Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi

LYS Türk Edebiyatı Deneme Sınavı – 5

LYS-5 Deneme Sınavı

1.      Perçemli Sokak ve Âşık Merdiveni. Bunlar Oktay Rıfat’ın şiir kitaplarına verdiği adlar. Bu iki adı da duyduğum za­man çok sevmiştim. Oktay Rıfat’ın bulduğu ve şiirine ya­kıştırdığı başlıklar olarak ne güzeldiler! Ancak sonra ne ol­du? Olan şu: Perçemli Sokak diye Galata’da bir sokak var­mış, Âşık Merdiveni de benim şimdiye dek duymadığım bir çiçeğin adıymış. Bunları öğrenince Perçemli Sokak’ın da Âşık Merdiveni’nin de benim için bir çekiciliği, büyüsü kalmadı. Neden acaba? Böylesi bir sorunun cevabı zor ol­masa gerek. Şiir gerçekle ilgilenir. Gerçeği işler, kalkındırır; ama Pierre Reverdy’nin sözüyle, “gerçeğin bir asalağı olmamalıdır.”

Bu parçada geçen “gerçeğin bir asalağı olmak” sözüyle O. Rıfat’ın şiirine yöneltilen eleştiri, aşağıdakilerden hangisi olabilir?

A)  Sokak adlarından  yola çıkılarak adlandırılmasının, gerçeklik duygusu yaratmasını engellemesi

B)   İstanbul’un bildik semtlerini sanki ilk kez duyuluyor-muş hissi yaratarak okuyucuya sunması

C)  Ancak gerçeğe bağlı kalarak var olabilen bir özellik göstermesi

D)  Hemen her düzeyden okura seslenmeyi hedefleyerek yaşamı olduğu gibi aktarması

E)  Verilen adların, içerikle ilgisiz olup sadece bir süs nite­liği taşıması

 

2.      Bazıları, kolay yazılmış damgasıyla kimi şiirlerin yüzüne kara çalmak istiyor. Oysa Ahmet Muhip Dıranas’ın “Atlıka­rınca” şiirinden de anlaşılacağı üzere, kolay yazılmış duy­gusunu veren şiirler,

Bu parça aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanmalı­dır?

A)  ancak büyük şairlerin değerlendirebileceği şiirlerdir

B)  geleneğe yaslanarak, ondan yararlanarak oluşturulur

C)  Ahmet Muhip’in tarzının dışındaki şiirlerdir

D)  gerçekte büyük bir emekle dokunmuşlardır

E)  büyük bir birikim olmadan oluşturulan şiirlerdir

 

3.    Aşağıdaki dizelerin hangisinde, iyimserlik söz konusudur?

A)  Kardeş, senin dediklerin yok Halay çekilen toprak bu toprak değil

B)  Çamı bitmiş, kavağı azalmış Gamla örtülü bayırlar, çıplak değil

C)  Bakımsızlıklarla göçüp gitmiş cihan Mevsimler soğumuş, sular azalmış

D)  Gün doğar, tarla kuşları uçuşurlar Ağır bir aydınlık, bildiğin şafak değil

E)  Kardeş, görmüyorum ama hâlâ duyabiliyorum Geçmiş zamanlar geleceklerden parlak değil

 

4.      (I) Edebiyat dünyasında, ünlü şairlerin şiir çevirisi yapma­sına pek sık olmasa da tanık olmaktayız. (II) Onların, çe­viri yaparken kendilerini bir çevirmen olarak görmedikleri bellidir. (III) Sözün özü, onlar kendilerini her şeyden önce şair olarak görürler. (IV) Çevirdikleri şiiri kendi şiir dünya­larına uyarlarlar, kendi şiirlerini yazarlar. (V) Kimi büyük şairlerin, çeviri yaparken kendi şair kimliklerini unuttukları da olur. (VI) Bunlardan hangisi daha iyidir bilmiyorum; ama ne olursa olsun, büyük şairlerin yaptığı çeviriler her zaman ötekilerden daha çok ilgi görüyor.

Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisinin, kendinden önceki yargının sonucu olduğu anlaşıl­maktadır?

A) II.            B) III.            C) IV             D) V              E) VI.

 

5.      Türkiye, enerji kaynakları ve tarımsal ürünlerin çeşitliliği bakımından dünyadaki önemi gün geçtikçe artmaktadır.

Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin han­gisinden kaynaklanmaktadır?

A)  Yanlış sözcük kullanılmasından

B)  Tamlayan eki eksikliğinden

C)  Gereksiz sözcük kullanılmasından

D)  Yüklemin eylemsi olmasından

E)  Dolaylı tümleç eksikliğinden

 

6.      Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı var­dır?

A)  Önümüzdeki cumartesi İstanbul’da yoğun kar yağışı bekleniyormuş.

B)  Burası da dünyadan elini eteğini çekmiş birisi için bu­lunmaz bir yerdi.

C)  Edebiyatımız da köy sorunlarına geniş yer verilmiştir.

D)  Onun ilk filmleri de uzun süre, istenen seyirci kitlesine ulaşamamıştır.

E)   En kötüsü de kimseden beklentisinin kalmamasıydı.

 

7.      İlişkileri (I) aralarında güçlü bir dostluk oluşacak (II) kadar gelişmiş (III) ilerlemiş; böylece birlikte hareket etme (IV) çalışma (V) sorunlara çözüm bulma olanağı doğmuştu.

Bu parçada numaralanmış yerlerin hangisine virgül (,) getirilemez?

A) I.             B) II.             C) III.             D) IV.             E) V.

 

8.      Çiçeklerin en güzel zamanında yere yüzükoyun uzanıyo­rum.

Bu cümlede aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A)  Belgisiz sıfat

B)  Azlık-çokluk belirteci

C)  Niteleme sıfatı

D)  Belirtili ad tamlaması

E)  Bileşik yapılı belirteç

 

9.            O kadar istedi ki bir şeyi bugün içim

Dedim kendi kendime: “Bari çocuk olaydım!”

Bu dizelerde tırnak işareti içinde verilen söz, aşağıda­kilerden hangisidir?

A) Özne

B) Yüklem

C) Belirteç tümleci

D) Belirtili nesne

E) Belirtisiz nesne

 

10.    Savaş çıkarsa insanlığın asıl kaybı, “insanlığı” olacaktı.

Bu cümlede aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A)  Bileşik zamanlı eylem

B)  Tamlananı sıfat almış ad tamlaması

C)  Ünsüz benzeşmesi

D)  Hem yapım hem çekim eki almış ad

E)  Belirtme durum eki almış ad

 

11.    (I) Hafta sonunda şehrin puslu havasından kaçıp doğaya daha yakın olabileceğimiz bir yere gitmeye karar verdik. (II) Eski arkadaşlarla bir haftalığına olsa bile hasret gider­miş olacaktık. (III) Eskihisar’dan arabalı vapura bindik, va­purda bizi çok lezzetli yiyeceklerle hazırlanmış bir kahval­tı bekliyordu. (IV) Hava soğuk olmasına rağmen biraz dı­şarıda kalarak kurşuni bulutlarla örtülü gökyüzünün fotoğ­raflarını çekmek istedim. (V) Ben işi uzatınca arkadaşla­rım: “Artık gel, kahvaltıyı kaçıracaksın.” demeye başladı­lar.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?

A)   I. cümlede sıfat görevinde eylemsi vardır.

B)   II. cümlede ilgeç kullanılmıştır.

C)  III. cümledeki yüklemlerin ikisi de geçişlidir.

D)  IV cümlede ad tamlaması nesnede kullanılmıştır.

E)  V. cümlede “artık” sözcüğü belirteçtir.

 

12.    (I) Yıllardır sanat ve kültür sorunları üzerine didikleyici bir biçimde okuyor, düşünüyor ve yazıyorum. (II) İlgi alanla­rım geniş, meraklarım çeşitli. (III) Ama, hiçbir zaman her konuda ahkâm kesmek ve bilirkişi rolü oynamak gibi bir ni­yetim olmadı. (IV) Yazılarımda kimi zaman, amacını aşan bir uzman üslubu, bir otorite havası görürseniz, bunu niye­time değil, ifade kusurlarıma yormanızı isterim. (V) Bu ya­zıları kitaplaştırmak üzere bir araya getirirken yazılar üze­rinde herhangi bir değişiklik yapmadım.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra, “Bu yüzden geniş bir yelpazeye yayılan enerjim, dikkatim dağılıyor.” cümlesi getirilebilir?

A) I.             B) II.             C) III.             D) IV.             E) V

 

13.    (I) Toplum ve birey, sadece bilimle açıklanamaz. (II) Toplum yapılanmasının ve insan psikolojisinin matematiksel kesinlikle açıklanamayan, formüllere dökülemeyen alacakaranlık bir bölgesi vardır. (III) Dostoyevski olmasaydı, insan psikolojisi hakkındaki bilgi ve sezgilerimiz eksik kalır­dı. (IV) 19. yüzyıl Fransa’sında yaşayanları, toplumun bir yere doğru akışını ve sistemi, Balzac’ın romanları kadar iyi anlatan hiçbir ürün yoktur. (V) İşte edebiyat o bölgeyi aydınlatarak bizim kendimizi daha iyi tanımamızı sağlar.

Bu parçanın anlam akışındaki bozukluğu gidermek için, numaralanmış cümlelerden hangilerinin yeri değiştirilmelidir?

A) I. ile II.                     B) I. ile III.                    C) II. ile IV

D) III. ile V.                   E) IV ile V.

 

14.   Biliyorsunuz, kimi zaman filmlerimle, kimi zaman da jüri üyesi olarak Cannes Film Festivali’ne katılıyorum. Uzak­tan bakılınca çok güzel görünüyor; ama Cannes aslında çok acımasız bir yerdir. Seyirci filmi beğenmezse: “Bu yö­netmenin şu filmi iyiydi, o eskiden şöyleydi.” demez. —- O yüzden gala gösterimleri biraz gergin geçer burada. Ama bunun iyi bir yanı da var: En azından filminiz hakkındaki gerçeği ilk ağızdan öğrenirsiniz.

Bu parçada boş bırakılan yere, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisinin getirilmesi uygun ol­maz?

A) Daha film seyredilirken başlar protestolar, ıslıklar.

B) Dünyanın en ünlü, en usta yönetmeni de olsanız para etmez o an.

C)  Herkes düşüncesini kimseden çekinmeden ortaya ko­yar.

D)Filmin niteliğinden çok, sizin büyüklüğünüz önemlidir onların gözünde.

E)   Fazlasıyla açık sözlü, fazlasıyla dobradır herkes.

 

15.    Eskiçağ, Orta Çağ ve Rönesans anlatı yapıtlarında, za­man ve mekânın belirsiz bırakıldığı ve bu öğelerin önem kazanmasının romanın çıkışı ile başladığı bilinen bir şey. Bizim de masallarımız olsun, efsanelerimiz, halk hikâyele­rimiz olsun, —-. Ama daha ilk romanlarımızda zaman ve mekân ilkelerinin belirginleştiğine, hatta simgeleştiğine ta­nık oluruz. Örneğin Peyami Safa’nın “Fatih-Harbiye” adlı romanının başlığındaki semt adları, çatışan yaşam ve dü­şünce tarzlarını simgeler. Yakup Kadri’nin “Kiralık Konak”ı çöken Osmanlı İmparatorluğu’nun simgesidir yine.

Bu parçada boş bırakılan yere, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A)  zaman ve mekân birbiriyle ilişki içinde değildir

B)  kahramanlara ve olaylara değil, durumlara ağırlık verir

C)  gerçeküstücü bir yaklaşımla okuru bambaşka bir dün­yaya götürür

D)  ne zaman ne de mekân değişim gösterir

E)  zaman ve mekân konusunda suskundur

 

16.   “Sanat uzun, hayat kısa…” demişler. Bu sözle ne zaman karşılaşsam ya da o durduk yere aklıma düşüverse, bir ki­raz mevsimini bir de sinemayı hatırlarım. Bu söz bende eskide kalmış, hüzünlü, artık unutulmaya yüz tutmuş bir bekleyişin özlemi, karşılığı oluverir. Gelecek filmi, “pek ya­kında”yı; kiraz mevsimini bekleyen çocuk gibi beklemeyi özledim. Filmin içinden hayata, hayatın içinden filme bak­mayı ve içimi dökebilmeyi perdedeki kahramanlara… Bi­timsiz bir merak duygusuyla beslenmeyi özledim. Elimde­ki sinema biletine bakıyorum. Üzerinde barkodu olan elek­tronik bir bilet bu. Eski sinema biletlerine, hani üzerinde “Sonuna kadar saklayınız” yazısı olan biletlere hiç benze­miyor. Filmle birlikte tanığı olduğumuz hayatın kanıtı ola­cak, “yaşanmışlığı” belgeleyecek biletler yok artık. Nasıl olsun ki? “İstanbul’un orta yeri sinema” değil nicedir. Sine­manın yeri hayatın içinde değil, alışveriş merkezlerinde.

Bu parçada yazar, asıl aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?

A)   Eski sinema biletlerinin çağın gereklerine göre değişti­rilmesinden

B)  Sinemada, merak duygusunun yerini vakit geçirme is­teğinin almasından

C)  Yaşam ile sinema arasındaki bağın giderek silik ve ya­pay bir hale gelmesinden

D)  Kiraz mevsiminin eski tadını ve güzelliğini yitirmiş ol­masından

E)  Günümüzde çekilen filmlerin yalnızlık ve yabancılaşma duygularını artırmasından

 

17.   Müzik bir serüvendir. Neden bu serüveni yaşamayalım? Bir gitar bizi İspanyol rüyasına götürürse ne güzel olur! Ya Japonların insanın içinde incelikle dolaşan ezgileri?.. Bach’ın görkemli müziğini dinlememek ne büyük yoksun­luktur! Bir ud taksiminin esintileri neden bizi alıp götürme­sin? Caz müziğinin sürükleyici ritmini, zengin ezgilerini ne­den tanımayalım? Rock müziğinin hareketli sahnelerine kendimizi kaptırmaktan neden korkalım? Tangoların tadı­na neden varmayalım? Önyargılarımızı bırakalım. Sınırla­ra, çağlara sıkışıp kalmayalım. Bırakalım müzik, insanları sevgiyle bir araya getirsin.

Bu parçada müzikle ilgili asıl vurgulanmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?

A)  Yaşamı renklendiren evrensel nitelikleriyle insanları birbirine bağladığı

B)  Türlerinin birbirinden beslenmesinin kaçınılmaz oldu­ğu

C)  Türleri arasında önemli farklar olduğu

D)  Her insanın farklı bir tarzından keyif alabileceği

E)   İnsanların toplumsal sorunlardan uzaklaşmasını sağ-ladığı

 

18.   Metnin dışına fazla çıkmadan, metne yeni bir soluk ve tat getirecek resim tercihleri yapmaya çalışırım. Metnin yazın dili, tekniği benim işimi bazen kolaylaştırır, bazen de zor­laştırır. Çocuk kitapları tasarımı işinin profesyonel bir ekip işi olduğuna inanırım. Yayınevi, yazar, çizer ilişkisindeki sağlam yapılanma, sonuçta işin kalitesine yansır. Samimi­yet, temel şarttır. Çocuk kitabı tasarımı yapmak; çocuk saflığını, özgürlüğünü hissetmeyi gerekli kılar.

Bu sözler, aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık ola­rak söylenmiş olabilir?

A)  Kitap tasarlamada en çok nelerden esinlenirsiniz?

B)   Resimlemenin çocuğun gelişimine katkıları nelerdir?

C)  Çocuk kitapları resimlemeye nasıl başladınız?

D)  Çocuk kitaplarını resimlerken nelere dikkat edersiniz?

E)  Bir ekiple hazırlanan çocuk kitapları daha mı başarılı­dır?

 

19.   Osmanlı döneminden başlayarak Fransızcadan pek çok sözcük almışız. Chaislangeu sözcüğünü alıp şezlong yaptığımız gibi, Fransızca sözcükleri okunuşuna uygun yazarak bir anlamda Türkçeleştirmişiz. Şimdi o zamanlar yaptığımızı bile bozmaya çalışıyoruz. Şampiyonu yeniden champion, klasiki classic, taksiyi taxi, kulübü clup yapma­ya başladık. Fransızcadan aldığımız avantajı beğenmeyip “advantage”ı bağrımıza basıyoruz artık. Türkçe iyice gö­zümüzden düştü. Sizin de aklınıza geliyor mu, “Bunca zor­lukla uğraşacağımıza şunların Türkçelerini bulamaz mı­yız?” sorusu? Söyleme ve yazma yanlışları en çok Türkçeye dışarıdan girmiş sözcüklerde yaşanmıyor mu? “Taz­yik” derken hep o sorun vardı: Tazyiği denmez; tazyiki denmeli, diye uyarırdı bizi birileri. Basınç aldı bu sözcüğün yerini ve tazyik unutuldu. Kötü mü oldu? İstediğiniz kadar uğraşın, yanlış söyleyemezsiniz “basınç” sözcüğünü.

Bu parçadan, dilimize girmiş yabancı sözcüklerle ilgi­li olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A)  Okunuş ve yazılışlarında sorunlara neden oldukları

B)  Bir dönem, Türkçe söyleyişe uyarlanmaya çalışıldıkları

C)  Halkın aydınları yanlış anlamasına yol açtıkları

D)  Yaygınlaşmamalarının, bilinçlenmeye bağlı olduğu

E)  Dile yerleşmelerinin dil kirliliğine yol açtığı

 

20.    Felsefe günümüzde bir meslek haline geldiği için, akade­mik bir birimde çalışan ve sırf maaş aldığı için o işle ilgile­nen insanlar var. İçinden geldiği için ya da kendisini felse­fe dışında ifade edemediği için değil. Her nasılsa bir felse­fe bölümüne kapağı atmış ve oradan ekmek parası kaza­nabilmek için terfi etmek zorunda olan kişinin belirli bir üretimde bulunması gerekiyor. Akademik gelenekler gere­ği, bu üretimin de çok “uçuk” sözler söylemeyen bir yazı biçiminde olması gerekiyor. Böylece, bilinenlerin tekrarı olan, suya sabuna dokunmayan, sıradan yazılar çıkıyor ortaya. Oysa felsefe yazılarının, tabuları yıkması, deyiş yerindeyse “uçması” gerekir.

Aşağıdakilerden hangisi, bu parçada yakınılanlardan biri değildir?

A)  Alanında uzmanlaşmamış kişilerin felsefe yazısı yaz­ması

B)   Felsefenin akademik bir işe dönüştürülmesi

C)  Felsefenin geçim sağlama aracı olarak görülmesi

D)  Yeni, sarsıcı şeyler söylemeyen felsefi metinler yazıl­ması

E)   Felsefeyi bir tutku olarak yaşamayanların felsefeye yönelmesi

 

21.    “Seneye ‘yıl’ denmesi çok yerinde.” diyor Çetin Altan bir yazısında. “Nasıl yılmazsın ki, gelip giderlerken içlerinden biri sana mutlaka kıyacaktır.” diye de ekliyor. Öte yandan, “Her yeni çocuk, Tanrı’nın insandan hâlâ umudu kesmedi­ğini gösterir.” diyor bir diğer usta. Her doğumda, yeniden yeşeren umuttan söz ediyor; her yıl yeniden yeşeren umuttan, umutlardan. Bana gelince, ömrümün en güzel yılbaşı hediyesini aldım önceki gece. İkiye katlanmış bir kâğıdın içinde karalıydı. Eli süpürgeli, mavi bir kardan adamın yanında, yeni öğrenilmiş eğri büğrü harfler, eksik dişli bir çocuk ağzı gibi konuşuyordu: “Sevgili babacığım, sana hediye alamadım; ama senin en iyi hediyenin ben ol­duğumu biliyorum ve yeni yılını kutluyorum.” Nasıl yılayım ki şimdi ben yıllar döküldükçe takvimimden ve böyle yü­rekten “baba” dedikçe “en iyi hediyem”?

Bu  parçanın  anlatımı  için  aşağıdakilerden  hangisi söylenemez?

A)  Karşıt düşünceler, alıntılar yoluyla ortaya konmuştur.

B)  Anlatılmak istenen, soru yoluyla pekiştirilmiştir.

C)  Kişileştirmeye ağırlık verilmiştir.

D)  Konuşma havası içinde yazılmıştır.

E)  Betimleyici öğeler kullanılmıştır.

 

22.          Durmadan ıslık çal, suyu gösterme

Kimseye düğünü, toyu gösterme

Ekmeği, çorbayı, çayı gösterme

Beş sene cilve yap, naz eyle zalim

 

Bu dizelerde sevgiliye öğütlenen davranışlardan aslında yakınılmaktadır.

Buna göre dörtlükte aşağıdaki söz sanatlarından han­gisi vardır?

A) Cinas

B) Tariz

C) Tecahül-i arif

D) Teşhis

E) Tevriye

 

23.   Avucunuzun içinden kayıveren sular gibi yitip giden yıllar geride ne tortu bırakıyor?

Bu cümlede altı çizili sözcüğün kullanımı, aşağıdaki söz sanatlarından hangisine örnektir?

A) İstiare

B) Tevriye

C) Tenasüp

D) Mecaz-ı mürsel

E) Telmih

 

24.    Tanınmış kişilerin, kendi hayatlarıyla ilgili bazı olayları ya da toplumu ilgilendiren konular hakkında görüp duydukla­rını anlattığı eserler “anı” türünde yazılmıştır. Anı türü biz­de Ziya Paşa (Defter-i Amâl),   Muallim Naci (Ömer’in Çocukluğu)

               I                                               II

gibi Tanzimat yazarlarıyla Batı edebiyatındaki örneklerine yaklaşmış; Halit Ziya Uşaklıgil (Kırk Yıl) ve Yakup Kadri   

                                             III                                       IV

Karaosmanoğlu (Zoraki Diplomat)gibi usta yazarların kalemiyle gelişmiştir Cenap Şahabettin (Hac Yolunda) gibi

V

Ahmet Rasim de (Muharrir Bu ya) bu türün kayda değer örneklerini vermiştir.

Bu parçadaki numaralanmış adlardan hangisi, bir bil­gi yanlışına yol açmıştır?

A) I.             B) II.             C) III.             D) IV.             E) V.

 

25.   —- ve —- yazıları genellikle birbirine karıştırılır. Halbuki ikisi arasında önemli farklar vardır. İlkinin yazarı, mümkün olduğu kadar görüşme yaptığı kişi ile konuştuklarının dışı­na çıkmaz. Özel görüş, duygu ve yorumlarına yer vermez. Kısa yoldan, açık bir anlatımla sadece konuştuklarını orta­ya koyar. İkincisinin yazarı ise, konuyla ilgili olarak bir böl­geyi, belli bir yeri, bir kurumu, bir ya da birkaç insanı ele alabilir. Ayrıntıya girebildiği yazılarında, okuyucunun ilgisi­ni çekmek için süslü bir üslup kullanabilir.

Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde verilenler getirilmelidir?

A) Mülakat – anket                         B) Söyleşi – röportaj

C) Röportaj – mülakat                    D) Mülakat – röportaj

E) Söyleşi – anket

 

26.          Bir kuş sesi gelir dudaklarından

Gözlerin gönlümde açan nergisler

Düşen öpüşlerdir dudaklarından

Mor akasyalarda ürperen seher

Bu dörtlükle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söy­lenemez?

A)   11’li hece ölçüsüyle yazılmıştır.

B)  Lirik şiirdir.

C)  Sarma uyak düzeniyle yazılmıştır.

D)  Redif kullanılmıştır.

E)  Tam uyak vardır.

 

27.   Aşağıdaki dizelerin hangisinde yarım uyak kullanıl­mıştır?

A)            Gelin canlar bir olalım

Münkire kılıç çalalım

B)             Urum Abdalları gelir dost deyi

Eğrimizde aba hırka post deyi

C)            Dost elinden dolu içmiş deliyim

Üstü kan köpüklü meşe seliyim

D)             Al gider benden benliği

Doldur içime senliği

E)            Çadırlar dağa kuruldu

Hücum borusu vuruldu

 

28.   Aşağıdakilerden hangisi, dil konulu bir eser değildir?

A)  Divan-ı Lügati’t Türk

B)  Muhakemetü’l Lügateyn

C)  Lügat-ı Naci

D)  Kamus-ı Türki

E)  Şecere-i Türki

 

29.    Tanzimatçılar tiyatro, roman, şiir yazarken bunların biçim ve estetiğini geliştirmekten çok

Bu cümlenin sonuna aşağıdakilerden hangisi getiril­melidir?

A)  Anadolu’ya yönelerek Halk edebiyatını örnek al­mışlardır

B)  Osmanlıca tamlama ve sözcüklere Türkçe karşılıklar bulmuşlardır

C)  Divan edebiyatının biçim özelliklerini eleştirmekle ye­tinmişlerdir

D)  teknik yönden yenilikler yapmaya çalışmışlardır

E)  yeni kavram ve düşünceleri halka öğretme amacı güt­müşlerdir

 

30.    Aşağıdakilerin hangisinde bir bilgi yanlışlığı yapılmış­tır?

A)   Edebiyat-ı Cedide sanatçılarından Mehmet Rauf ve Halit Ziya, Fransız edebiyatından esinlenerek mensur şiir türünde eserler verdiler.

B)  Türk edebiyatının ilk tarihi romanlarından biri olan Cezmi, aşk ve kahramanlığın, esaret ve zaferin iç içe işlendiği bir Namık Kemal romanıdır.

C)  Şinasi’nin Fransız şairleri La Fontaine, Racine ve Fe-nelon’dan çevirileri “Müntehabat-ı Eş’ar” adlı eserde toplanmıştır.

D)  Tasvir-i Efkâr, Şinasi’nin tek başına çıkardığı bir gaze­tedir, daha sonra bu gazetenin başına Namık Kemal geçmiştir.

E)   Eski-yeni tartışmasında Recaizade Mahmut Ekrem yeniliği savunarak Servet-i Fünun edebiyatının oluşmasına katkıda bulunmuştur.

 

31.    Tanzimat romanlarından, “Araba Sevdası” ve “Felatun Bey’le Rakım Efendi”de Batılılaşma ile başlayan alafranga züppe tipi konu olarak işlenir. “Sergüzeşt”te, bir cariyenin serüveni ve umutsuz ayrılıklarda ölümle sonuçlanan, hak tanınmamış aşkı anlatılır. “Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat”ta, gençlerin istemedikleri kişilerle evlenmeleri ele alınır. “Zehra” ise, bu dönemde yazarının gerçekçiliğini yansıtan başarılı bir eserdir.

Aşağıdakilerden hangisi, bu parçada adı geçen yapıt­lardan birinin yazarı değildir?

A)   Recaizade Mahmut Ekrem

B)  Ahmet Vefik Paşa

C)  Nabizade Nâzım

D)  Ahmet Mithat Efendi

E)  Şemsettin Sami

 

32.   Türk edebiyatını anlamak için öncelikle belirli dönemlerde öne çıkan “toplulukların yapısı incelenir. Ancak topluluk­lara katılmayıp geleceğe uzanan sanatçılarımız da vardır. —- bu duruma iyi bir örnek oluşturur.

Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangi­si getirilemez?

A)  Ahmet Rasim

B)  Mehmet Akif Ersoy

C)  Yahya Kemal Beyatlı

D)  Faruk Nafiz Çamlıbel

E)   Hüseyin Rahmi Gürpınar

 

33.    “Valide” şiirinde kucağında çocuğuyla dilenen bir anayı, “Nesrin”de kötü yola düşen kimsesiz bir kızı, “Haluk’un Bayramı”nda bayram günlerini üzüntüyle geçiren yoksul çocukları, “Verin Zavallılara”da depremle yuvaları yıkılan insanları, “Balıkçılarda denizle çarpışan emekçileri yüre­ği burkularak anlatır. Parnasyen şair Coppee’nin de etki­siyle yazdığı, yoksullara ve kimsesizlere acıma duygusuy­la beslenen bu şiirleri, yıldan yıla genişleyerek önce insan­cıllığa, evrenselliğe bağlanmış, sonra gitgide ilerici, barış-çı, akılcı, özgürlükçü ve eşitlikçi anlayışla birleşerek top­lumcu bir çizgiye ulaşmıştır.

Bu parçada tanıtılan sanatçı, aşağıdakilerden hangisi­dir?

A)  Namık Kemal

B)  Tevfik Fikret

C)  Abdülhak Hâmit Tarhan

D)  Cenap Şahabettin

E)  Mehmet Akif Ersoy

 

34.   Aşağıdakilerden hangisi, İslami kültürü yansıtan eser­lerden biri değildir?

A)  Kutadgu Bilig

B)  Tonyukuk Yazıtı

C)  Atabetü’l Hakayık

D)  Battalname

E)  Divan-ı Hikmet

 

35.    Aşağıdakilerin hangisi “âşık”ların ortak özellikleri ara­sında sayılamaz?

A)  Genellikle hece ölçüsüyle şiir söylemeleri

B)   Halkın kullandığı yalın dili kullanmaları

C)  Aşk, yiğitlik, özlem konularını ele almaları

D)  Şiirinde mazmun kullanmamaları

E)  Yaşadıklarını, somut konuları yansıtmaları

 

36.    Halk edebiyatımızda doğa, aşk, ölüm, ayrılık, yiğitlik, top­lumsal olaylar gibi konuların işlendiği, en sık kullanılan şi­ir türüdür. Dörder dizelik bentlerden oluşur. Bent sayısı genellikle 3-5 arasındadır. Hece ölçüsünün 6+5 veya 4+4+3 duraklı 11’li kalıbıyla yazılır. Şiirin son bendinde, söyleyenin adı ya da mahlası geçer. Bu tür şiirler, dile ge­tirilen duygular ve söylenişlerine göre koçaklama, güzelle­me, taşlama, ağıt gibi adlar alır. Karşılıklı konuşma biçi­minde, yani “dedim” “dedi” diye başlayan dizelerle de söy­lenebilir.

Yukarıdaki parçada özelliklerinden söz edilen nazım biçimi, aşağıdakilerden hangisidir?

A) Semai                           B) Varsağı                     C) Koşma

D) Destan                         E) Türkü

 

37.    (I) Hayal ürünü olan masallarda yer ve zaman belirsizdir. (II) Kahramanlar, olağanüstü varlıklar da olabilir. (III) Ma­sallar, genellikle mutlu sonla biter. (IV) Dinleyicinin dikka­tini masalda toplayabilmek için masalın başında ve so­nunda atasözleri kullanılır. (V) Keloğlan Masalları, edebi­yatımızda bu türün anonim örneklerindendir.

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde, ma­sallarla ilgili bilgi yanlışı vardır?

A) I.             B) II.             C) III.            D) IV             E) V.

 

38.    Bir tasavvuf şairi olan sanatçı, Yunus Emre’nin izinden git­miştir. Hem aruzla hem heceyle yazılmış şiirleri vardır. İşlediği ana tema Allah ve insan sevgisidir. Çoğu şathiye türünde olan şiirlerini kıvrak bir dille yazmıştır. En tanınmış eserleri Divan’ı ve Budalaname’sidir.

Bu parçada sözü edilen sanatçı, aşağıdakilerden han­gisidir?

A)  Kaygusuz Abdal

B)  Pir Sultan Abdal

C)  Erzurumlu Emrah

D)  Gevheri

E)   Hacı Bayram Veli

 

39.          Ey şûh-ı kerem-pişe dil-i zâr senindir

Yok minnetin asla

Ey kân-ı güher anda ne kim var senindir

Pinhan u hûveyda

Bu dizeler, aşağıdaki nazım biçimlerinden hangisinin özelliklerini yansıtmaktadır?

A) Gazel

B) Mesnevi

C) Müstezat

D) Kaside

E) Terkib-i bent

 

40.   Aşağıdakilerin hangisinde bir bilgi yanlışı vardır?

A)  Mahallileşme akımının temsilcilerinden olan Nedim, hece ölçüsüyle yazdığı bir şiiri Divan’ına koymuştur.

B)  Divan edebiyatının 18. yüzyılda yaşamış son büyük şairi Şeyh Galip, “Hayrabad” mesnevisinde tasavvufu işler.

C)  Hoca Dehhani 13. yüzyılda yaşamış, din dışı konular­da şiir yazmış ilk Divan şairidir.

D)  Edebiyatımızın ünlü kaside şairlerinden olan Nefi, öv­gü ve yergilerindeki aşırılıklarıyla tanınır.

E)  Divan edebiyatının en önemli lirik şairlerinden olan Fu­zuli, eserlerini Azeri lehçesiyle yazmıştır.

 

41.    Divan edebiyatında yaygın olarak kullanılan bir nazım biçimidir. Öğretici konular, hikâyeler bu nazım biçimiyle yazılmıştır. Bu türden şiirlerde her beyit kendi arasında uyaklanır. Beyit sayısının sınırı yoktur.

Aşağıdaki eserlerden hangisi, sözü edilen nazım biçi­miyle yazılmamıştır?

A)  Hüsn ü Aşk

B)   Risaletü’n Nushiye

C)  Leyla vü Mecnun

D)  Siham-ı Kaza

E)   Harname

 

42.   Anadolu’da XIII. ve XIV. yüzyıllarda bir dini edebiyat çığırı doğdu. Bu tip eserlerin birçoğu besteleniyor, halkın toplan­dığı yerlerde okunuyordu. Bu eserlerin en güzellerinden birini yazan şair, Yıldırım Bayezid zamanında Bursa Ulu Cami’de imamlık yaptı. 1409’da Edirne’de tamamladığı “Mevlid” şiiriyle tanındı. Sade, duygulu ve içten bir söyle­yişe sahipti.

Bu parçada özellikleri verilen Divan şairi, aşağıdakilerden hangisidir?

A)  Yunus Emre

B)  Necati

C)  Mevlana

D)  Bağdatlı Ruhi

E)  Süleyman Çelebi

 

43.    Şiirler de yazmış olan sanatçı, edebiyatımızda yabancı sözcük ve dil kurallarıyla örülü, Divan şiiri mazmunların­dan yararlanan, süslü, secili Divan nesrinin ilk önemli tem­silcisidir. Süslü nesrin önemli bir örneği olan eserinde fel­sefe, tasavvuf, ahlak konularını işler. Bu nesir, zamanla konuşma diline yakın, sade, özentisiz nesrin zararına ge­lişerek “inşa” denen çapraşık biçimi oluşturacaktır.

Bu parçada sözü edilen XV. yüzyıl sanatçısı, aşağıda-kilerden hangisidir?

A)  Naima

B)  Sinan Paşa

C)  Kâtip Çelebi

D)  Mercimek Ahmet

E)  Peçevi İbrahim

 

 

44.    Batı edebiyatında “Sanat sanat içindir” diye ifade edilene yakın bir formül (slogan) bulmuştuk. Bunun üzerine konu­şurken arkadaşlarımızın çoğunun edebi kültür bakımın­dan ne kadar yoksun olduğunu görerek bir nevi hayal kı­rıklığına uğruyordum. “Abdülhamit istibdadı kalkar kalk­maz fikir ve sanat alanında ortaya çıkan nesil bu muydu?” diyordum kendi kendime. Oysa benim hürriyet güneşinin doğmasını beklerken bugün için umduğum şey, hiç değil­se, Edebiyat-ı Cedide kuşağını gölgede bırakacak değer­de birtakım genç sanat ve fikir adamlarının uzun bir kıştan sonra donmuş vatan topraklarını taze bir yeşerme halinde kaplamasıydı.

Bu parçada konu edilen sanat ve fikir adamları, aşağı­daki edebiyat dönemlerinden hangisinin temsilcileri olabilir?

A) Tanzimat II. Dönem                  B) Milli Edebiyat

C) Fecr-i Âti                                     D) Genç Kalemler

E) Yedi Meşale

 

45.    Çocukluğum, Ömer Seyfettin’in hikâyeleriyle geçti. Onun, Çehov tarzıyla kaleme aldığı “Dülgerbalığının Ölümü”, “Falaka”, “Forsa”, “Diyet”, “Beyaz Lale” adlı hikâyelerini gözlerimden yaşlar damlayarak okudum. Yazarın, toplum­sal roman diyerek yazdığı “Efruz Bey”i daha ileri yaşlarda okudum. En son okuduğum eseri ise Servet-i Fünun der­gisinde yayımladığı, Fecr-i Âti edebiyatının bildirgesi nite­liği taşıyan “Yeni Lisan” makalesi oldu.

Bu sözleri söyleyen kişi aşağıdakilerden hangisiyle il­gili bir yanlışlık yapmamıştır?

A)  Ömer Seyfettin, Maupassant tarzının temsilcisidir.

B)  “Dülgerbalığının Ölümü”, Sait Faik Abasıyanık’a aittir.

C)  “Yeni Lisan” makalesi, Genç Kalemler dergisinde ya­yımlanmıştır.

D)  “Yeni Lisan” makalesi, Fecr-i Âti’nin bildirgesi niteliği taşımaz.

E)  Ömer Seyfettin, “Efruz Bey”i toplumsal roman olarak değil, kısa hikâye olarak yazmıştır.

 

46.   Aşağıdakilerin hangisinde eser-yazar ve tür ile ilgili verilen bilgilerde yanlışlık yapılmıştır?

A)  Bir Sürgün – Yakup Kadri – roman

B)  Göl Saatleri – Ahmet Haşim – şiir

C)  Türk’ün Ateşle Imtihanı – Halide Edip – roman

D)  Dağa Çıkan Kurt – Halide Edip – öykü

E)  Bir Serencam – Yakup Kadri – öykü

 

47.          I. Cumhuriyet döneminin bir dergi etrafında toplanan ilk topluluğudur.

II. Şiirde taklitçiliğe karşı çıkmış, şiire canlılık getirecekle­rini ileri sürmüşlerdir.

III.  Memleketin iç gerçekliğiyle verilmesi gerektiğini sa­vunmuşlardır.

IV.  Yenileşme amacıyla şiirin konusunu geniş tutmuşlar­dır.

Yukarıda özellikleri verilen edebiyat topluluğu, aşağı­dakilerden hangisidir?

A) Garip                                 B) Yedi Meşale                  C) II. Yeni

D) Genç Kalemler                 E) Hisarcılar

 

 

48.   Yahya Kemal ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?

A)  Şiirlerinde Türk tarihini ve sanatını işlemiş, bunlar kar­şısındaki kişisel duygularını dile getirmiştir.

B)  Batı şiirindeki bütünlük anlayışıyla modernleştirdiği Di­van tarzı gazel, şarkı ve rubailer yazmıştır.

C)  Hece ölçüsünü küçümsememekle beraber, ölçünün şi­irde araç olduğuna inanarak şiirlerini aruzla yazmıştır.

D)  “Şiirin nesirden başka bir hüviyette, musikiden başka türlü bir musiki” olduğu düşüncesiyle nazmı nesirden uzaklaştırmıştır.

E)  Şiirle başladığı sanat yaşamına şiirle devam etmiş, nesir türünde eser vermemiştir.

 

49.    İlk öykülerini Bursa Lisesi’nde öğrenciyken yazdığını bir konuşmasında anlatmıştır. Bu öykülerden İpekli Mendil yıllar sonra basılmıştır. Bu ilk ürünlerinden başlayarak ay­rı bir kişilik, yeni bir ses ortaya koymuştur. Genellikle çev­re ilişkilerinin ağır bastığı öykülerinde geleneksel kuruluşlara sığmayan bir anlatım zenginliği görülür. Kahramanla­rını işlerken gerçeğin kalın çizgilerine kapılmaz pek, yoru­munu yapar. Her satırında özgürlüğün ve doğanın adamı olduğu fışkırır gibidir.

Bu parçada tanıtılan sanatçı, aşağıdakilerden hangisi­dir?

A)  Memduh Şevket Esendal

B)  Ömer Seyfettin

C)  Refik Halit Karay

D)  Sait Faik Abasıyanık

E)  Aziz Nesin

 

50.    Roman, bir apartmanda kiraya verilen dokuz odadan birin­de yaşayan ve diğer odalarda olup bitenlerin yanı sıra dö­nemin Ankara yaşamını da yansıtan bir yazar/kahramanın ağzından yazılmıştır. Romanda sıradan insanların yaşamı etrafında gezilirken bir yandan da Cumhuriyet’in çiçeği burnunda başkenti Ankara’nın panoraması sunulur: Yeni başkentin kadın-erkek ilişkileri, değişmekte olan giyim ku­şam, değişen davranış biçimleri, bürokratların yükselişi, verilen ziyafetler, her türden yozlaşma, Ankara’nın umut kapısı haline gelmesi…

Bu parçada tanıtılan roman aşağıdakilerden hangisi­dir?

A)  Ankara

B)  Panorama

C)  Ayaşlı ile Kiracıları

D)  Kiralık Konak

E)  Kırık Hayatlar

 

51.    Orhan Kemal, Baba Evi ve Avare Yıllarda, yaşam kavga-

                      I                   II

sına beraber başladığı işçilerin, köylülerin, ırgatların anla­tıcısı oldu, Çukurova’yı odak alan Bereketli Topraklar Üzerinde ve

III

Hanımın Çiftliği adlı romanlarında toprak ağala­rıyla yoksul işçilerin mücadelesini anlattı. Görevine körü körüne bağlı bir fabrika bekçisini anlattığı 72. Koğuş ve hapishanelerde yoksul

IV

insanların yaşayışını  ele aldığı  Murtaza adlı eserleriyle Türk

V

edebiyatına unutulmaz isimler armağan etti.

Bu parçadaki bilgi yanlışlığı aşağıdaki değişiklikler­den hangisiyle giderilebilir?

A)  I.ye Kemal Tahir yazılarak

B)   II. ile III.nün yerleri değiştirilerek

C)  III.ye Susuz Yaz yazılarak

D)  IV. ile V.nin yerleri değiştirilerek

E)  V.ye Teneke yazılarak

 

52.    Edebiyat dünyasına, lise yıllarında aruzla yazdığı şiirle gir­miştir. İlk şiirlerinde biçim kaygısının ağır bastığı, yeni bir imge ve yeni bir söyleyiş peşinde olduğu görülür. Sonralarıysa toplumsal olanla insani öze daha fazla ağırlık verdi­ği sezilir. Ilk kitabı “Üvercinka”dan sonra “Göçebe”de, özellikle de “Beni Öp Sonra Doğur Beni”de şiiri daha de­rinlere bir anlam yolculuğuna başlar. İlk şiirlerindeki espri gücü, şaşırtıcılık, incelik yitmeden yaşamın, toplumun, ta­rihin, toprağın doğurgan alanlarına yayılır. Öyküye yüz vermeyen ama sonsuz öyküler anlatan; resimden yardım istemeyen ama resmin en sadesini çizen şiirlerinde Türkçenin tadına vardırmıştır. Papirüs dergisiyle 1960 sonrası edebiyata yön verenlerin başında gelen şair, denemelerin­de kişileri ve sorunları derinlemesine kesitlemiştir.

Bu parçada kendisinden söz edilen sanatçı ve bağlı sayıldığı edebiyat topluluğu, aşağıdakilerin hangisin­de verilmiştir?

A)  Melih Cevdet Anday, I. Yeni

B)   Edip Cansever, II. Yeni

C)  Ziya Osman Saba, Yedi Meşale

D)  Cemal Süreya, II. Yeni

E)  Turgut Uyar, II. Yeni

 

53.          Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde

Oysaki seninle güzel olmak var

Örneğin rakı içiyoruz içimize bir karanfil düşüyor gibi Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda

Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor

Bu dizelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söy­lenemez?

A)  Ölçü, uyak, dörtlük gibi biçimsel kalıplarla yazılma­dığı

B)  Konuşma diliyle oluşturulduğu halde imgeye dayalı ol­duğu

C)  II. Yeni akımına bağlı şairlerden birisine ait olabileceği

D)  Akıl ve anlam yoluyla açıklanamayacak ifadeler içer­diği

E)  Nükte, şaşırtmaca ve tekerlemelere yer verildiği

 

54.    Kültürel dönüşüm süreci, şairlerin kendilerini arayış süre­ci oldu bir bakıma. Ahmet Hamdi Tanpınar estetiğe yönel­di, “güzellik” kavramını yüceltti. Ziya Osman Saba, kişisel geçmişine döndü, çocukluğuna duyduğu özlemle, zaman­dan koptu. Cahit Sıtkı Tarancı, içindeki çalkantıları bastır­maya çabaladı, ortalama bir duyarlılığın ıstıraplı sürecini şiirleştirdi. Ahmet Kutsi Tecer, bireyci ve felsefi bir tutumla soyut sorunları işlerken kırklı yılların başından itibaren halk şiirine yöneldi. Ahmet Haşim, günlük dile ait olmayan sözlerle kendi kişisel ve ütopik evrenini temalaştırdı.

Aşağıdakilerden hangisi bu parçada adı geçen ede­biyatçılardan birinin yapıtı değildir?

A)  Sahnenin Dışındakiler

B)  Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi

C)  Düşten Güzel

D)  Gurabahane-i Laklakan

E)   Eski Şiirin Rüzgârıyla

 

55.    Bir edebiyat yöntemi olarak merkezi iktidarın, daha doğru­su krallığın egemen olduğu bir dönemde ortaya çıkmıştır. Yazarların, şairlerin yaratma evrenini belirli ölçülere, kural­lara dayandırma amacı gütmüştür. Felsefi temeli, Descartes’in akılcı (rasyonalist) felsefesidir. Düşünsel yapısı ve yaşam düzeni monarşik olduğu için krallıkların sarsılmaya başlamasıyla geçerliliğini yitirmiş, yerini daha özgürlükçü bir akıma bırakmıştır.

Bu parçada tanıtılan akım, aşağıdakilerden hangisi­dir?

A) Klasisizm                                   B) Romantizm

C) Parnasizm                                  D) Natüralizm

E) Sembolizm

 

56.   Ayağı tez Aşil yan gözle baktı ona, dedi ki: “Kızdırma artık beni ihtiyar, Ben de düşündüm sana Hektor’u vermeyi, Zeus’tan haberci geldi anam bana Ben de geldim durdum Troya kapılarına.”

Bu manzum parça, aşağıdaki büyük dünya destanları­nın hangisinden alınmış olabilir?

A) Nibelungen                                B) Iliada

C) Odyseia                                      D) Chanson de Roland

E) Kalevala

 

CEVAPLAR

1. C 11. C 21. C 31. B 41. D 51. D
2. D 12. B 22. B 32. D 42. E 52. D
3. E 13. D 23. A 33. B 43. B 53. E
4. C 14. D 24. E 34. B 44. C 54. E
5. B 15. E 25. D 35. D 45. E 55. A
6. C 16. C 26. C 36. C 46. C 56. B
7. B 17. A 27. A 37. D 47. B
8. A 18. D 28. E 38. A 48. E
9. E 19. C 29. E 39. C 49. D
10. E 20. A 30. C 40. B 50. C

 

Bunları da gezebilirsin.

AYT Edebiyat Denemesi – 25

AYT EDEBİYAT DENEMESİ – 25 1. Herman Melville, dünya edebiyatında eşine rastlanmayan (I)(benzeri bulunmayan) bir …