılı denemecilerimizdir.
ÖRNEK:
Türk edebiyatında bu türün örnekleri, Cumhuriyet’ten sonra verilmeye başlanmıştır. Ahmet Haşim’in “Bize Göre” ve “Gurabahane-i Laklakan” adlı yapıtlarındaki kimi parçalar, edebiyatımızda bu türün ilk örnekleri sayılabilir. Türün en başarılı temsilcisi ise, Nurullah Ataç olarak bilinir. Sabahattin Eyüboğlu, Suut Kemal Yetkin de bu türün ustaları arasında yer alır.
Bu parçada sözü edilen yazınsal tür aşağıdakilerden hangisidir? (ÖYS–1994)
A) Öykü B) Anı
C) Roman D) Deneme
E) Gezi
ÇÖZÜM:
Deneme, Türk edebiyatına Cumhuriyetle girmiştir. Nurullah Ataç, Türk edebiyatında bu türün en büyük temsilcisidir.
Doğru Seçenek: D
• Bir eseri, kişiyi, herhangi bir düşünceyi, olumlu ve olumsuz yönleriyle değerlendiren gazete ve dergi yazılarıdır.
• Okurun eseri daha iyi anlamasını ve sanatçının daha nitelikli eser vermesini amaçlar.
• Nesnel (bilimsel) ve öznel (izlenimci) eleştiri olmak üzere iki biçimde yazılabilir.
• Belgelere ve örneklere başvurulabilir.
• Edebiyatımızda, Şinasi’nin dil tartışmaları, bu türün ilk örnekleri sayılır. Namık Kemal ile Ziya Paşa’nın, Recaizade Mahmut Ekrem ile Muallim Naci’nin tartışmaları edebiyatımızdaki önemli eleştiri örnekleridir.
ÖRNEK:
Bu, son bir yıl içinde okuduğum romanlar arasında etkisinden uzun süre kurtulamadığım bir çeviri roman. Yazar, bu romanında öncekilerden farklı bir yol izlemiş. Bir kahramanın çevresinde gelişen bir öykü kurgulanmış. Abartıyla yanlılığı, komediyle trajedinin özelliklerini bir arada kullanmış. Bir yıl gibi bir zaman dilimini çok az geri dönüşlerle anlatmış. Haftalarca “çok satanlar” listesinde yer alan bu çeviri yapıt. Türk okurundan gördüğü bu ilgiyi Fransız ve İngilizlerden görmemiş. Bu durum, çevirmenin başarısı olarak değerlendirilebilir.
Bu parçada aşağıdaki yazı türlerinden hangisine ait özellikler ağır basmaktadır? (ÖSS–2006)
A) Makale B) Deneme
C) Eleştiri D) Fıkra
E) Günlük
ÇÖZÜM: Verilen parçada, bir çevirmen ve çeviri eserden söz ediliyor; çevirmen ve eser tanıtılmaya çalışılıyor.
Doğru Seçenek: C
• Güncel, siyasal ve toplumsal sorunları ele alan, bunları ayrıntılara inmeden kendi görüş ve düşünceleri doğrultusunda
yorumlayan gazete ve dergi yazılardır.
• Yazar, düşüncelerini kanıtlama amacı gütmez.
• Yalın, açık ve anlaşılır bir anlatım egemendir.
• Ahmet Rasim, Ahmet Haşim ve Falih Rıfkı Atay bu türün önemli yazarlarındandır.
• Ayrıca nükteli, ders ya da öğüt verici kısa öykülere de fıkra denir. Nasrettin Hoca ve İncili Çavuş fıkraları gibi.
ÖRNEK:
Güncel, siyasal ya da toplumsal sorunları ele alan bunları ayrıntıya inmeden işleyen günlük yazılardır. Bu yazılar gazete ve dergilerin belirli sütunlarında yer alır. Yazar, ele aldığı konuyu kendi görüş ve düşünceleri ışığında yazar. Bu bakımdan yazar, düşüncelerini kanıtlama yoluna gitmez. Özellikle, okurunu sorun üzerinde düşünmeye, yorum yapmaya zorlar.
Parçada sözü edilen yazı türü aşağıdakilerden hangisidir?
A) Makale B) Deneme
C) Fıkra D) Eleştiri
E) Sohbet
ÇÖZÜM:
Parçada verilen, güncel sorunların ayrıntıya inilmeksizin ve kanıtlama amacı güdülmeksizin yazılan köşe yazısı fıkradır.
Doğru Seçenek: C
• Toplulukları etkilemek amacı ile belirli bir konuyu coşkulu bir biçimde anlatan konuşmaların yazıya geçirilmesiyle oluşan yazı türüdür.
• Anlatıcı; düşüncelerini, duygularını karşısındakilere kabul ettirmek için çaba gösterir.
• Anlatıcının iyi bir hatip ve o alanda söz sahibi olması gerekir.
• Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’si bu türün önemli örneklerindendir.
• Çeşitli olayları, yerleri, durumları okuyucuya iletmek üzere, gazetelerin, değişik yerlere gönderdikleri muhabirlerinin yazılarından doğmuş bir türdür.
• Amaç, bir gerçeği, olguyu; araştırarak, inceleyerek, gezip görerek okuyucuya yansıtmaktır.
• Nesnellik ve inandırıcılık ön plândadır.
• Bütün anlatım biçimlerinden yararlanılabilir. Çoğu kez öyküleyici anlatım kullanılır.
• Tek bir yazı olabileceği gibi, aynı konuyu işleyen bir yazı dizisi de olabilir.
UYARI :
Röportaj “mülâkat” ile karıştırılmamalıdır. Mülâkat (görüşme), tanınmış kişilerle sorulu cevaplı konuşmalardır.
Yazarının o alanda yeterli bilgi ve kültüre sahip olduğu bilim ya da sanat konusunu her yönüyle, geniş biçimde açıklayan
nesnel yazılardır.
1. Aşağıdaki yargılardan hangisi, Tanzimat Dönemi öykü ve romanlarının özelliklerinden biri değildir?
A) Genellikle saray ve çevresindeki insanların kural tanımaz tutum ve uygulamaları dile getirilmiştir.
B) Karakterler; doğal bireyler olmaktan çok, yazarın çizdiği, genellikle insana özgü karşıtlıkları simgeleyen kişilerdir.
C) Yüzyılın sonuna doğru köy, köylü sorunlarının konu olarak yer almaya başladığı görülür.
D) Ahmet Mithat’ın Felâtun Bey ile Rakım Efendi adlı eseri ile Recaizade Mahmut Ekrem’in Araba Sevdası adlı eserlerinde benzer konular işlenmiştir.
E) Şemsettin Sami’nin Taaşşuk-ı Talât ve Fıtnat’ı ilk romandır, ancak edebî değer taşıyan ilk roman Namık Kemal’in İntibah adlı eseridir.
2. Türk edebiyatında Doğu-Batı karşıtlığı meselesinde bir senteze ulaşma çabası, 1950’lere kadar yazılan çoğu romanda dikkat çeken bir unsurdur. Bu romanlarda, modernleşmeyi yüzeysel olarak anlayan ve kökleriyle bağı keserek değerlerinden kopan “alafranga züppe tipler” gülünç ve acınası durumlara düşerler.
Bu parçada sözü edilen roman kişilerine aşağıdakilerden hangisi örnektir?
A) Çalıkuşu’ndan Kamuran
B) Araba Sevdası’ndan Bihruz
C) Ateşten Gömlek’ten İhsan
D) Felatun Bey ile Rakım Efendi
E) Fatih-Harbiye’den Şinasi
3. Ben “edebî” sayılabilecek hiçbir eser yazmadım. Çünkü benim eserlerimin çoğunu yazdığım sıralarda edebiyattan anlamayanlar, toplumumuzun büyük çoğunluğunu teşkil ediyordu. Benim emelim de fazlaca eser vererek çoğunluğa hitap etmek, onları aydınlatıp dertlerine tercüman olmaya çalışmaktı. Zaten edebiyat yapmaya ne vaktim ne de kalemim müsaitti. Bence o dönemde “edebî” eser vermek, karnını doyuramamış bir kimseye meyve ikram etmek kadar garip bir hareketti.
Aşağıdakilerden hangisinin edebiyat anlayışı, bu parçadaki yazarla örtüşür?
A) Sami Paşazâde Sezai
B) Ahmet Mithat Efendi
C) Mehmet Rauf
D) Halit Ziya Uşaklıgil
E) Abdülhak Hamit Tarhan
4. Onun için, edebiyat bir araçtır. Halkın kültürel düzeyini yükseltmek için, halkın anlayabileceği bir dille yazdıklarını biçimlendirir. Nitekim romanlarındaki öğreticiliğin özünde böyle bir kaygı vardır. Ayrıca romanlarında özellikle ahlak, toplumsal adalet kavramlarına ağırlık verir.
Bu parçada sözü edilen Tanzimat Dönemi sanatçısı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Şinasi
B) Ahmet Mithat Efendi
C) Abdülhak Hamit Tarhan
D) Muallim Naci
E) Recaizade Mahmut Ekrem
5.
· Servetifünun Dönemi bağımsız yazarlarındandır.
· Roman ve öykülerinde ince bir mizah vardır.
· Eserlerinde eski yeni çatışması, yüzeysel Batılılaşma ve aile geçimsizliklerini işlemiştir.
Aşağıdakilerden hangisi, bazı özellikleri verilen yazara ait eserlerden biridir?
A)Şık
B)Kırık Hayatlar
C)Sözde Kızlar
D)İstanbul’un İç Yüzü
E)Çalıkuşu
6.
I . İntibah – Ali Bey
II. Araba Sevdası – Bihruz Bey
III. Mai ve Siyah – Ahmet Celâl
IV. Şıpsevdi – Aliye
V. Eylül – Necip
Yukarıdaki numaralanmış roman-kahraman eşleştirmelerinden hangileri yanlıştır?
A) I. ve III.
B) II. ve III.
C) II. ve V.
D) III. ve IV.
E) IV. ve V.
7. Romanlarında; ferdin iç dünyasını esas alan konuları, Servetifünun hareketinin genel karakterine daha uygun romantik duyguları, hayalleri ve aşkları ele alır. Çok ender de olsa Halas gibi kimi romanlarında bazen yurtseverlik duygularının ve sosyal alandaki Batılılaşma hareketine ait bazı unsurların anlatıldığı da olur. Romanlarında sosyal çevreye ve olaya değer vermeyen sadece psikolojik içeriğe yönelen bir yazardan bundan fazlası da beklenemez. Gerçekten, onun romanlarındaki esas muhtevayı ferdin iç dünyası oluşturur ve romanlarının daha çok psikolojik roman çeşidine sokulabileceği sonucuna varmak güçtür.
Bu parçada romanlarından ve romancılığından söz edilen yazar aşağıdakilerden hangisidir?
A) Mehmet Rauf
B) Halit Ziya Uşaklıgil
C) Hüseyin Rahmi Gürpınar
D) Peyami Safa
E) Hüseyin Cahit Yalçın
8. Türk romanında aileden söz ederken akla gelen ilk eserlerden biri olan bu romanda, XX. yüzyılın hemen başında, bir İstanbul ailesinin yaşamının Adnan ve Bihter’in evliliği üzerinden anlatıldığı bir konuyla karşı karşıya kalırız. Bu roman; XIX. yüzyılın sonlarında oluşan zengin ve halktan kopuk bir sınıfın yaşam biçimini, geleneksel Türk ailesinin “sözde Batılı” yaşam biçiminin etkisi altında çözülerek alt üst olup yozlaşmasını, bu insanların dünyaya bakış açılarını ve sosyal ilişkilerini anlatıyor.
Aşağıdaki eserlerden hangisi, bu parçada sözü edilen romanın yazarına aittir?
A) Hayal İçinde
B) Yaprak Dökümü
C) Bugünün Saraylısı
D) Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç
E) Kırık Hayatlar
9. I. Realizm ve natüralizm akımlarının etkisi altındadırlar.
II. Kendi kişiliklerini gizlerler.
III. Olaylar genellikle İstanbul’da geçer.
IV. Olay kahramanları genellikle seçkin kişilerdir.
V. Çevre tasvirleri, eseri süslemek için değil, kahramanların kişiliklerinin oluşumunu tamamlayabilmek için yapılmıştır.
Aşağıdaki eserlerden hangisi, yukarıda özellikleri verilen dönem yazarlarından birine ait değildir?
A) Hayal İçinde
B) Pandomima
C) Kırık Hayatlar
D) Ferdi ve Şürekâsı
E) Genç Kız Kalbi
10. Servet-i Fünûn Edebiyatını oluşturan şairler arasında —„ —; öykücü ve romancılar arasında —, — adlarını sayabiliriz.
Bu cümlede boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?
A) Ziya Paşa’nın – Namık Kemal’in – Recaizade Mahmut Ekrem’in – Ahmet Mithat Efendi’nin
B) Tevfik Fikret’in – Cenap Şahabettin’in – Halit Ziya Uşaklıgil’in – Mehmet Rauf’un
C) Abdülhak Hamit Tarhan’ın – Muallim Naci’nin -Şemsettin Sami’nin -Nabizade Nâzım’ın
D) Mehmet Emin Yurdakul’un – Mehmet Akif Ersoy’ un – Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın – Ahmet Rasim’in
E) Ahmet Haşim’in – Yahya Kemal Beyatlı’nın -Halide Edip Adıvar’ın – Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun
11. Kuşak çatışması, Millî Edebiyat Dönemi Türk romanında yaygın olarak görülen temalardan biridir. Dönem romanlarında kuşaklar arasındaki görüş, duygu ve yaşayış ayrılıkları üzerinde durulmuş; bu ayrılıklardan kaynaklanan toplumsal çözülmeler ele alınmıştır.
Bu parçada söz edilen durum, aşağıdaki roman kişilerinin hangileri arasında vardır?
A) Naim Efendi ile Seniha
B) Nur Baba ile Celile Bacı
C) Ahmet Celâl ile Emine
D) Vehbi Dede ile Rabia
E) İhsan ile Ayşe
12. Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun romanlarında görülen; çatışmacı, kötümser, kararsız ve idealist kişiler çoğu zaman yazarla ilişkilendirilmektedir.
Aşağıdakilerden hangisi bu açıklamaya uygun bir karakter değildir?
A) Hüküm Gecesi – Ahmet Kerim
B) Sodom ve Gomore – Necdet
C) Yaban – Ahmet Celal
D) Kiralık Konak – Hakkı Celis
E) Nur Baba – Nur Baba
13. Yazar, bu romanında II. Abdülhamit Dönemi İstanbul’unun kenar mahallelerinden birini mekân olarak seçer. Kitapta mahallenin sıradan insanlarından külhanbeylerine, Karagözcüden Abdülhamit’in zaptiye nazırına kadar tüm tipler kendi doğal hâlleriyle tasvir edilir. Tiplerin çoğu gelenekleri, görenekleri ve birbiriyle kurdukları ilişkiler çerçevesinde işlenir. Ayrıca romanda bir yandan Karagöz ve Orta Oyunu’nun estetik ve toplumsal değeri ile Doğu ve Batı sanat felsefesinin nitelikleri üzerinde durulurken öte yandan saray çevresi de ayrıntılarıyla ele alınır. Batı’nın akla dayanan sanat anlayışı ile Doğu’nun kalbe dayanan sanat ve mistiği roman kişileri aracılığıyla somutlaştırılır. Bu değerleri temsil eden kişilerin evliliğiyle de Doğu ile Batı birleşmiş olur.
Bu parçada tanıtılan roman, aşağıdakilerden hangisidir?
A) Fatih-Harbiye
B) Sinekli Bakkal
C) Kırık Hayatlar
D) Kiralık Konak
E) Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç
14. —–—, konuşulan Türkçeyi roman ve hikâye dili haline getirmiş ve bu özelliği ile bütün çağdaşlarının takdirini kazanmıştır. Yalın dili, mizah dergilerindeki yazılarında keskinleşen alaycı ifadesi, seçtiği konular, canlandırdığı tipler, özgün anlatım tekniğiyle her seviyeden okuyucunun kendisinde bir şeyler bulduğu ve vazgeçemediği bir yazar olmuştur. Anadolu’daki gezilerinin izlenimlerini derlediği Anadolu Notları, onun denemeci yanını da ortaya koyan önemli bir eseridir. Bu kitaptaki nice parça, okuyucuyu gerçeğin birçok köşesiyle karşılaştırır. Romanlarında canlandırdığı kişilerini asla feda etmekten yana olmaması, onun bu insanları değişik cepheleriyle tanımış olmasından ——kaynaklanır.
Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) Yakup Kadri Karaosmanoğlu
B) Reşat Nuri Güntekin
C) Halide Edip Adıvar
D) Refik Halit Karay
E) Memduh Şevket Esendal
15. Yazar, 1980 sonrası Türk edebiyatının yenilikçi isimlerinden biridir. İlk dönem eserlerinde köy gerçekliğini, köyden kente göçü, çarpık kent ilişkilerini, bu çarpıklığın meydana getirdiği yabancılaşmayı; yabancılaşan bireylerin içsel yolculuklarını ve onların yoksul hayatlarını işledi. Daha önceleri toplumcu gerçekçi bir bakış açısıyla işlenen bu konuları gerçeküstücü bir yaklaşımla ele aldı. Sevgili Arsız Ölüm, Berci Kristin Çöp Masalları, Gece Dersleri, Aşk İşaretleri, Unutma Bahçesi adlı romanlarında hayatın gerçeklerini gözleme dayalı bir anlayışla halk ürünlerinin anlatım tarzlarından yararlanarak aktardı.
Bu parçada sözü edilen yazar aşağıdakilerden hangisidir?
A) Leylâ Erbil
B) Sevgi Soysal
C) Latife Tekin
D)NazhEray
E) Pınar Kür
16. Cimrilik, korkaklık, evlat sevgisi gibi bütün insanlarda ortak olan bir niteliği abartmak bir insanda toplama işidir tipleştirme. Söz gelimi Balzac’ın Goriot Baba’sı, Cervantes’in Don Kişot’u birer tiptir. Buna göre Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar adlı romanındaki —-, Yaşar Kemal’in Ortadirek adlı romanındaki —- birer tiptir.
Bu parçada boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisinde verilenler sırasıyla getirilmelidir?
A) Cemil – Afife
B) Hayri – Hakkı Celis
C) Yusuf – Fahim Bey
D) Selim – Meryemce
E) Adnan – Seniha
17. Aşağıdaki eserlerden hangisi, türü yönüyle ötekilerden farklıdır?
A) Kara Kitap
B) Kılavuz
C) Yağmur Kaçağı
D)Unutma Bahçesi
E) Ruh Üşümesi
18. Aşağıdaki yazarlardan hangisinin yapıtlarında fantastik gerçekçiliğe ait ögeler ağır basmaktadır?
A) Oktay Akbal
B) Rasim Özdenören
C) Nazlı Eray
D) İnci Aral
E) Nezihe Meriç
19- Aşağıdakilerin hangisinde bir bilgi yanlışı vardır?
A) Roman ve hikâye alanında ürünler veren Vüs’at O. Bener, ilk hikâye kitabı Dost’ta, küçük kentlerdeki sıradan insanların iç ve dış dünyasını anlatan yapıtlar ortaya koymuştur.
B) Rasim Özdenören, kimi öykülerinde aile içi çatışmalara, çözülme ve dağılmalara yol açan etkenleri, onların dokusuna sindirerek anlatmıştır.
C) Ferit Edgü, Çığlık adlı hikâyesinde iç ses yöntemini kullanarak okurun kafasında birbirini çağrıştıran kimi sorular uyandırmaya çalışmıştır.
D) Hikâyelerinde, yaşadığı dönemin tanıklığını yapmak isteyen Füruzan, 1972’de Parasız Yatılı adlı hikâyesiyle Sait Faik Hikâye Ödülü’nü almıştır.
E) Nezihe Meriç, Bir Deli Ağaç’ta topladığı hikâyelerini aşk ve ölüm teması etrafında geliştirmeyi, arka planda da hayatın güzelliklerini anlatmayı amaçlamıştır.
20 Aşağıdakilerden hangisi modernizmi esas alan yapıtların belirleyici özelliklerinden biri değildir?
A) Okurların merak duygusunun kamçılanması amaçlanır.
B) Yaşamın çok boyutlu ve kavranması zor gerçeklerden oluştuğu savunulur.
C) Anlatıcı, büyük ölçüde birey bilinciyle kendi “benini öne çıkarır.
D) Topluma ait değerleri yansıtma amacı yoktur.
E) Anlatılanlar kişilerin iç dünyasının süzgecinden geçirilerek verilir.
21. Aşağıdakilerin hangisinde bir bilgi yanlışı vardır?
A) Bilge Karasu, Yeni Yalan Zamanlarda büyük ölçüde kadın sorunlarını somutlayıcı bir tutumla yansıtmaya çalışmıştır.
B) Romanlarında bilinç akışı, iç monolog gibi yeni anlatım teknikleriyle kendine özgü bir yol bulan Adalet Ağaoğlu’nun ilk romanı. Ölmeye Yatmak’tır.
C) Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar romanı, ele aldığı konu. konuyu işleyiş tarzı ve kullanılan yeni anlatım teknikleri bakımından dikkate değer nitelikler taşır.
D) Yusuf Atılgan’ın Anayurt Oteli adlı romanı, aynı otelde kâtiplik yapan Zebercet adlı kahramanın ruhsal dünyasının açığa çıkarılması üzerinde şekillenir.
E) Toplumcu gerçekçi tutumla bireyin iç dünyasına kapanışını birlikte anlatan Haldun Taner, Şişhaneye Yağmur Yağıyordu, On İkiye Bir Var adlı kitapları ile ödül almıştır.
22. Türk edebiyatının en iyi romanlarından olan —, 1949’da kitap olarak basılır. — İstanbul’a olan derin sevgisini yansıttığı bu romanında, Mümtaz ile Nuran’ın aşkı çerçevesinde eski-yeni. Doğu-Batı ve aşk ile toplumsal sorumluluk arasındaki çatışmayı ve bu çatışmaların doğurduğu bireysel bunalımları irdeler.
Bu parçada boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangileri sırasıyla getirilmelidir?
A) Baba Evi – Orhan Kemal
B) Huzur – Ahmet Hamdi Tanpınar
C) Küçük Ağa – Tarık Buğra
D) Bir Düğün Gecesi – Adalet Ağaoğlu
E) Yorgun Savaşçı – Kemal Tahir
23. Yazar:
— Ahmet Hamdi Tanpınar’ın yarım kalan son romanı dâhil tüm romanlarını okudum. Utanarak söylemeliyim ki romanları dışında yazdığı hiçbir şeyi okumadım.
Eleştirmen:
— En beğendiğiniz ve en az beğendiğiniz romanlarını sorabilir miyim?
Yazar:
— Türk modernleşmesini bir parodiye dönüştürdüğü ve Türk romanının en ilginç üç karakterini -Hayri İrdal, Halit Ayarcı ve Doktor Ramiz- yarattığı romanı bir şaheserdir. Kurtuluş mücadelesine odaklandığı romanı ise benim gözümde, biraz zayıf kalmıştır ve bu yüzden en az “Tanpınar romanı” olan metnidir.
Eleştirmen:
— Size katılıyorum. Edebiyat tarihlerinde geçmese, kitabın kapağında Tanpınar adını görmesem bu romanı onun yazdığını asla düşünmezdim. Şiirleri için de aynı şeyi düşünüyorum. Fakat zaten benim için Tanpınar, bir şairden ziyade muhteşem bir romancı, edebiyat tarihçisi ve araştırmacısıdır.
Bu diyalogdan hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
A) Yazar, Abdullah Efendi’nin Rüyaları kitabını henüz okumamıştır.
B) Eleştirmene göre XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi Tanpınar’ın başyapıtıdır.
C) Yazarın en az beğendiği Tanpınar romanı Sahnenin Dışındakiler’dir.
D) Eleştirmen için Bursa’da Zaman Tanpınar’ın gerçek gücünü yansıtmakta yetersizdir.
E) Yazarın en beğendiği Tanpınar romanı Saatleri Ayarlama Enstitüsüdür.
CEVAPLAR
1-A
2-B
3-B
4-B
5-A
6-D
7-A
8-E
9-B
10-B
11-A
12-E
13-B
14-B
15-A
16-C
17-C
18-C
19-E
20-A
21-A
22-B
23-B