AYT Edebiyat Denemesi – 28 ( Test Çöz – Online)

AYT Edebiyat denemesi çözerek kendinizi ve seviyenizi görmek istiyorsanız sizler için hazırladığımız 24 soruluk online test AYT Edebiyat Denemesi – 28 tam size göre. Başarılar Dileriz.

AYT Edebiyat Denemesi - 28

Tebrikler - AYT Edebiyat Denemesi - 28 adlı sınavı başarıyla tamamladınız.

Sizin aldığınız skor %%SCORE%% en yüksek skor %%TOTAL%%.

Hakkınızdaki düşüncemiz %%RATING%%


Yanıtlarınız aşağıdaki gibidir.
Soru 1

Aşağıdaki şiir-şair eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

A
Bu Vatan Kimin - Orhan Şaik Gökyay
B
Orda Bir Köy Var Uzakta - Ahmet Kutsi Tecer
C
Aruza Veda - Kemalettin Kamu
D
Süleymaniye’de Bayram Sabahı - Yahya Kemal
E
Han Duvarları - Faruk Nafiz Çamlıbel
Soru 2

Türkiye’nin uzun süre yayımlanmış dergilerinden Servet-i Fünun,(I) Edebiyatıcedide (II) topluluğunun oluşması, gelişmesi ve dağılması aşamalarında temel yayın organı olmuştur. Topluluğun önde gelen sanatçılarından Tevfik Fikret, Halit Ziya ve Mehmet Rauf, (III) Batılı anlamda başarılı eserler kaleme almışlardır. Topluluğun dağılması ise Cenap Şahabettin’in (IV) derginin 553. sayısında yayımladığı Edebiyat ve Hukuk (V) başlıklı tercüme makalesi nedeniyle derginin geçici olarak kapatılmasıyla olmuştur.

Bu parçada numaralanmış bölümlerin hangisinde bir bilgi yanlışı vardır?

 

A
III
B
II
C
V
D
IV
E
I
Soru 3

Edebiyat, tarih, felsefe ve sosyoloji gibi bilimsel sahalar, kendi özel alanlarında bağımsız birer disiplindir. Bu disiplinler zamanla kendi bağımsızlıklarını ilan etmeye başlar. Başlangıçta tarih, edebiyatın bir biçimi olarak yer almaktayken 19. yüzyıl başlarında tarihçilerin kendi bilimsel yöntemlerini kullanarak tarih-edebiyat arasındaki ayrımı inşa ettikleri görülür. Böylece edebiyat, insanın duygu ve düşüncelerinin, felsefi yaklaşımlarının ifadesi; tarih ise insanoğlunun zaman içinde yaşadığı vakaların kaydı olarak ayrışır. Ancak bu iki disiplin arasındaki ilişki, her zaman aktif kalmaya devam eder. Zira bunlardan biri olmadan diğerinin anlaşılması güçtür. Bu nedenle çocukların eğitiminde program geliştirmek adına tarih ve edebiyat ilişkisini kullanmak bir zorunluluk olarak karşımıza çıkar.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A
Edebiyat insanın duygu ve düşüncelerine, tarih ise yaşadığı olaylara odaklanır.
B
Bilimler, zaman içinde birbirinden koparak bağımsız hâle gelmiştir.
C
Çocuk eğitiminde edebiyatı ve tarihi bir arada kullanmak kaçınılmaz bir durumdur.
D
Edebiyat ve tarih arasındaki yakın ilişki, başka alanlar arasında yoktur.
E
Tarihî dönemleri en iyi anlamanın yolu, o dönemlerin edebî metinlerini incelemekten geçer.
Soru 4

Bir gölü andırır bil ki dört yanın

Bağrını delmezse yanık türküler

Varlığı bu korla tutuşmayanın

Kirpiği yaşarsa gözleri güler

Bu dizelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A
Koşma nazım biçimiyle yazılmıştır.
B
Çapraz kafiye düzeniyle oluşturulmuştur.
C
Söz sanatlarına yer verilmiştir.
D
Rediften yararlanılmıştır.
E
Tunç kafiye vardır.
Soru 5

Gül yüzüne bakmaya doyamadım

Ağzındaki incileri sayamadım

Bu dizelerde görülen söz sanatları aşağıdakilerin hangisinde vardır?

A
Dinmiş denizin şarkısı, rüzgâr uyumakta
Körfez düşünür, Kanlıca mahzundur uzakta
B
Gül gülse daim, ağlasa bülbül acep değil
Zira kimine ağla demişler, kimine gül
C
Kan tükürsün adını candan anan dudaklar
Sana benim gözümle bakan gözler kör olsun
D
Basmış bağrına bir anne, kuzusunu
İçine çekiyor ipek saçlardan sevginin kokusunu
E
Güz geldi, yine soyundu elbiselerini ağaçlar
Sarıya büründü hep karşı yamaçlar
Soru 6

Çam başına çıktım anam çıram yanmadı

Mektup saldım yare aman mektup varmadı

Etrafıma baktım anam kimse kalmadı

 

Ağlama gelinim ağlama

Beni yolumdan eyleme

 

Sazaklara ev yapma anam o batar gider

Uzaklara kız verme aman o yiter gider

El kadarcık ekmeğin anam o bana yeter

 

Ağlama gelinim ağlama

Beni yolumdan eyleme

Bu dizeler biçim ve içerik açısından aşağıdaki şiir türlerinden hangisine örnek verilebilir?

A
Türkü
B
Ağıt
C
Mani
D
Destan
E
Semai
Soru 7

O, hikâyelerinde, İstanbul halkının her kesiminden insanları ele almış, bir fotoğraf makinesi doğallığıyla onları birer birer dile getirmiştir. Özellikle de balıkçılar, fakir sokak çocukları, iş güç sahibi insanlar rastgele denebilecek bir seçimle onun hikâyelerinde kendilerini bulurlar. Bu insanların davranışları, bir insan davranışının bütün gereklerine uygundur. Günlük konuşma diliyle yazdığı hikâyelerinde bir şehri ve o şehrin dünya çevresinde görülebilecek olan duygu ve düşünce sistemini buluruz. Şiir ve roman da yazan sanatçı, öykülerini Şahmerdan, Havada Bulut, Kumpanya, Havuz Başı, Tüneldeki Çocuk gibi kitaplarda toplamıştır.

Bu parçada söz edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?

A
Selim İleri
B
Memduh Şevket Esendal
C
Sait Faik Abasıyanık
D
Oktay Akbal
E
Sadri Ertem
Soru 8

Tanzimat edebiyatı ile ilgili dönem ödevi alan bir grup öğrenci, aralarında şöyle konuşmaktadır:

Arzu: Ben Türk edebiyatında ilk yerli romanı okudum ve onun özetini çıkardım.

Burak: Bu dönem sanatçılarından sadece Ahmet Mithat Efendi’nin üç eserini okudum.

Ceyda: Tanzimat Dönemi eserlerinden sadece Müştak Bey ile Kumru Hanım’ın evlenme macerasını anlatan eseri okudum.

Deniz: İlk makaleyi kaleme alan sanatçının o makalesini ve başka bir eserini okudum.

Efe: Namık Kemal’in Ziya Paşa’nın Harabat’ına karşı yazdığı eseri okudum.

Yukarıda verilenlere göre aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A
Arzu, Şemsettin Sami’nin Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat adlı romanını okumuştur.
B
Burak ve Ceyda roman okumuş olabilir.
C
Burak, Türk edebiyatında Batılı anlamda yazılan ilk yerli öyküyü okumuş olabilir.
D
Efe, Türk edebiyatındaki ilk eleştiriyi okumuştur.
E
Ceyda ve Deniz, aynı sanatçının ortak bir eserini okumuş olabilir.
Soru 9

Daha çok Kurtuluş Savaşı ve savaşın bitimini izleyen yıllarda değişik görevlerle Anadolu’ya giden aydınlar, çözümlenmesi gereken sorunları birer birer ortaya koymaya çalışmışlardır. O da bu aydınların başta gelenlerinden ve öncülerindendir. Onu diğerlerinden ayıran özelliği, sorunları yalnızca sergilemekle kalmayıp onlara çözüm yolu da getirmeye çalışmasıdır. Onu en çok etkileyen, Anadolu’nun tam bir bilinmezlik içinde oluşudur. Tanınmayışı, Anadolu’nun geri kalmasında en önemli rolü oynamıştır. O yıllar için bu bilinmeyen Anadolu’ya herhangi bir görevle gitmek ise sürgüne gitmekten farksızdır. Sanatçı, herkesin kaçtığı, gitmekten korktuğu Anadolu’ya ilk gönüllüler olarak genç öğretmenleri gönderir. Bunlar arasında Feride, henüz kadınların toplumsal görevlerde çalışmadıkları yıllarda Anadolu’ya giden bir genç öğretmen olarak dikkati çekmiştir.

Bu parçada söz edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?

A
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
B
Reşat Nuri Güntekin
C
Refik Halit Karay
D
Aka Gündüz
E
Halide Edip Adıvar
Soru 10

Mümtaz’la, Nuran bir sene evvel, bir mayıs sabahı ada vapurunda tanışmışlardı. Bir haftadan beri oldukça kuvvetli bir çocuk hastalığı komşuları altüst etmişti. Nuran, Fatma’yı daha ziyade evde tutamayacağını anlayınca Ada’da teyzesine bırakmaya karar vermişti. Kocasından kışın başında ayrıldığından beri garip, kendi içine çekilmiş bir hayatı vardı. İstanbul’a bütün kış üç dört defa, o da şu bu almak için inmişti. İki tarafın rızası ile olmasına rağmen -Fahir’e bu son dostluğu da göstermiş, teklifi üzerine beraberce geçimsizlik davası açmaya razı olmuştu- mahkemenin uzun sürmesi onu yormuştu.

Bu parça aşağıdaki yapıtların hangisinden alınmıştır?

A
Huzur
B
Fatih-Harbiye
C
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
D
İbrahim Efendi Konağı
E
Matmazel Noraliya’nın Koltuğu
Soru 11

Mısır’dan toğrı geldüm bu diyare

Cefa tiğiyle sinem pare pare

Dilersen almağa gel sen de ahbar

Bu şehre dirler Antakıyye ey yar

Gezüb şehrini seyr itdüm tamamı

Vilayatun güzellik-i zamanı

Leb-i deryaya azm itdüm revanı

Görüb deryada bir nice civanı

Bu parça aşağıdakilerin hangisinden alınmış olabilir?

A
Sefaretname
B
Surname
C
Şehrengiz
D
Seyahatname
E
Pendname
Soru 12

Aşağıdaki eser-sanatçı eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

A
Leyla vü Mecnun - Fuzûlî
B
Kabusname – Ahmedî
C
Tazarruname - Sinan Paşa
D
Garipname - Âşık Paşa
E
Hayrabat - Nâbî
Soru 13

                         I

Şimdi çerçevede mahpus yaşamaktadır

Alnında o yaman ölmezliğin zaferi

Uzak bir rüyada yüzer gibi gözleri

Artık ne gülmekte ne de ağlamaktadır

                       II

Gelmedi gün daha, çalmadı saat

Daha uçurmuyor beni bu kanat

Sabırsızlanma, ey kapımdaki at

Güneş daha gözlerimi yakıyor

Aşağıdakilerden hangisi numaralanmış bu dörtlüklerin ortak özelliğidir?

A
Ahenk unsuru olarak redife yer verilmesi
B
Tasavvufi ögelere yer verilmesi
C
Hüsnütalil sanatından yararlanılması
D
Hece ölçüsüyle yazılması
E
Yarım kafiyeye yer verilmesi
Soru 14

Bu kitabın benim açımdan öbürlerinden daha değişik olmasının nedeni, her zaman ben kahramanımı bulduğum hâlde, bu kez kahramanımın beni bulması, romanın yazılmak üzere bana gelmesiydi. Bir başkası için o, koyu renk güneş gözlükleri takmış, siyah kazaklı, içinde kızıl pırıltılar oynaşan gür saçları olan bir genç kızdı; benim içinse ısrarlı birkaç telefondan sonra gelen bir romandı. Kız bir romana girmek istediğini biliyordu, bilmediği ise bu romandan nasıl çıkacağıydı; onu yalnızca ben biliyordum ve ona asla söylemeyecektim, zaten de söylemedim.

Bir romanın ilk bölümünden alınan bu parçada yazar aşağıdakilerden hangisini amaçlamıştır?

A
Romanın oluşum aşamasını da anlatarak üstkurmacaya yer vermeyi
B
Kahramanın zihninden geçenleri belli bir sıralamaya tabi tutmadan aktararak gerçekliği güçlendirmeyi
C
Anlatıyı eksik bırakarak okuru metne dâhil etmeyi
D
Montaj tekniğinden yararlanarak olayın etkileyiciliğini artırmayı
E
Başka yazarların metinlerine göndermede bulunarak anlatısını zenginleştirmeyi
Soru 15

----, Türk saz şiirinden söz edildiğinde akla ilk gelen şairlerden biridir. Onunla ilgili olarak yurt içinde ve yurt dışında pek çok çalışma yapılmış olsa da şairin biyografisini kurmak ve edebî şahsiyetini ortaya koymak çok zordur. Nereli olduğunu, yaşamını ortaya koyacak sağlam bilgi ve belgeler henüz yok. Yine de 17. yüzyıl âşık edebiyatının en önemli temsilcilerinden biri olarak onun Güney Anadolu ve Toros yaylalarının konar-göçer Türklerinden olduğu söylenebilir. Aşk, doğa, gurbet, sıla, yaşlılık, yoksulluk, ayrılık, özlem, ölüm gibi temaların yanında; “güzellik” ve “güzel tipi” de onun şiir geleneği içinde önemli bir yer tutmuş ve ustaca işlenmiştir. O, güzellerini doğadan, yaşadığı çevreden, sosyal ilişkilerinden ayrı düşünmez.

Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A
Kaygusuz Abdal
B
Karacaoğlan
C
Dadaloğlu
D
Seyrani
E
Köroğlu
Soru 16

Servetifünuncularla birlikte şiir yazmaya başlayan sanatçı; üslup, tema, zevk ve dil bakımından onlara katılmamıştır. Onun şiir dünyasında görülen asıl gelişme, Türk halk  kültürü ve özellikle tasavvufla temasa geçmesinden sonra başlamıştır. Millî şiiri kurmak için kaynak olarak Batı’yı değil, Yunus’tan zamanına kadar Türk halk ve tekke şairlerinin söyleyiş tarzını ve tekniğini örnek olarak alır. Bu sebeple gençlik ve halk üzerinde etkisi aynı yolda yürüyen diğer şairlerden fazla olmuştur. Nitekim kendisinden sonra gelen hececiler geniş ölçüde onun etkisinde kalmıştır. Bu açıdan bakıldığında Türk şiirine büyük hizmeti olmuştur. O, Yunus’tan, Karacaoğlan’dan, Dertli’den, Seyrani’den aldığı ruhu ve tekniği Avrupai bir anlayışla yoğurarak çağdaş bir niteliğe kavuşturmuştur. Şiirlerinin büyük bölümünü Serâb-ı Ömrüm adlı eserinde toplamıştır.

Bu parçada söz edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?

A
Rıza Tevfik Bölükbaşı
B
Ziya Gökalp
C
Ali Canip Yöntem
D
Mehmet Emin Yurdakul
E
Mehmet Akif Ersoy
Soru 17

Divan şiirinin kendini tekrarladığı bir dönemde bu şiiri yeniden canlandıran sanatçı, divanını daha yirmi dört yaşında tamamladı. Sebkihindi anlayışının etkisinde yazdığı şiirlerinde mahallî söyleyişlere, deyimlere, atasözlerine sıkça yer verdi. Anlamın bilmeceye dönüşecek kadar derin, zarif ve ince olmasına özen gösterdi, hayal gücünü son sınırına kadar kullandı, anlamı şaşırtıcı güzellikte imajlarla ve duyulmadık mazmunlarla zenginleştirdi. Yirmi altı yaşında yazdığı ünlü mesnevisi Hüsn ü Aşk, tasavvufi sembolik bir hikâye olup tasavvufta dervişlikten olgunluğa erişmek için takip edilen manevi yolculuğu anlatmaktadır.

Bu parçada söz edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?

A
Şeyh Galip
B
Nabî
C
Şeyhülislam Yahya
D
Nailî
E
Nedim
Soru 18

Amerikalı petrol zengini Jonathan çiftinin Hongkong’a gerçekleştirdikleri gezinin anlatıldığı oyunda Doğu, bir dekordan ibarettir. Hongkong’u egzotik ve cazibeli yapan özelliği yalnızca iç açıcı manzarası değildir onlara göre. Amerikalı çift bu manzaraya canlı maymun beyni yemeği yeme fikrini de ekler. Oyunda da sık sık tekrarlandığı gibi her şey onlar içindir. Bir gizem, Doğu’ya has bir tat olarak canlı maymun beyni çiftin en önemli hedefi hâline gelir. Avcı Çoo’nun açgözlü çift için yakaladığı maymunun absürt bir biçimde kaçışı bir tür muamma yaratır.

Bu parçada söz edilen eserin yazarı aşağıdakilerden hangisidir?

A
Refik Erduran
B
Recep Bilginer
C
Orhan Asena
D
Güngör Dilmen
E
Turan Oflazoğlu
Soru 19

Türklerin Müslüman olmadan önceki sözlü edebiyat ürünlerinden olan koşuk, Müslümanlığın kabulünden sonra halk edebiyatında koşmaya dönüşmüştür. Böylece halk şairlerinin 3-5 dörtlük ve 8’li hece ölçüsüyle sıklıkla kullandığı bir nazım biçimi olarak yaşamını devam ettirmiştir.

Bu parçada numaralanmış bölümlerin hangisinde bir bilgi yanlışı vardır?

A
IV
B
V
C
III
D
I
E
II
Soru 20

 ---- sanatçılar, bireyselliğe, öznel deneyimlere önem vererek kendi kişisel tepki ve duygu yoğunluklarını ifade ettiler. Mutluluğa erişmek kişinin, tamamıyla iç dünya yapısına ve duygularına verdiği değer, akıl ve mantık görüşünden daha önemliydi. Daha çok yaşamın önünde engel teşkil eden bütün kurallara karşı, insanın düş gücünü hayata geçirmesiyle  toplumda huzursuzluğun düzeleceğini savunmuşlardır. Belirli bir üslup benimsemeyerek coşkuyu, düşselliği, melankoliyi, kaygıyı yaşayarak doruk noktasına taşıdılar. Turner ve Delacroix’da coşkuyu yaşarken Shakespeare, Byron, Hugo’da dile getirilen fırtınalar, uçurumlar, hayal gücünün getirdiği diğer ögeler önemli yer tutar. Dış dünya abartılarak betimlenir, Orta Çağ efsaneleri ve din duygusu önem kazanır. Duygu ve düşünceler şairane olarak dile getirilir.

Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A
Realist
B
Romantik
C
Natüralist
D
Sürrealist
E
Klasik
Soru 21

Ben hep kitap okurdum. Onun için benim böyle mühendislik gibi bir dala gireceğimi kimse düşünmezdi. Belki dış işlerine girebilirim, iç işlerine girebilirim yani bir bürokrasi görevi yaparım, diye düşünülüyordu. Yalnız sonradan lisenin son sınıfında bu durumu değiştiren bilgiler edindim. 1940’lı yıllarda dünyada fizik, bugün biyolojide olduğu gibi hızla gelişen bir bilim dalıydı. Einstein’ın “rölativite”si çıkmıştı. Anlaşılmaya çalışılıyordu. “Kuantum Mekaniği” diye atomların hareketlerini açıklayan yepyeni bir kuram ortaya çıkmıştı ve bu kuramda zaman gibi, uzay gibi, nedensellik gibi, felsefecilerin yıllardır tartıştıkları kavramlara yeni anlamlar getiriyordu. Ben bunları seziyordum. O zaman Teknik Üniversitede arkadaşların yayınladığı Bilim ve Teknik diye bir dergi vardı. Oradan okuduğum bilgilerle düşünmeye başladım ve “İşin esası nedir?” diye merak ettim. Felsefeye hep merakım vardı. “Felsefi kavramlara bu yeni fizik konularını öğrenirsem daha bir açıklık getirebilir miyim?” diye dolambaçlı bir yoldan fizikçi olmaya karar verdim.

Bu parça aşağıdaki edebî türlerden hangisine örnek verilebilir?

A
Fıkra
B
Otobiyografi
C
Günlük
D
Biyografi
E
Sohbet
Soru 22

Tanzimat edebiyatı ile ilgili dönem ödevi alan bir grup öğrenci, aralarında şöyle konuşmaktadır:

Arzu: Ben Türk edebiyatında ilk yerli romanı okudum ve onun özetini çıkardım.

Burak: Bu dönem sanatçılarından sadece Ahmet Mithat Efendi’nin üç eserini okudum.

Ceyda: Tanzimat Dönemi eserlerinden sadece Müştak Bey ile Kumru Hanım’ın evlenme macerasını anlatan eseri okudum.

Deniz: İlk makaleyi kaleme alan sanatçının o makalesini ve başka bir eserini okudum.

Efe: Namık Kemal’in Ziya Paşa’nın Harabat’ına karşı yazdığı eseri okudum.

Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi öğrencilerin okuduğu eserlerden biri olamaz?

A
Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi
B
Durub-ı Emsal-i Osmaniye
C
Felatun Bey’le Rakım Efendi
D
Sergüzeşt
E
Şair Evlenmesi
Soru 23

Şair daha gençken belli eder kendini. Doğuştan gelen bir şeyler gerekir şair olmak için, bir patlamadır o. Bir bakmışsın, genç şair dizeler döktürüyor. Fakat roman, tecrübe dağarcığının dolmasını ister yazardan. Öyle hemen yazılmaz. Yazar, çırağı olmadığı işin ustalığını yapamaz romanda; dolayısıyla, yazdıkları anlatım yönüye basit karalamalar olarak kalır sadece.

Bu parçada altı çizili sözlerle anlatılmak istenenler aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?

A
Nitelikli romanları çok okumak - Yazdıklarını beğenmeyip daha iyisine ulaşmak
B
Yaşam deneyimi kazanmak - acemilik dönemi geçirmeden yetkin bir yazar olamamak
C
Deneyimli yazarlardan yararlanmak - öncelikle roman yazmanın tekniklerini öğrenmek
D
Kısa zamanda çok şey öğenmek - başka türlerde de yazarak kendini geliştirmek
E
Deneme-yanılma yoluyla yeni yöntemler bulmak – yazma işini usta sanatçılardan öğrenmeye çalışmak
Soru 24

(I) Fransız Filozof Pierre Bayard’a göre, kendisinden bahsedebilmeniz için o kitabı okumanız hiç de gerekmez hatta bir kitabı okumamak, ondan daha iyi bahsetmenin bir yoluna dönüşebilir bazen. (II) Bu muzip, görünüşte paradoksal fikir size Oscar Wilde’ın nüktedan vecizelerini hatırlattıysa bunun sebebi Wilde’ın da kitaplar hakkında yazmak için kitapları okumaya ihtiyaç duymaya gerek olmadığına inananlardan biri olmasıdır. (III) 10 dakika boyunca sayfalarını karıştırdığında insan bir kitabın güzel olup olmadığını anlayabilirdi Wilde’a göre. (IV) Yani birkaç sayfasını okumakla kitabın tamamını okumak arasında çok bir fark yoktu. (V) İnsan bir ısırık aldığında elmanın iyi olup olmadığını anlardı, elmanın tamamını yeme zorunluluğunu sadece sıkıcı insanlar duyumsardı.

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde somutlama yapılmıştır?

 

A
II
B
III
C
V
D
I
E
IV
Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. Sonuçları al.
24 tamamladınız.
error: Maalesef! İçerik kopyalanamaz.