Sonuç Yayınları 9.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Etkinlik Cevapları Sayfa – 78 (Yeni Müfredat-Yeni Kitap)(2018-2019)

 METNİ ANLAMA VE ÇÖZÜMLEME

1. “Bingöl Çobanları” adlı şiirde sözü edilen çobanın hangi özellikleri ön plana çıkarılmıştır? Okuma yazma bilmeyen bu çoban, zamanın geçtiğini nasıl belirlemektedir?

Okuma yazma bilmeyen, kendi halinde, büyük şehir karmaşasından uzak , sade yaşamı olan bir çobandan bahsedilir. Zaman tabiatı izleyerek onunla kucaklaşarak geçmektedir.

2.         Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum,

Bu dağların eskiden aşinasıdır soyum.

Bekçileri gibiyiz ebenced buraların,

Bu tenha derelerin, bu vahşi kayaların

Görmediği gün yoktur sürü peşinde bizi,

Her gün aynı pınardan doldurup destimizi

Kırlara açılırız çıngıraklarımızla.

“Bingöl Çobanları” şiirinin ilk bölümünde konuşan kişi şair değil, çobandır. Şair burada âdeta ken­dini silerek çobanı hâkim kılmaktadır. Bir şiirde konuşan, şairin sesini ve söyleyişini emanet ettiği kişi ya da varlığa söyleyici denir. Siz de şiirin son bölümünde konuşan kişiyi, söyleyiciyi belirleyiniz. Şiirde birden fazla söyleyici tercih edilmesinin şiire katkısını tartışınız.

Bu, şairin, şehrin gürültülü hayatından usanmış olmasıyle izah olunabilir. Şâir, şehir hayatından memnun olmadığı için, bu basit Anadolu çocuğunun yaşayış tarzına gıpta ediyor ve onun şahsiyetiyle kaynaşıyor. Şiirine çobanı hâkim kılması, kendi yerine onu konuşturması, aynı psikolojik temayülün estetik görünüşüdür. Bu kendi “ben”ini silme arzusu, Kemalettin Kamu’nun hayat ve şahsiyeti ile yakından ilgilidir. Kemalettin Kamu Anadolu’da, Bayburt’ta doğmuştur. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarım Erzurum ve çevresinde geçirmiş, ilk intihalarını, tıpkı şiirinde tasvir ettiği çoban gibi, Anadolu dağlarından ve yaylalarından almıştır. On yedi, on sekiz yaşlarında iken tahsil için İstanbul’a gelen Kamu, 1923 yılından 1933 yılına kadar Ankara’da istihbarat ve neşriyat müdürlüğünde çalıştı. 1933’te Paris’e gitti, 1938 yılında tekrar Ankara’ya döndü. Bütün kalbiyle Anadolu’ya, Bingöl çobanlarının yaşadığı topraklara bağlı idi. 1948 yılı 6 Mart’ında Erzurum yüksek tahsil gençliğinin tertip ettiği Erzurum gecesi için hazırlıklar yaparken öldü**).

 

Bu biyografik bilgiyi şunun için veriyoruz: Kemalettin Kamu, ruhunda daima Bingöl çobanlarının hâtırasını taşımıştır. Şiiri, bu bakımdan içindeki çocuğun projeksiyonu mahiyetindedir. Çoban çocukla kaynaşmasının psikolojik sebebi budur.

 

3. Söyleyicinin Bingöl yaylalarının her karışında, yaşadığı ve tanık olduğu acı hatıralara şiirden örnek­ler gösteriniz.

Sevdiğine kavuşamaması, başka köye gelin gitmesi,okuma yazma olmaması…

 

4. Okuduğunuz şiirde üzerinde söz söylenen, fikir yürütülen hangi olay, düşünce veya durumdan söz edilmektedir? Buradan hareketle şiirin temasını belirleyiniz.

Çoban ve köy yaşamındaki olayların şairin hayatı üzerindeki etkisinden bahsetmektedir.

 

5. Söyleyiciye “kaval”ın uzun uzun anlattığı Anadolu gerçeği nedir? Bu “gerçek”ten hareketle çobanları anlayabilen, Anadolu insanıyla empati kuran, diğer insanların kişiliklerine değer veren söyleyicinin nasıl bir sosyal ortamda yetişmiş olabileceği hakkındaki düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.

2.soruda kısmen cevap verilmiştir. Yazar burada kendini ele almakta içindeki çocuğun çobanın durumunu, hatırasını ele almıştır.

 

6. “Arzu, başlarımızdan yıldızlar gibi yüksek” dizesinde duygular abartılı bir şekilde aktarılmıştır. Bir durumun ya da özelliğin bu şekilde olduğundan büyük gösterilmesine mübalağa (abartma) denir. Mübalağa sanatına şiirde başka örnekler gösteriniz.

 

1. ETKİNLİK

Şu karşıki bayırda verdim kuzuyu kurda,

“Suna”mın başka köye gelin gittiği akşam.

Bu dizelerde sevgili narinliği ve güzelliği bakımından “suna”ya benzetilmiş ancak sadece suna söyle­nerek sevgili kastedilmiştir. Kendisine benzetilen söylenmiş ama benzeyen söylenmemiştir. Bir teşbihte benzeyen ya da kendisine benzetilenle yapılan sanata istiare denir. Sadece kendisine benzetilenle yapılan istiareye açık istiare denir. “Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!” dizesinde bayrak, kaşları çatılmış bir insana benzetilmiş ancak insan ( kendisine benzetilen ) açıkça söylenmemiştir. Sade­ce benzeyenle yapılan bu istiareye de kapalı istiare denir.

Siz de şiirin aşağıdaki dizelerinde geçen istiareyi bulunuz.

Bu tenha derelerin, bu vahşi kayaların

Görmediği gün yoktur sürü peşinde bizi,

 

Vahşi kayaları insana benzetmiştir.Fakat benzetmenin unsurlarından yalnızca birini –vahşi kayayı-söyleyip diğerini söylememiştir. Kapalı istiare vardır.