9.Sınıf Edebiyat MEB Kitabı 5.Ünite Cevapları (Syf:150,155,156…176,177,178)

SAYFA-150

Hazırlık

1. Sosyal ve kültürel değişimin aile kurumu üzerindeki etkileri neler olabilir? Tartışınız.

            Her  sosyal ve kültürel değişimin aile üzerinde olumsuz veya olumlu etkileri vardır.Bazı toplumlarda görülen yozlaşma aile üzerindeki etkisi olumsuz olabilir. Toplumları bir arada tutan en faktör aile kavramıdır. Aile anlayışı bazı toplumlarda yok olmuşsa bu orada sosyal ve kültürel değişimlere işaret eder.

2. “Kuşak çatışması” kavramından ne anladığınızı belirtiniz.

            Farklı nesiller arasındaki anlayış farklılıklarıdır.

3. Bir roman filme alındığında o romanla film arasında ne gibi farklılıklar olabileceğini tartışınız.

            Her roman okuyanın kafasında farklı yer edinir. Dolayısıyla filme aktarıldığında da sahneye koyanın zihninde romanı izlemiş oluruz. Unutmayalım romanı filme aktardığımızda roman kendi özünden çok şey kaybetmiş demektir.O artık bizim okuduğumuz roman değil, yönetmenin bize anlattığı roman haline gelmiştir.

SAYFA-159

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Yaprak Dökümü romanındakine benzer olaylar günümüzde de yaşanabilir mi? Tartışınız.

            KESİNLİKLE yaşanabilir.

2. Romandaki değer yargıları günümüzde de geçerliliğini sürdürmekte midir? Tartışınız.

            Ahlak,namus , edep,aile,birlik ve beraberlik  gibi değer yargıları halen günümüzde de varlığını sürdürmektedir.

3. Modern hayat, roman kahramanlarınca nasıl anlaşılmıştır?

            Modern hayat, roman kahramanlarına göre rahat yaşam, gezmek, eğlenmek ve sorumluluk almamak olarak algılanmıştır.

4. Metinde geçen “kezalik, arız olmak, iktifa etmek, rikkat, sirayet etmek” kelimelerinin doğru telaffuzuna yönelik çalışmalar yapınız.

            Cevabı size kalmış.

SAYFA-160

5. Yaprak Dökümü adlı metnin tür özelliklerini belirleyiniz.

            Metni türü romandır. Buna göre romanın özellikleri şöyledir. Olmuş veya olması muhtemel olayların anlatıldığı uzun yazılardır.Roman belli bir olay etrafında gelişir ve olaylar ayrıntılarıyla anlatılır. Çoğu zaman şahıs kadrosu geniştir. Kişiler ayrıntılı olarak tanıtılır. Çevrenin tanıtımına özen gösterilir.Temsil ettiği akıma göre romantik roman, natüralist roman, realist roman; konusuna göre aşk romanı, toplumsal roman, polisiye roman, macera romanı gibi isimler alır.

            Türk edebiyatında Tanzimat’tan sonra görülür. İlk örneği Şemseddin Sami’nin Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat adlı romanıdır. Batı romanı ölçüsünde en başarılı romanı Halit Ziya Uşaklıgil yazmıştır. Namık Kemal, Mehmet Rauf, Reşat Nuri, Yakup Kadri, Peyami Safa diğer ünlü romancılarımızdır.

6. Yaprak Dökümü adlı metnin anlam özelliklerini etkileyen kültürel unsurları belirleyiniz.

Yaprak Dökümü, Türk modernleşme sürecinde toplumsal çözülmenin boyutlarını aile düzeyinde irdeleyen bir romandır. Toplumsal değişimle birlikte yitirilen değerler Ali Rıza Bey ve ailesi model alınarak yansıtılır. Romanda değişim sürecinin toplumdaki bireylere yansıması sosyal zaman unsurlarıyla birlikte değerlendirilir. Yaprak Dökümü romanında kültürel çözülmenin yanı sıra Ali Rıza Bey’in babalık otoritesini yitirmesi izleksel kurguyu belirler. Bu izlekler ışığında toplumsal ve bireysel çözülme, Türk modernleşme sürecine eleştirel bir bakış olarak sunulur.

7. Yaprak Dökümü adlı romanın yazıldığı dönemle ilişkisini ve sonraki dönemlere etkisini değerlendiriniz.

            Aslında yazar bu eser yazdığı Cumhuriyet dönemindeki toplumsal değişmeleri gösterse de daha sonraki dönemler için de ışık tutabilecek niteliktedir. Çünkü hemen her dönemde bir kültürel değişim ve farklılaşma yaşanmıştır bu toplumda. Özetle hem içinde bulunduğu durumunda aynası hem de sonraki dönemler olabilecek bir durumu ele almıştır.

8. Yaprak Dökümü adlı romanda anlatıcının tutumunun olayların akışına ve metnin iletisine etkisini değerlendiriniz.

            Yaprak Dökümü romanı, Hâkim (İlahi) bakış açısı ile anlatılır. Hâkim anlatıcı, olayları üstten izleyerek özellikle baş karakterinin ve çevresindeki kişilerin düşüncelerini ve duygu dünyalarını açıklar. Üçüncü tekil şahıs tarafından aktarılan olay örgüsünde okur, olayların merkezindeki kahramanların ruh ve hayal dünyasına girme şansına sahipti.Romanda hâkim anlatıcı ve bakış açısına uygun olarak anlatma, özetleme, zamanda geriye dönüş ve diyalog tekniklerinden faydalanır. Roman, Altın Yaprak Anonim Şirketi’nde geçen bir diyalog ile başlar. Bu diyalogda, şirketin eski çalışanlarından biri arkadaşlarına şirketten ayrılma sebebini açıklarken başka işlerde daha çok para kazanıldığını vurgulayan bir konuşma yapar. Aralarında roman baş karakteri Ali Rıza Bey’in de bulunduğu ortam ile ilgili detayları hâkim anlatıcının bakış açısından öğreniriz

9. Yaprak Dökümü adlı metinde millî, manevi ve evrensel değerler ile sosyal ve tarihî öğeleri belirleyiniz.

            Aile, birlik, beraberlik, namus, edep, çalışkanlık, kültürel yozlaşma, gibi kavramlar …

Etkinlik

Öyküleme

  • Haftada iki gece dostlara danslı çay veriliyor, en aşağı iki üç gece de başkalarının davetine gidiliyordu. Aşağı sofa ile taşlık arasındaki camekân kaldırılmış, delik deşik duvarlar sarı yaldızlı bir kâğıt ile kaplanmıştı.
  • Herkes misafirler için hazırlanan sofradan bir iki bisküvi, bir sandviç alır, ayak üstünde acele acele yerdi.
  • Gramofon bütün gece çalar, çılgın kahkahalar, çığlık çığlığa boğuşmalar içinde durmadan dans edilir, temelinden sarsılıyor gibi olan evin harap tavanlarından tozlar yağardı…
  •  

Betimleme

  • Ali Rıza Bey’in Bağlarbaşı’ndaki kendi gibi ihtiyar ve çürük evi eski mahrumiyetlerin acısını çıkarmak ister gibi çılgın bir neşe ve şenlik içinde…
  • Davet akşamları taşlıktaki su küpü, sofadaki yemek masası ve daha başka hırdavat eşya mutfağa taşınıyor, yukarıdan kilimler, iskemleler, süslü yastıklar indirilerek bir kabul salonu dekoru ….
  • Hayriye Hanım dolapları son bir defa altüst ederek kızına üç beş parça eşya bulmak …

ÖYKÜLEME İLE BETİMLEME BİRBİRİYLE İLİŞKİLİDİR. HER ÖYKÜLEMENİN İÇİNDE BETİMLEME OLUR. AMA HER BETİMLEME İÇİN ÖYKÜLEME OLMAZ. FARKIYSA ÖYKÜLEME DE OLAY ÖRGÜSÜ VARDIR YANİ HAREKET VARDIR. BETİMLEME OLAY ÖRGÜSÜ YOKTUR. DONUKTUR.

a. Yaprak Dökümü adlı metinden öyküleyici ve betimleyici anlatım örnekleri bulunuz. Bulduğunuz öyküleme ve betimleme örneklerini tablodaki ilgili bölümlere yazınız.

            YUKARIDAKİ TABLO VERİLMİŞTİR.

b. Bulduğunuz öyküleme ve betimleme örneklerinin metne katkısını değerlendiriniz.

            Anlatmaya bağlı metinlerde olmazsa olmaz öyküleme ve betimlemedir. Olay örgüsünün hakim olduğu metinlerde okuyucunun kafasında, zihninde canlanma, hayal gerçekleşmesi için mutlaka bu ikisi yapılmalıdır. Roman ve hikaye gibi türler bizlere bazı mesajlar verse de bunu olay üzerinden verirler. Olayın net anlaşılması da betimleme ve öyküleyici anlatım tekniğiyle olur. Bazen öyle romanlar okuruz ki yazar bizi esir alır, sanki romanın içindeymişiz gibi hissederiz. Bu durumda öyküleme ve betimleme çok iyi yapılmış demektir.

SAYFA-166

Metni Anlama ve Çözümleme

1. Küçük Ağa adlı romandan alınan metni dil ve anlatım özellikleri bakımından inceleyiniz.

            Eserin dili anlaşılır ve akıcıdır. Yazar bunu; halkın o dönemde kullandığı kelimeleri seçerek sağlamıştır. Ayrıca halkın kullandığı kelimelere doğrudan yer vererek eserin doğallığını sağlamıştır.  Eserde devrin hakim zihniyeti kendini gösterir. Anadolu’ya ve öz Türkçeye yöneliş eserde kendini göstermektedir. bu yüzden dil oldukça sadedir.

2. Küçük Ağa’dan alınan metnin anlatıcısını belirleyerek metinden örnek veriniz.

Eserde anlatım ikinci kişi ağzından yapılmıştır. İlahi bakış açısı anlatıcı kullanılmıştır.

3. Küçük Ağa’daki kahramanların kişisel özellikleri hakkında bilgi veriniz.

İstanbullu Hoca:Genç olmasına rağmen gür ve siyah sakalı olan, gözleri yeşile çalan açık ela , körpe yüzlü, boylu poslu ve pehlivan yapılıydı. Bu pehlivan yapısını hafifçe öne durışu ve yumuşak hareketleri biraz gizleyen birisi.

Salih:Sağ kolunu ve sağ kulağını savaşta kaybetmiş, kehribar gibi gözleri olan yiğit bir delikanlıdır. Yanağında savaştan kalma bir yara izi vardı.

Ali Emmi:Tel çerçeveli gözlükleri vardı. Alnındaki kırışıklıkları olan. İhtiyarlıktan elleri, sakalı titreyen bir adamdır. Ak saçı ve sakalı vardı.

Ağır Ceza Reisi: Sağlam bir kişiliği vardı. Boyu kısaydı fakat çok heybetli bir duruşu vardı.

Emine:Daha on beşine basmamıştır. İnce belli fakat dolgun körpe bir kızdır. İri, simsiyah gözleri, hafifçe çatık hilal kaşları,kırmızı ve kalın dudakları, narin ve çekme burnu ve pespembe tenli çok güzel bir kızdır.

4. Metindeki temel çatışmayı ve buna bağlı diğer çatışmaları belirleyiniz.

            Bireysel mutluluk-Milli sorumluluk çatışma alanıdır.

5. Edebî eser, yaşanmış bir olayı anlatsa da edebî eserdeki gerçeklik, kurmaca gerçekliktir. Yazar olayları, kişileri, mekânları kendi hayal dünyasında kurgular. Yaprak Dökümü’nde yazar, olayları, çevresinde gözlemlediği olay ve kişilerden yola çıkarak kurgulamıştır. Bu nedenle romanda anlatılanlar, yazarın yaşadığı dönemin sosyal ve kültürel özelliklerini taşımaktadır.

Yukarıdaki bilgilerden hareketle Küçük Ağa adlı metindeki kurmaca gerçeklik ile dönemin gerçekliği arasındaki ilişkiyi karşılaştırınız.

            Her edebi eser içinde bulunduğu dönemin sosyal,siyasi,kültürel.. özelliklerini yansıtır. Fakat anlatırken olduğu gibi nesnel gerçeklikle anlatmaz. Yazar var olan gerçekliği, değiştirip farklılaştırıp bize farklı bir dünya içinde sunar.

6. Küçük Ağa adlı metnin konusunu ve temasını belirleyiniz.

Teması: Küçük Ağa romanı, Milli Mücadele’ye Akşehir’den bakmaktadır. Yani gerçeğin diğer yarısını Milli Mücadele’nin en önemli unsuru olan milleti gösteriyor bize. Kısacası Milli Mücadele’yi anlatır.

Konusu: Birinci Dünya Savaşı ile birlikte Osmanlı Devleti eski gücünü, heybetini kaybetmeye başlamış, isyanlar ve işgallerle zayıf duruma düşmüştür. Kitapta, bir Anadolu kasabası olan Akşehir’den yola çıkılarak, Kurtuluş mücadelesinin bir bölümü anlatılmaktadır. Olaylar Akşehir’in bir kasabasında başla ve gelişir.

SAYFA-167

7. Küçük Ağa adlı metindeki millî, manevi ve evrensel değerler ile sosyal, siyasi ve tarihî ögeleri belirleyiniz.

            Milli Mücadele,bireysel mutluluk yerine milli sorumluluk, vatan ,hürriyet gibi değerler…

8. Küçük Ağa adlı metindeki olay örgüsünü belirleyiniz.

Dünya Savaşı bitmiş, Osmanlı Devleti yenilmiş ve ordumuz dağılmıştır. Salih, Arabistan cephesinde sağ kolunu, sağ yanağını ve sağ kulağını bırakmış olarak Akşehir’e döner. Onu Rum olan çocukluk arkadaşı Niko karşılar, onunla çok iyi ilgilenir. Amacı onu kendine bağlamak, çocukluk ve gençlik yıllarında kendisinden üstün gördüğü Salih’i ezip ondan intikam almaktır. Onu meyhaneye götürür, sabahlara kadar içerler.

Bu sıralarda Akşehir’e “padişaha bağlılığı sağlamlaştırmak ve sarsılan imanı takviye etmek” için 18 yaşındaki İstanbullu Hoca gönderilmiştir. Hoca padişaha bağlılığından dolayı Kuvayi Milliyecilere karşıdır. Onu Akşehir’e İngilizlerle işbirliği yapan politikacılar göndermiştir. Gerçek bir vatanperver olan Hoca bu entrikalardan habersiz, samimi bir şekilde padişaha bağlılığı savunmakta, anlattıklarıyla Akşehir halkını da etkilemektedir. Adana, Antep, Maraş, Konya Kuvayi Milliye’ye katılır ama Akşehir İstanbullu Hoca’dan dolayı direnmektedir.

Kuvayi Milliyeciler İstanbullu Hocayı kendilerine çekemeyince hakkında “vur emri” çıkarırlar.

Hoca doğum döşeğindeki karısını bırakır dağa kaçar. Çakırsaraylı çetesine katılır. Sarığını çıkarır, sakalını keser. O artık İstanbullu Hoca değil Küçük Ağa’dır.

Kendini içkiye veren Çolak Salih bir gece sessizce gittiği Rum meyhanesinde, Rumların Pontus Rum devletini kurmak için seferberlik yaptıklarını, en ateşli gönüllünün de arkadaşı Niko olduğunu görür. İçine düştüğü bu durumdan utanır, büyük bir hırsla atış talimleri yapmaya başlar. Sol elini kaybettiği sağ elinden daha iyi kullanmayı öğrenir. Sonra da Kuvayi Milliyecilere katılır.

Çolak Salih hakkında “vur emri” çıkarılan İstanbullu Hoca’yı tanımakta ve sevmektedir. Onu Kuvayi Milliye’ye çekmek için izin alır.

Çakırsaraylı çetesinden ayrılıp kendisi çete kuran İstanbullu Hoca, Çolak Salih’in yardımıyla doğruyu görür. Birlikte Çerkez Ethem’in kuvvetlerine katılırlar. Çerkez Ethem Kuvayi Milliyecileri saf dışı bırakıp kendisi öne geçmeyi planlar.

İstanbullu Hoca Kuvayi Milliyecilere bunu haber vermek için Çolak Salih’i Akşehir’e gönderir. Salih dönüşte İstanbullu Hoca’nın bebeğinden de haber getirecektir.

9. Yaprak Dökümü ile Küçük Ağa adlı metinlerden anlatma ve gösterme tekniklerine örnekler bulup tabloya yazınız.

Anlatım Teknikleri

Yaprak Dökümü

Küçük Ağa

 

Anlatma tekniği

 

Ailenin misafirliğe gittiği gecelere gelince, o vakit de yine bitip tükenmez hazırlıklar sebebiyle akşam yemeklerine vakit kalmazdı. Kızlar, yengeleriyle beraber saatlerce sökük dikerler, bozulmuş elbise parçalarından uydurma süsler hazırlarlar, vücutlarının görünecek yerlerini kolonya ile silerler,

ayna karşısında kantocu kızlar gibi boyanırlardı.

Hüznü Doktor’a da geçmişti. Doktor, Küçük Ağa’nın İstanbullu Hoca olduğunu öğrendikten, daha doğrusu Salih’in sebep olduğu şüphenin doğruluğunu anladıktan sonra ister istemez, bu dramatik havaya kayıyordu. Onun ruh yapısı maceranın insan yönüne, erkeksiz kalan ev’e, körpe zevceye ve

baba yüzü görmeyen çocuğa kayıtsız kalamaz, Küçük Ağa’nın yakıcı özleyişine yakınlık duymadan

yapamazdı.

Gösterme tekniği

 

“Ali Rıza Bey çıldırıyor musun? Ne yapalım şimdi böyle geçiyor… Kızlara koca bulmak lazım… Eve kapatılmış bir kızı bu zamanda kimse arayıp sormuyor… Bu yaptıklarımız sırf onlara hayırlı bir kısmet bulmak için… Çocuklarına hanlar hamamlar mı yaptın, bırak biçareler de başlarının çarelerine baksınlar…”

Küçük Ağa… Küçük Ağa, daima Küçük Ağa… Herkes Küçük Ağa diyordu son zamanlarda. Tabii bende Küçük Ağa deyip duruyor ve herkes gibi ben de Küçük Ağa’yı merak ediyordum. Gördüm işte… Ve çok sevdim… Herkesten çok daha büyük olacak benim sevincim.”

1. Etkinlik

 

Yaprak Dökümü

Küçük Ağa

Mekânlar

 

Olayın geçtiği mekan geniş değildir. Olay İstanbul’un Üsküdar semtinde bir evde geçmektedir.

Olay Akşehir’de geçmektedir. Akşehir’in Topyeri ve Çobankaya’nın arasındaki Tekke Deresi’ni bir üçgenin tabanı gibi kapatan Taşoluk sokağı iki fırın, bir bakkalı, bahçeli ve iki, üç katlı evleri ile Akşehir’in gözde semtlerinden birisi idi. Sokağın tam ortasında Halıhane’nin büyük bahçesine dayanan bir çıkmaz vardı. Salih’lerin evi bu çıkmazın sol tarafında, en dipte idi. Kasabanın değişmeyen, hatta büsbütün canlanan bir yönü de vardı: Gavur Mahallesi. Burada Minas’ın, Yorgo’nun meyhaneleri vardır. Gavur Mahallesi ile diğer mahalleler arasında pek mühimsenecek bir fark yoktur. Sadece evlerin tipleri biraz değişiktir.

Mekânların

özellikleri

 

 

a. Yaprak Dökümü ve Küçük Ağa adlı metinlerdeki olayların geçtiği mekânları ve bu mekânların özelliklerini tablodaki uygun bölümlere yazınız.

            YUKARIDAKİ TABLODA VERİLMİŞTİR.

b. Bulduğunuz mekânların metinlere katkısını açıklayınız.

Romanda mekânın çeşitli işlevleri vardır. Romanda anlatılan olayların bir dekorudur. Ama genel olarak mekân, vakanın varlık bulduğu yer şahısların içinde yaşadıkları, kendi oluşlarını fark ettikleri alandır. Bununla birlikte şahısların içinde bulundukları çevreyi algılayış biçimlerini, ruhsal ekonomik durumlarım, karakterlerini açıklama yolunda imkânlar sunabilir. Şahısları tanıtma yollarının biri olarak dramatik bir iş de üstlenerek vakanın temel öğesi olur ve şahsın çevresini, algılayış şekillerini, o çevredeki ruh durumunu hatta karakterini etkiler. Yer değiştirmelerin vakaya ve davranış biçimlerine kattığı değişiklikleri de gözden uzak tutmamak gerekir.

SAYFA-168

2. Etkinlik

Bakış Açısı

Yaprak Dökümü

Küçük Ağa

Hâkim bakış açısı

Ali Rıza Bey evvelâ şaşırdı, oğlunun da öteki çocukları gibi değiştiğine,bozulduğuna hükmetti. Fakat biraz sonra anladı ki Şevket yine eski Şevket’tir.

Hoca sakallarına ustura vururken belli belirsiz bir üzüntü duydu. Hepsi de bu kadarla kaldı. Arkası çiçekli yeşil teneke ile kaplı aynaya baktı baktı ve “Allah!” diye içini boşalttı.

Gözlemci bakış açısı

 

Kızlar, yengeleriyle beraber saatlerce sökük dikerler, bozulmuş elbise parçalarından uydurma süsler hazırlarlar, vücutlarının görünecek yerlerini kolonya ile silerler, ayna karşısında kantocu kızlar gibi boyanırlardı.

Recep ile beş adamı Hoca Efendi’yi yatsıdan iki saat sonra Müezzin’in evinden aldılar

Anlatıcı

 

Anlatıcı 3. sahıştır.

Anlatıcı 3. sahıştır.

 

a. Tabloda verilen bakış açılarının karşısına Yaprak Dökümü ve Küçük Ağa adlı metinlerden örnek birer cümle yazınız.

YUKARIDAKİ TABLODA VERİLMİŞTİR.

b. Yaprak Dökümü ve Küçük Ağa adlı metinlerin anlatıcılarını metinlerden örnekleyerek belirleyiniz.

YUKARIDAKİ TABLODA VERİLMİŞTİR.

SAYFA-170

Suç ve Ceza adlı metni Yaprak Dökümü ve Küçük Ağa adlı metinlerle tür, biçim, üslup ve içerik açısından karşılaştırınız.

 

Suç ve Ceza

Yaprak Dökümü

Küçük Ağa

Tür

Roma

Roman

Roman

Biçim

———-

——-

——–

Üslup

Dostoyevski böyle ağır ve önemli bir konuyu anlatırken, metaforlardan uzak, yalın, gerçekçi bir anlatım kullanmıştır. Karakterler o kadar iyi belirlenmiştir ki hikaye akışında yaptıkları hiç bir şeyi yadırgayamayız. Diyaloglara fazla yüklenmeden daha çok mekan ve zaman tasvirleriyle hikayesini anlatan yazar böylece karakterleri konuşturmadan daha evrensel mesajlara ulaşabilmeyi başarmıştır.

Sade bir dil kullanmaya çalışmıştır. Fakat Osmanlıca kelimelere de rastlamak mümkün:

Genellikle kısa cümleler tercih etmiş, tasvirleri yerinde ve sınırlı tutmaya çalışmıştır. Benzetmelerden ve mecazlı söyleyişlerden faydalanmıştır

Romanın dili, oldukça sade ve anlaşılır bir özellik gösterir. Yazar, kişi ve çevre tasvirlerinde benzetme ve mecazlardan da etkili bir biçimde yararlanır. Roman kahramanlarının kişilik özelliklerinin verilmesinde yazarın dili kullanmadaki becerisinin önemi büyüktür.

İçerik

Yoksul, gururlu ve ihtiraslı bir öğrenci olan Roskolnikov’un işlediği bir cinayeti, bu cinayetten ötürü çektiği vicdan azabını ve teslim olmasını anlatmaktadır.

Gelenek göreneklerine bağlı, özellikle ahlaki konularda çok titiz olan Ali Rıza Bey ile batılılaşma hareketine karışarak daha zengin bir hayat yaşamak isteyen çocukları arasındaki çatışma işlenmiştir.

Birinci Dünya Savaşı ile birlikte Osmanlı Devleti eski gücünü, heybetini kaybetmeye başlamış, isyanlar ve işgallerle zayıf duruma düşmüştür. Kitapta, bir Anadolu kasabası olan Akşehir’den yola çıkılarak, Kurtuluş mücadelesinin bir bölümü anlatılmaktadır. Olaylar Akşehir’in bir kasabasında başla ve gelişir.

 

 

Yaprak Dökümü ve Küçük Ağa adlı romanları okuyunuz.

SAYFA-171

Dil Bilgisi

1. Küçük Ağa adlı metinden zamir türlerine örnekler bulunuz. Bulduğunuz zamirlerin metindeki işlevlerini belirleyiniz.

Zamir Türü

Örnekler

Kişi zamiri

…onlardan beş dakika…: onlar

…emir senin…: sen

…ağa sensin: sen

Hoca onun dediklerini..: o-n-un

Çakırsaraylı ona hayran..:o-n-a

Emme sana Hoca…: sen/e-a

Bana da ağa..:ben/e-a

İşaret zamiri

Bundan sonra artık…: bu-n-dan

Onun neye.. bilmiyordu: o-n-un

Belgisiz zamir

Her şeyde emir..: şey

Hepsi de bu kadarla..: hepsi

Soru zamiri

..neye yarayacağını ..:ne-ye

Dönüşlülük zamiri

kendini çok gülünç.. : kendi-n-i

 

2. Yaprak Dökümü adlı metinde “Virgül, sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur.” kuralına uygun örnekler bulunuz.

  • Haftada iki gece dostlara danslı çay veriliyor, en aşağı iki üç gece de başkalarının davetine gidiliyordu.
  • Aşağı sofa ile taşlık arasındaki camekân kaldırılmış, delik deşik duvarlar sarı yaldızlı bir kâğıt ile kaplanmıştı.
  • Kızlar, yengeleriyle beraber saatlerce sökük dikerler, bozulmuş elbise parçalarından uydurma süsler hazırlarlar, vücutlarının görünecek yerlerini kolonya ile silerler, ayna karşısında kantocu kızlar gibi boyanırlardı.
  • Bu öldürücü eğlence gecelerinden sonra çok kere yatmadan çantasını alarak sokağa çıkıyor, akşamlara kadar kim bilir nerelerde ne şekilde didişip uğraşıyor, ortalık karardıktan sonra yorgunluktan bitmiş bir halde eve dönüyordu.
  • Fikret evvelâ biraz sarsılır, babasına acır gibi oldu.

3. “Recep onlardan beş dakika kadar önce Çakırsaraylı’nın yanına varmış ve olup bitenleri anlatmıştı.“ cümlesindeki noktalama kurallarına uymayan kullanımı tespit ederek bu durumun nedeniniaçıklayınız.

            Çakırsaraylı’nın kelimesinde kesme işareti kullanılmaz çünkü özel adlara getirilen yapım ekleri, çokluk eki ve bunlardan sonra gelen diğer ekler kesmeyle ayrılmaz

4. “Aşağı sofa ile taşlık arasındaki camekân kaldırılmış, delik deşik duvarlar sarı yaldızlı bir kâğıt ile kaplanmıştı.” cümlesindeki düzeltme işaretinin işlevini belirtiniz.

            Buradaki düzeltme işareti işlevi Arapça ve Farsçadan dilimize giren kelimelerle özel adlarda bulunan ince g, k ünsüzlerinden sonra gelen a ve u ünlüleri üzerine konur.

 YAZMA ÇALIŞMALARI

Etkinlik

a. Okuduğunuz bir romanın bir kesitini, bakış açısını ve anlatıcısını değiştirerek yeniden yazınız.

 b. Bakış açısı ve anlatıcı değişikliğinin içeriğe ve anlatıma etkisini değerlendiriniz.

                       Her bakış açısı içeriği etkiler. Mesela gözlemci ve ilahi bakış açısı olayları daha nesnel anlatırken kahraman bakış açısı daha özneldir. Yine  gözlemci ve ilahi bakış açısı olayları daha geniş bir perspektiften anlatırken  kahraman bakış daha dar bir çerçeveden yorumlar.Kahraman bakış açısında genelde yönlendirme varken diğer ikisinde yönlendirme yoktur.

 

SAYFA-173

ÜNİTE ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME ÇALIŞMALARI

1. Gece uykusundan henüz uyanmamış şehir, lâpa lâpa yağan karların altında bembeyazdı. Alexander Nevski meydanından sola dönüp ağır ağır ilerleyen atlı arabanın koca tekerlekleri, bütün gece yığılmış karları zorlukla yarıyordu. Arabacı köşeyi dönüp üç katlı evin kaldırımına yanaştı. Gözlerini binanın pencerelerine doğru çevirmişti ki, bir ışık huzmesi içeriden dışarıya süzüldü. Hafif bir rüzgârla savrulup pencere pervazlarında toplanmaya devam eden bir grup kar tanesi, cama yapışıp öylece dondu, kaldı. Arabacının bakışları ile sözleşmişçesine, aynı anda, odanın tülleri aralandı. Silueti görünen erkek, camın buğusunu sildikten sonra el sallayıp tekrar içeriye döndü. Yatağının baş ucundaki komodinin üzerinde biraz evvel yakmış olduğu gaz lâmbasının ışığında cep saatine baktı. Henüz dört olmak üzereydi. Daha epeyi vakti vardı. Yatakta derin derin uyumakta olan kadını uyandırmaktan çekinerek yorganı hafifçe araladı. Saat avucunda, kendisini yastığa bıraktı. Sonra kararlı bir ifade ile, çarşafları attı üzerinden, yataktan kalktı. Ellerini saçlarında gezdirip, ağır adımlarla tekrar pencereye doğru yürüdü. Perdeyi biraz daha yana çekip dışarıya baktı. Camların hemen önünden başlayan beyazlık, ay ışığı altında bahçeyi, parmaklıkları ve ardındaki geniş caddeyi kaplayarak devam ediyordu. Beyaz bir dünyaydı, bembeyaz. Kayıp giden bulutların

arasından mehtap ışıldadıkça ortalık pırıl pırıl oluyordu. Her şey olduğundan daha haşmetliydi bu

beyazlığın altında.

Nermin Bezmen, Kurt Seyt & Shura

Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri bu parçadan hareketle uygun ifadelerle doldurunuz.

a. Parçada ÖYKÜLEYİCİ ve BETİMLEYİCİ anlatım biçimlerine başvurulmuştur.

b. Parçada anlatıcı 3.TEKİL kişidir.

c. Parça İLAHİ (HAKİM)  bakış açısıyla yazılmıştır.

ç. Parçada ANLATMA tekniği kullanılmıştır.

 

2. Gelen  (I) gazetelerde, boş yere bir genel neşe yankısı arıyorum, bulamıyorum. Belki Anadolu’nun ücra (II) bir kasabasında, Ankara’da, şuraya buraya (III) asılmış, tek tük (IV)  kandiller, bu zaferin tek şenlik aydınlıklarıdır. Hayalimde, kendi kendime yaktığım bu ışıklar, bana engin ve karanlık (V) bir gurbet diyarı olan Türkiye’de donmuş ve kör olmuş gönüllerin tek hayat mihrakları gibi geliyor.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yaban

Bu parçada geçen altı çizili kelimelerden hangisi türü bakımından ötekilerden farklıdır?

A) I                  B) II

C) III                D) IV

E) V

SAYFA-175

3. Mahşer adlı romanın bu bölümünden nasıl bir olay örgüsü çıkarılabilir?

            Vatan için savaştığı, uğruna eziyetlere katlandığı İstanbul’da çeşitli sıkıntılar yaşayacak bir olay örgüsü olabilir. Hasret kaldığı İstanbul’da savaştakinden daha fazla sıkıntı çekecek kadar İstanbul’un değişmesi olabilir.

4. Mahşer adlı romanın bu bölümünde olayın geçtiği yerin özellikleriyle ilgili neler söylenebilir?

            İstanbul’un girişinde gemide, güvertede. Sirkeci İskelesi… Babı Ali yokuşu…

5. Romanın bu bölümünde kişilerin özellikleriyle ilgili hangi tespitlerde bulunulabilir?

            İstiklal savaşına Nihad’ın savaştan sonra özlemle geldiği İstanbul’da yabancılık çekmesi.

6. Romanda anlatılan olayların geçtiği dönemle ilgili neler söylenebilir?

İstiklal Savaşı’ndan sonra İstanbul.

7. Metinde günümüz yazım ve noktalama kurallarına uymayan kullanımları belirleyiniz.

  • ….karnını demir parmaklıklara yaslıyarak, üç senedir hasretini çektiği İstanbul’a gözlerini kırpmadan baktı.

yaslıyarak değil yaslayarak olacak ve bu sözcükten sonra virgül kullanılmaz.

  • Dile kolay sekiz sene… tam sekiz senedir karımı da, çocuklarımı da görmedim.

Üç nokta kullanıldıktan sonra başlayan sözcükler büyük harfle başlar.Yani …Tam olarak devam edecek. Bir diğer yanlışlık  da bağlacından sonra virgül kullanılmaz.

  • nihayet Çanakkale’ye!.. vallahi, rabbena hakkı

Üç nokta kullanıldıktan sonra başlayan sözcükler büyük harfle başlar.Yani …Vallahi olarak devam edecek

  • güvertede üstüste…

“üst üste”” ayrı yazılır.

  • Cephede her vakit söylediği bir havayı ıslıkla tutturarak, askerî çadırın içinde…

“tutturarak” zarf fiil ekinden sonra virgül kullanılmaz.

DAHA DA ÇOK VAR….

8. Metindeki zamirleri ve bunların metindeki işlevlerini belirleyiniz.

            kendisinden üç rütbe aşağı…: kendi – Dönüşlülük zamiri

            …karı-m-ı da, çocukları-m-ı…: karı-m – m sesi Ek halindeki zamir/iyelik zamiri

            Şimdi bile buna inanamıyorum…: bu-n-a- İşaret zamiri

            Kimi bitik…: kimi- Belgisiz zamir (cümledeki diğer kimi sözcükleri de aynı şekilde belgisiz zamirdir.)

SAYFA-176

9. İlhan korkusuyla depreşmediğimizi, Filatyos bilir( ) Ölüm haberini duymadıkça kendini güvende sayar( ) Korkmaz savaşçıdır( ) gayet öfkelidir( ) Huyu suyu bilinir düşmanı aldatmak güç değil( )

Kemal Tahir, Devlet Ana

Bu parçada ayraçlarla ( ) belirtilen yerlere, aşağıdakilerin hangisinde verilen noktalama işaretleri sırasıyla getirilmelidir?

A) (.) (.) (.) (.) (!)

B) (.) (;) (,) (.) (.)

C) (:) (.) (,) (.) (…)

D) (.) (.) (,) (.) (…)

E) (:) (.) (.) (.) (…)

 

10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde kişi zamirine örnek oluşturacak bir kelime vardır?

A) Herkes Küçük Ağa diyordu son zamanlarda.

B) Asıl bunun için istiyorum ya…

C) Bundan sonra artık ağzından kelimeler miskalle çıkacaktı.

D) İnşallah Recep’le benim dilim sürçmez de sana Hoca Efendi deyivermeyiz ikide bir.

E) İnşallah bundan böyle hepimiz yeni bir dostluk kazanmış oluruz.

 

11. Aşağıdakilerden hangisi roman türünün özelliklerinden değildir?

A) Kişi kadrosu geniştir.

B) Betimlemeler yüzeyseldir.

C) Farklı bakış açıları kullanılabilir.

D) Kurmaca bir gerçekliğe sahiptir.

E) Olay örgüsü bir temel çatışma etrafında şekillenir.

 

12. (I) Karşısındakilerin hiçbirini sevmiyor, onların da kendisini sevmediklerini biliyordu. (II) Gene de her akşam beraberce otururlar orada bulunmayanları çekiştirirlerdi. (III) Çekiştirilen kimse pasajın kapısında görünürse eğer çekiştirme hemen onun da katılmasıyla bir başkasına yöneltilirdi. (IV) Oradakilerin hepsi iyi, hepsi değerli, hepsi dosttu. (V) Değersiz, kötü olanlar işlerine dalıp da o akşam pasaja gelmeyenlerdi.

Orhan Hançerlioğlu, Ali

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde kelime hâlinde zamir yoktur?

A) I.

B) II.

C) III.

D) IV.

E) V.

 

SAYFA-177

13. Çıkmaz sokağın ağzında bir çeşme, bir de hayvanları sulamak için yalak vardı. Elime geçen çerçöple özene özene oyuncak bir kayık yaptım. Kayığım yalaktaki suyun üzerinde yüzünce dünyalar benim oldu. Onu elimle dürttüm olmadı. Yanağımı suya değdirerek başımı kayık düzeyine eğdim; tatlı sert tütün paketinin kâğıdından yapılma yelkene üfledim. Gemim suların üzerinde kaydı. Hemen yalağın öte tarafına koştum. Kayık bana doğru geliyor, yani ilerliyordu. Siftah olarak ileriye gitmek ve gerilerden ayrılmak sevincini tadıyordum. Kayığı seyre öyle dalmıştım ki kayık burnumun üstünde baştan kara etti. Onu hemen döndürdüm. Durmamacasına üfledim. Başım fırıl fırıl dönüyor, kulaklarımda yüzlerce ziller çınlıyordu. Gemim bütün yelkenlerini doldurmuş  açık denizlerde koskocaman bir kelebek gibi kayıyordu. O sırada güneş battı. Ortalık karardı. Sokaklardan el ayak çekildi. Farkında olan kim? Kendimi lodos rüzgârının ta kendisi sanıyordum. Yanaklarımı körpe ciğerlerimin bütün gücüyle şişirip sağanak sağanak esiyordum. Pruva direği, sözü küçümseyerek dalgın eda ile işaret veren bir el gibi sağa sola eğiliyordu. Direk ucu yıldızdan yıldıza gidip geldikçe içimde yeni yeni uyanan bir musikiye tempo tutuyordu. Koca gemim, sendeleyen yıldızlar arasında kapkara bir uçurum kadar mağrur ilerliyordu. Ne var ki artık soluğum

tükeniyordu. İşte bunun için, ’’Rüzgâr kesiliyor! Artık camadanları çözünüz!’’ diye ciyak ciyak bağırdım. Birdenbire, derin bir mağaranın bağrından çıkıvermiş gibi kalın bir ses, ’’Hangi rüzgâr kesiliyor?’’ diye sordu. Amcamın sesini tanıdım. Donakaldım. Başım, göğsüm sırsıklamdı. Amcam yanaştı: ’’Mahmut sen misin?’’ dedi. (…) ’’Burada bu saatte ne yapıyorsun?‘’ dedi. Ona elimdeki kayığı verdim. Görmek için batı göğünün alacakaranlığına karşı tuttu onu. ’’Bu gemi değil, salapurya!’’ demesiyle de bizim kalyonu yere çarpıp ayağının altında çatır çutur ezmesi bir oldu. Kemiklerim kırıldı sandım. Ama amcam ’’Yarın sana bir kayık yapayım da gör’’ deyince dünyalar yeniden benim oldu.

Halikarnas Balıkçısı, Aganta Burina Burinata

Aşağıdaki soruları bu parçadan hareketle cevaplayınız.

a. Aganta Burina Burinata adlı romandan alınan metnin yapı unsurlarını belirleyiniz.

 

            Olay Örgüsü: Mahmut isimli bir çocuğun küçük bir gemi yapması ve bunu bir çeşmede yüzdürerek eğlendirmesi. Geç saatlere kadar eğlenen Mahmut, amcasının gemisini kırmasıyla üzülmesi fakat amcasıyla ona yarın için gemi yapma sözü vermesiyle tekrar hülyalara dalması.

            Mekan: Çıkmaz sokakta bir çeşme..

            Zaman : Bilinmeyen bir akşamüzeri

            Kişi:

Mahmut: Hayal kurabilen ve elindekiyle mutlu olabilen, umut dolu biri.

Amca: Olaylara biraz sert girebilen biri.

 

b. Aganta Burina Burinata adlı romandan alınan metnin temasını belirleyiniz.

Hayal kurmak..

c. Bu metindeki bakış açısı hakkında bilgi veriniz.

Kahraman bakış açısı..

14. Roman kahramanları ruhsal ve fiziksel özellikleriyle tanıtılır. Kişilerin kendine özgü ayırt edici özellikleriyle diğerlerinden ayrılanlarına ……………………………..; kıskançlık, cimrilik, korkaklık gibi benzerlerinin niteliklerini abartılı bir biçimde üzerinde toplayanlarına ………………….. denir.

Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) karakter-tip

B) huy-karakter

C) tip-karakter

D) tip-huy

E) tip-kişilik

SAYFA-178

15. Aşağıda verilen tanılayıcı dallanmış ağaçtaki bilgilerden bazısı doğru, bazısı yanlıştır. İlk ifadeden başlayıp, cevap oklarını takip ederek doğru çıkışa ulaşınız.

Türk edebiyatında ilk çeviri roman Taaşuk-ı Talat ve  Fitnat’ tır.(Y)

İsim tamlamasındaki tamlananın yerini tutan -ki eki (ilgi zamiri) ayrı yazılır.(D)

Bir duygunun, düşüncenin bir olay etrafında veya olaya bağlı olarak anlatılmasıyla oluşan anlatım biçimine öyküleyici anlatım denir. (D)

5 NOLU ÇIKIŞ

İSTERSENİZ DİĞERLERİNİ DE CEVAPLAYALIM.

Konusu ve amacı belli olan, nerede ve ne zaman yapılacağı önceden bilinen, bir plana göre hazırlanıp dinleyiciler önünde yapılan konuşmalara hazırlıklı konuşma denir. (D)

Satıra sığmayan kelimeler bölünürken satır sonuna kısa çizgi konur.(D)

İyelik ekleri, isimlere getirilen ve varlığın kime veya neye ait olduğunu bildiren eklerdir.(D)

Düğüm bölümü, romana konu olan olaylar ile yer, çevre ve kişilerin tanıtıldığı bölümdür. (Y)

Bunları da gezebilirsin.

9.Sınıf Edebiyat MEB Kitabı 2.Ünite Cevapları (Syf:46,52,58,63,64…74,75,76,77)

Hazırlık İnsanların tanımadıkları kimselere güvenmesinin ne gibi sorunlara yol açabileceğini tartışınız.             İnsanlar, tanımadıkları kişilere …