Paragraf – 12 Çıkmış Sorular

PARAGRAF  – 12 ÇIKMIŞ SORULAR

1. Bize bir gün bile: “Yerdeki kâğıtları toplayın, yere çöp atmayın.” demedi. Bir gün olsun, yere çöp atanı -görmüşse bile- azarlamadı. Yalnız her te­neffüste, okula yeni girenlerin şaşkın bakışları arasında yerdeki çöpleri, kâğıtları toplardı. Bizler de o gün bugündür yere minicik bir kâğıt parçasını bile atamaz olduk; korkudan değil saygıdandı bu.

Bu parçada sözü edilen öğretmenin belirleyici özelliği, aşağıdakilerden hangisidir?

A) Öğrencilerle senlibenli olmaktan kaçınma

B) Öğrencilerini sürekli olarak baskı altında tutma

C) Başkalarının yapacağı işleri de kendisi üstlen­me

D) Öğrencilerinin ilgisini çekmeye çalışma

E) Öğrencilerine davranışlarıyla örnek olarak on­ları eğitme

(ÖSS 1991)

 

2.   Kitaplarımın hemen her yeni basımında değişik­likler yaparım. Kimi öykülerimi atarım kitaplarım­dan. Kimilerinin bazı yerlerini değiştirir, kimilerini de yeniden yazarım. Bu işler de ister istemez çok zamanımı alıyor. Düzeltmeye zaman bula­madığım için on on beş yıldır yeni basımlarını yapamadığım kitaplarım var. Son yıllarda az sayıda kitap yayımlamamın bir nedeni de bu.

Bu parçada, sözü edilen sanatçı ve kitaplarıyla ilgili olarak aşağıdaki sorulardan hangisinin cevabı yoktur?

A) Yeni baskıları olmayan kitaplarınız, düzeltile­meyecek durumda olanlar mı?

B) Kitaplarımızın   her   baskısının   bir   önceki baskısından farklı olduğu doğru mu?

C) Kitaplarınızdan tümüyle çıkardığınız bölümler, öyküler oluyor mu?

D) Yeniden ele alamadığınız için yeni baskıları ya­pılmayan kitaplarınız var mı?

E) Kitaplarınızda yaptığınız  değişiklikleri  kısa sürede tamamlayabiliyor musunuz?

(ÖSS 1996)

 

3.   Tarihin belli bir dönemini yansıtmak isteyen romancı, bu konuda kendini özgür sayabilir. Ancak, amacı kendini ustaca gizleyen bir gülmece romanı yazmak değilse, yorum gerektirmeyecek ölçüde kesin verilerden yarar­lanmalıdır. Bu verileri çarpıtmaktan, örneğin kronolojiyi tersine çevirmekten özenle kaçınmak zorundadır. Bil­erek ya da bilmeyerek bu zorunluluğa yan çizmek, bir bakıma bindiği dalı kesmekten başka bir şey değildir.

Bu parçaya göre romanda aşağıdakilerden hangisi “bindiği dalı kesmek” anlamına gelmek­tedir?

A) Gülmece öğesini ön plana çıkarmak

B) Yorum gerektirmeyecek tarihi olaylara yer ver­mek

C) Herkesin bildiği kimi gerçekleri değiştirerek ak­tarmak

D) Yorumunda herkesin birleştiği tarihi olayları değişik açıdan ele almak

E) Tarihi olayları yorumlamaktan kaçınmak

(ÖSS 1996)

 

4.   (l)Bu kitap, sanat yaşamımın değişik dönemlerin­den seçilmiş ürünlerden oluşuyor. (II) Ağırlık, 1970’lerden önce yazdığım şiirlerde. (III) Son beş yılda dergilerde birçok şiir yayımladım, ancak bu şiirleri kitaba almadım. (IV) Anılarımda da belirt­tiğim gibi, bunlar kendimle uzun bir hesaplaş­madan sonra oluşan şiirler. (V) Dolayısıyla beni bütün yönlerimle okurlarıma tanıtacaktır.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

A) I.           B)ll.         O) III.          D) IV.           E)V.

(ÖSS 1997)

 

5.   (I) Bir sanatçı önce kullanacağı malzemeyi seçer. (II) Sonra da bu malzemedeki estetik dışı Öğeleri ayıklar. (III) O da tasarladıklarını dil aracılığıyla kısa ve öz olarak anlatır. (IV) Şairin malzemesi de dildir. (V) Örneğin, bir yontucu, mermeri fazlalıklarından arındırarak yapıtını ortaya çıkarır.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerle anlamlı bir bütün oluşturabilmek için, cümlelerden hangileri yer değiştirmelidir?

A) I. ve II.                               B) II. ve III.

C) III. ve IV.                            D) II ve V.

E) IV. ve V.

(ÖSS 1997)

 

6.   İlk olarak 1885 yılında yayımlanan bu kitap, yayımlandığı dönemin yasaklarından birine karşı çıkan, döneminin özellikleri açısından değer­lendirildiğinde her bakımdan modern bir roman. Böylesine olgun ve şaşırtıcı bir romanın yüz yıl önce yazılıp yayımlanmış olması, romanımız açısından önemli bir gelişme, Ayrıca romanın daha önemli bir özelliği var; çok rahat ve kolay okunabilirliği. Sanki bugün yazılmış gibi —.

Düşüncenin akışına göre, parçanın son cüm­lesi aşağıdakilerden hangisiyle tamamla­nabilir?

A) akıcı, anlaşılır bir dile sahip

B) günümüzün birçok sorununa değiniyor

C) gelecek kuşaklara örnek olabilecek nitelikte

D) geçmiş yüzyılın değerlendirmesini içeriyor

E) yaratıcısının yaratma gücünü kanıtlıyor

(ÖSS 1997)

 

7.   Yazılarında, özü dikkate alan bir sadelik vardır. Gereksiz betimlemelerden kaçınan yoğun bir an­latım, ilk bakışta göze çarpar. Anlatımında, üstün gözlem yeteneğinin ve matematikselliğin hemen farkına varırsınız. Öyle ki cümlelerini oluşturan sözcükler ne bir eksik ne bir fazladır. Bu özellikler­ine bir de yazdıklarının okuyucuda uyandırdığı güven duygusunu ekleyebiliriz.

Bu parçada, sözü edilen yazarla İlgili olarak aşağıdakilerden hangisine ver verilmemiştir?

A) Düşüncelerini yalın bir biçimde anlatma

B) Anlatımda belirli sözcükler kullanma

C) Söylediklerini gözlemlere dayandırma

D) Okuyucuya inandırıcı gelen sonuçlara ulaşma

E) Gereksiz ayrıntılardan kaçınma

(ÖSS 1991)

 

8.   Türkiye’de büyük kentlerin dillerinin incelenmesi, bugün konuşulan Türkçenin kullanımı açısından karşımıza çok değişik olgular çıkaracaktır. Çünkü kentlerin toplumsal yapılarında büyük değişiklikler olmuştur. Günümüzde Anadolu ağızlarının kendi­lerine özgü nitelikleri bütünüyle korudukları söylenemeyeceği gibi, İstanbul’da konuşulan Türkçenin de artık saf bir İstanbul ağzı olduğu söylenemez. Tam tersine Türkçenin kullanımında öteden beri temel alınan bu ağzı konuşanların sayısı, yok denecek ölçüde azalmıştır. İstanbul ağzı gibi, bugün konuşulan Türkçe de bölgesel kullanımların sızması sonucunda birtakım deği­şikliklere uğramıştır.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Konuşulan Türkçedeki değişmenin nedenlerine

B) Anadolu ağızlarının da zaman içinde değiş­tiğine

C) Büyük kentlerde konuşulan Türkçenin değişik nedenlerle yeniden biçimlendiğine

D) Bölgesel    ağızların    günümüz    Türkçesini zenginleştirdiğine

E) Toplumsal yapıdaki değişmelerin bugün konu­şulan Türkçeyi de etkilediğine

(ÖSS 1997)

 

9.   Denemenin, büyük savlar içermeyen bir tür olduğunu düşünüyorum. Duyguya, sezgiye, birikime, akla dayanan demokratik bir tartışma or­tamı yaratır deneme. Denemelerde söylenenlerin, bilimsel yapıtlarda olduğu gibi deneylerle, bulgularla kanıtlanmış olması da gerekmiyor. Deneme, yazmadan edilemeyen anlardaki iç dökmelerdir bir bakıma.

Bu parçada denemeyle ilgili olarak aşağıdaki­lerden hangisine değinilmemiştir?

A) Denemenin belirli bir işlevi olduğuna

B) Doğruluğu tartışılabilir düşüncelere yer verdiği­ne

C) Nesnel bir tutum gerektirdiğine

D) Duygularla beslenen bir yanının olduğuna

E) Anlatma gereksinmesinin ürünü olduğuna

(ÖSS 1997)

 

10.   Bir kuruluşun açtığı roman yarışmasında jüri üye­siydim. Dosyalar dolusu yarışma metniyle boğuşuyordum. Acemice yazılmış, özelliksiz metinlerdi bunların çoğu. İlk romanıyla ünlü bir yazar oluvermenin düşleri gizliydi bu dosyalarda. Bunları değerlendirirken bir dosya özellikle dikka­timi çekti. Zevkle okumaya başladım. Ötekilerden çok farklı bir yapısı vardı. Çağdaş edebiyatı tanıyan, dile egemen bir yazarın ürünüydü bu dosya.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Jüri üyeliğinin yorucu yönlerinin bulunduğuna

B) Yarışmaya katılan yapıtlardan çoğunun nitelikli olmadığına

C) Yarışmaya katılanların çokluğuna

D) Düzeyli bir metnin ilgiyle okunabildiğine

E) Yazarların tanınmasında yarışmaların öne­mine

(ÖSS 1997)

 

CEVAPLAR

1.E 6. A
2. A 7. B
3. C 8. D
4. C 9. C
5. D 10. E