Paragraf – 20 Çıkmış Sorular

PARAGRAF  – 20 ÇIKMIŞ SORULAR

1.   Kimi yazarlar, kendi yaratma yöntemlerini açık­larken, gerçeğe her yönüyle bağlı kaldıklarını, gerçeği eksiksizce yansıtmayı yazarlığın temel ilkesi saydıklarını söylerler. Düşsellikten kaçındık­larını, söz arasında özellikle belirtmeye özen gös­terirler. Yazdıklarıyla yaşananlar arasındaki ilişkiyi vurgulamaya çabalarlar. Dahası, bir romancıdan, öykücüden çok, bir tarihçi, toplumbilimci, ruhbil­imci gibi davrandıklarını söyleyenler bile vardır.

Aşağıdakilerden hangisi, bu parçada belirtilen görüşle uyumludur?

A} Bir sanat yapıtında yansıtılan gerçek, gerçeğin kendisi değil, törpülenmiş, cilalanmış bir görü­nümüdür.

B) Bir yapıtta yansıtılan gerçekleri yaşamla özdeşleştirmeye çalışmak, doğru bir tutum değildir,

C) Yaşamdan alınan öğeler, yazarın yüreğinde ve kafasında yeniden biçimlendirilmezse yazınsal bir yapıta dönüşemez.

D) Düş gücüyle oluşturulmamış bir yapıt, gerçek anlamda yazınsal bir yapıt sayılamaz.

E) Yapıtların, içerik yönünden yaşama sıkı sıkıya bağlı olması gerekir.

(ÖSS 2003)

 

2.   —, Her şeyden önce, sanatçının, baş kişisi kadın olan tek romanıdır. Romanın hemen tümü, kah­ramanın güncesinden oluşmakta ve yaşadığı olaylar birinci tekil kişi olarak onun bakış açısın­dan anlatılmaktadır. Ayrıca, genellikle ele aldığı kentli aydın tipleriyle tanıdığımız yazarın bu yapı­tının kahramanı bir köylü kızdır. Bu kızın köydeki yaşantısı belgesel sayılabilecek ayrıntılarla işlen­miştir.

Düşüncenin akışına göre bu parçanın başına aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) Sanatçı, bu yapıtında yerellikten yola çıkarak evrenselliğe ulaşabilen bir yazar olma özelliğini korumuştur.

B) Bu roman, birçok yönüyle sanatçının öteki ro­manlarından oldukça farklı Özellikler taşıyor.

C) Bu romanın kahramanı, gelişme çağında kentli ailelerin yanma evlatlık verilen bir köylü kızıdır.

D) Bu romanda yazar, eğitim düzeyi çok düşük bir köylü kızının konuşmasını, doğallığını boz­madan, ustalıkla işliyor.

E) Sanatçı bu romanda, kent İnsanıyla kırsal kökenli İnsanların ilişkilerindeki çelişkileri, iki yüzlükleri sergiliyor.

(ÖYS 1994)

 

3.   İslamiyet’in kabulünden önce Türklerin, başka hiçbir toplumun etkisinde kalmamış bir dilleri ve edebiyatları vardı. Her İlkel edebiyatta olduğu gibi bu edebiyatta da şiirle büyü birlikte yürümekte ve dinsel törenler, önemli bir yer tutmaktaydı. Bunun yanı sıra ozan, baksı, şaman gibi adlarla anılan şairlerde olağanüstü güçler bulunduğuna inanılırdı. Çoğu ortak ve sözlü ürünlerden oluşan bu edebiyatın en önemli bölümünü destanlar oluşturmaktaydı.

Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangi­sidir?

A) Türk dilinin en eski ürünleri

B) Eski Türk şiirinin özellikleri

C) Eski Türklerde edebiyat

D) Edebiyat ve dinsel törenler

E) Türk toplumunda şairlerin yeri

(ÖYS 1994)

 

4.   Okuduğumuz romanlar, öyküler, şiirler; seyrettiğimiz oyunlar, filmler; dinlediğimiz müzik parçaları bizi bireysellikten kurtarıp başka insanların yaşayışları ile bütünleştiriyor. O insanların iç dünyalarını bize açarak yaşamımızı zenginleştiriyor, bizi tek boyutluluktan kurtarıyor. Diğer  insanlarla, doğal ve toplumsal çevremizle kaynaştırıyor bizi.

Bu sözler, aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık olarak söylenmiş olabilir?

A) Neden eğlenmek, oyalanmak, hoşça vakit geçirmek İsteriz?

B) Neden kitap okur, oyun seyreder, müzik din­leriz?

C) insanlar, başkalarının düşüncelerini, yaşam­larını neden merak ederler?

D) İnsanlar neden kendi yaşamlarından uzaklaş­mak isterler?

E) Okuduğumuz romanlarda, izlediğimiz oyun­larda niçin kendimizi ararız?

(ÖYS 1994)

 

5.   Uzun bir ayrılıktan sonra İstanbul’a geldiğimde, doğup büyüdüğüm şehri tanımakta güçlük çektim. Ahşap evlerin sıralandığı sokaklarıyla sakin ma­halleler yok olmuş; yerlerini biçimsiz kagir yapılar almıştı. Kişiliğini kaybetmemiş bir semt bulmak ümidiyle uzun gezintiler yaptım. Bu sırada gördüm ki kaybolan, yalnız o ahşap evler değildi. Asıl yok olan; camileri, okulları, mezarlıkları, hamamları ve çardakları kahveleriyle İnsana huzur ve rahatlık veren tipik İstanbul görünüm­leriydi.

Bu parçanın bütününde asıl anlatılmak iste­nen aşağıdakilerden hangisidir?

A) İstanbul’un belirleyici, eski özelliklerinin bü­tünüyle yitip gittiği

B) Tarihi yapıtların geçmişteki değerlerimizi yan­sıttığı

C) insanın, doğup büyüdüğü yerlerden uzakla­şınca oralara yabancılaştığı

D) Ahşap evlerin, İstanbul’un en tipik özelliği olduğu

E) Çeşitli tarihi yapıların, doğal olarak, zamanla yok olduğu

(ÖYS 1994)

 

6.  Çeviriye, yazarlığa hazırlık olsun diye başladım. Sonunda çevirinin de bir tür yaratıcılık olduğunu kavradım. Ancak yaratıcılığın, çeviri yapmak İçin yeterli olmadığını gördüm. Yaratıcılığın yanı sıra Türkçenin de çok iyi bilinmesi gerektiği düşünce­sine vardım. Çünkü bir çevirmen, yabancı dili çok iyi bilse de, yapıtı sözcüğü sözcüğüne çevirse de Türkçenin havasını, suyunu kokusunu bilmiyorsa yazarı dilimize nasıl buyur edebilir?

Bu parçaya göre, çeviride başarılı olmanın koşullarından biri aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yazma denemeleri yapma

B) Çeviride sınırlamadan kaçınma

C) Tıpatıp çevirinin sakıncasını bilme

D) Türkçenin inceliklerini tanıma

E) Uzun bir hazırlık dönemi yaşama

(ÖYS 1994)

 

7.   Kentimizdeki tarihi çeşmelerin son yıllardaki du­rumu yürekler açışıydı. Birçoğu yok olmuş; ka­lanların muslukları koparılmış, sulan kesilmiş ve tekneleri parçalanmıştı. Bunlardan bazıları, ayakkabı tamirciliğine dükkân, seyyar fo­toğrafçılara stüdyo, sinemalara ilan tahtası hizmeti görmekte idi. Bu arada bir çeşme, etrafı duvarla kapatılarak muhtarlığa çalışma yeri yapılmıştı. Bunlar bende, bu çeşmeler büsbütün kaybolmadan, onların durumunu saptama düşüncesini uyandırdı, işte elinizdeki kitabı bu düşünceyle yazdım.

Bu parçanın bütününde asıl anlatılmak iste­nen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Eski çeşmelere niçin artık gerek duyulmadığı

B) Kentin zaman ipinde ne gibi değişikliklere uğradığı

C) Tarihi yapılara gereken ilginin niçin gösteril­mediği

D) Kitapta çeşmelerin hangi açılardan tanıtıldığı

E) Kitabın yazılmasına niçin gereksinim duyul­duğu

(ÖYS 1994)

 

8.   (I) Dünya ve Türk edebiyatında yazarlara ve Öteki sanatçılara ait önemli mektuplar var. (ll)Yazınsal değer taşıyan bu mektuplar, o yazarların gizli dün­yalarını da açar bize. (III) Bunlar, okuyana her dö­nemde yeni yeni tatlar verir. (IV) Sanatçıların ya da yazarların birbirlerine yazdıkları mektuplar kitaplaşınca artık onların malı olmaktan çıkar. (V) Kişisellikten kurtulur, toplumsal işlev yüklenmeye ‘ başlar. (VI) İki sanatçının özel, gizli ürünleri olma niteliğini yitir, kitlelerin ortak malı olur. (VII) Yığın­lara seslenir, iletilerini yüksek sesle dile getirir.

Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?

A) II.         B)III.         C)IV.         D)V.         E) VI.

(ÖSS 2003)

 

9.   Eski Türk şairleri, yüzyıllarca yalnız sözleri birbiri arkasına dizmeye çalışmış, okura pek bir şey söylememişlerdir. Oysa bugünün şairleri me­sajlarıyla okurlarını aydınlatıyor, heyecanlandırı­yorlar. Bu sözlerden eskileri küçümsediğini sanılmasın. Onların, büyüklükleriyle, günümüz şairlerine bir temel oluşturduklarını çok iyi biliyo­rum. Ama yine de onların en güzel şiirlerinde bile yüzeysellik, yavanlık olduğunu, şiirlerinin bu­günkülerin yanında anlamsız kaldığını düşünüyo­rum.

Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakiler­den hangisidir?

A) Eski şairlerin, şiirlerinde özellikle kendi duygu­larını yansıtmayı amaçladığı

B) Günümüzde, eskiye göre daha düzeyli şiirler yazıldığı

C)Genç şairlerin, eskilerin yaptıklarını beğen­mediği

D) Günümüz şairlerinin, şiirlerinde değişik konular işlediği

E) Günümüz şairlerinin, şiirlerinde duygusallık­tan kaçındığı

(ÖYS 1994)

 

10.   İlk hikâyemle dört yüz hikayeci arasında birinci seçilmem bana büyük bir sorumluluk yüklemişti. Artık hep daha mükemmelini yazmak zorunlulu­ğunu duyuyordum. Bu da benim ürün vermemi güçleştiriyordu. Hikâyelerimi çok beğenen bir sanatçı arkadaşım, bir gün bana çok seyrek yazdığım için sitem etti; beni yeni ürünler yayım­lamam için adeta sıkıştırdı: “Sen yaz; ne olursa olsun yaz; eskiyi düşünme. Ne yaptık ki bozul­masından korkuyoruz?” dedi. Çok hoşuma gittiği için bu sözü kitabımın başına koydum,

Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine varılabilir?

A) Yarışmalar   yazarların   tutumunu   olumsuz yönde etkiler.

B) Her yazarın,  ulaşabileceği  belli  bir basan düzeyi vardır.

C) Yazarın başarısı, içinde bulunduğu ortama bağlıdır.

D) Kendisini aşmak, kusursuzu aramak isteği sanatçının verimini azaltır.

E) Kendisini hep başkalarıyla karşılaştıran bir yazar umutsuzluğa düşer,

(ÖYS 1994)

 

CEVAPLAR

1.E
2. B
3. C
4. B
5. A
6. D
7. E
8. C
9. B
10. D