Paragraf – 21 Çıkmış Sorular

PARAGRAF  – 21 ÇIKMIŞ SORULAR

1.   (I) Günümüzde okuryazarlık her bireyin kazan­ması gereken temel bir beceridir. (II) Okumayı, yazmayı öğrenen bireylerin oranı ülkeden ülkeye değişir. (III) Bu beceri bireylere eleştirici, araştırıcı düşünceye ulaşmanın değişik yollarını kavrama yeteneği kazandırır. (V) Bu yolların başında da okuma gelir.

Yukarıdaki      numaralanmış      cümlelerden hangisi anlatımın akışını bozmaktadır?

A) I.          B)ll.         C)III.          D) IV.         E) V.

(ÖYS 1995)

 

2.   Bana, okuyucusu az olan, zor anlaşılır kitaplar  çok çekici gelir. Hep bu türden kitapları okumak isterim. Beni bu tutuma yönelten, güçlükleri  yenerek kimsenin kolay kolay göremediği yeni bir  dünyayı keşfetme duygusu mu, yoksa erişilemeyecek olan elde etme isteği mi, bilmiyorum.  Bildiğim, kitaplar konusunda zevklerin değişebilir olduğudur. Önemli olan, herkesin kendine göre kitap seçimi yapması, böylece okuduğunu anlaması ve onun tadına varmasıdır.

Bu parçanın bütününde anlatılmak istenene en yakın atasözü, aşağıdakilerden hangisidir?

A) Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.

B) Emek olmadan yemek olmaz.

C) Altının kıymetini sarraf bilir.

D) Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır.

E) Zora dağlar dayanmaz.

(ÖYS 1995)

 

3.   Klasik yapıt alışılmış, sıradan kalıpların dışında kalır. Eskimezliği, yarına kafirliği da buradan, her zaman yeni oluşundan gelir. Her kuşak, bu tür ya­pıtlarda kendi dönemlerinin havasını bulur. Ondan yeni tatlar alır, yeni duygular, yeni düşünceler kazanır.

Bu parçada klasik yapıtın hangi yönü üzerinde durulmaktadır?

A) insanlığın ortak yaratısı olduğu

B) Değerinin zamanla anlaşılacağı

C) Her dönemde değerini koruduğu

D) Gün geçtikçe daha çok ilgi göreceği

E) Belirli kurallara göre oluşturulduğu

(ÖSS 1992)

 

4.   (I) Özden yoksun anlatımın ya da anlatımdan yoksun özün, yazınsal ürünlerde bir başına hiçbir değer taşımadığını bilir, (II) Bunun için de ro­manda öz ve biçim dengesini kurarak yer yer senaryo tekniğine yönelir. (III) Konuşma ve konuşturulmaların her türlüsüne başvurur. (IV) Hatta Tanzimat dönemi romanlarında acemilik sayılan, okuyucuya bilgi verme amacıyla yazarın araya girmesi yöntemini bilinçli bir biçimde kul­lanır. (V) Bu yöntemi romanına ustaca yedirdiği için hem okuru rahatsız etmez hem de özden kopmaz.

Bu parçada asıl anlatılmak İstenen düşünce, hangi cümlede verilmiştir?

A) I.         B)ll.         C)III.          D) IV.         E) V.

(ÖSS 1992)

 

5.   Yaşlılar, gençlerin yaptıklarını yapamazlar. Ne var ki bu, bedensel güç isteyen işler İçin doğrudur. Yaşlılar elbette bu tür işleri yapamazlar. Ama akıl gücüne dayanan işleri daha İyi yaparlar. Bu yön­den, yaşlandıkça düşünme ve yaratma gücümüzün zayıfladığı savı doğru değildir. Homeros’u, Platon’u, Zenon’u, Diyojen’i düşünün. Bun­lar en ünlü yapıtlarını yaşlılık dönemlerinde vermişlerdir.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdak­ilerden hangisidir?

A) Yaşlılık, insanoğlunun çok çaba harcadığı bir dönemdir.

B) Yaşlıların yaptığı işleri gençler yapmak iste­mez.

C) Gençleri, yapacakları işlerde, yaşlılar yönlen­dirmelidir.

D) Yaşlılık, insanoğlunun yaratıcılığını engelle­mez.

E) İnsanda fiziksel gücün zayıflaması, yaratma gücünü artırır.

(ÖSS 1992)

 

6.   Herkesin kendisine yakın bulduğu ressamlar, yazarlar, şairler, besteciler vardır. Zamanla bunlar değişir, bunların yerini yenileri alır. Sonra onlar da değişir. Sanatta, ölene değin bir yapıta ya da sanatçıya bağlı kalmaktan söz edilemez. Hatta zaman zaman, yaşamda olduğu gibi sanatta da “Ben bu yazarın, bu ressamın nesini sevmişim?” diye eski bir aşka dudak bile bükülebilir.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdak­ilerden hangisidir?

A) Yaşamla sanat arasında sıkı bir benzerlik oldu­ğu

B) Sanatta sevgi ve beğeninin sürekli olmayacağı

C) Bir sanat dalından herkesin aynı tadı alamaya­cağı

D) Sanatın  sürekli  bir değişim  süreci  içinde olduğu

E) Sanatçıları değerlendirmenin çok zor olduğu

(ÖSS 1992)

 

7.   Büyük kentlerde yaşayan İnsanlar bir sözcükten değişik anlamlar çıkarmayı severler. Oysa yayla insanının böyle bir özelliği yoktur. O, sözcükleri yalnızca gerçek anlamıyla kullanır. Daha doğrusu, dolaylı düşünmeyi, dolaylı anlatmayı bilmez, iyiye iyi, kötüye kötü der. Onun dilinde iyilik, kötülük, güzellik gibi soyut kavramlar, nesnel bir nitelik taşır. Bana öyle geliyor ki doğa, yaylada başka, büyük kentlerde başka davranış biçimleri oluşturuyor.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdak­ilerden hangisidir?

A) Yayla insanının konuşmasında duygular, kent insanınınkinde düşünceler ağır basar.

B) Yayla insanı kentte iletişim güçlüğü çeker.

C) Kentlerde yaşayanlar, söz dağarcığını geliştir­meye önem verirler.

D) Çevrenin, insanın düşünüşü ve söyleyişi üze­rinde belirli etkisi vardır.

E) İnsanın söz dağarcığında doğayla ilgili sözcük­ler önemli bir yer tutar.

(ÖSS 1992)

 

8.   Özellikle genç sanatçılar dile gereken önemi ver­miyorlar. Unutmamak gerekir ki yazarlar için dil her şeydir. Bir yazarın bu gerçeği anlamaması, anlatımının yanlışlarla dolu olması korkunç bir şey! Yazarların üslupları güzel ya da kötü olabilir; ama dili kötü kullanan kişi, yazar olamaz, olma­malıdır. Çünkü her yazar Öncelikle bir dil işçisi, her yapıt da bir dil ürünüdür.

Bu parçada asıl anlatılmak İstenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yazarlar yaşlandıkça dili daha iyi kullanırlar,

B) Belli bir dil eğitiminden geçmemiş kişiler, yazar olamazlar.

C) Yazarlığın ilk ve temel koşulu dili doğru kullan­maktır.

D) Kendine özgü bir üslubu  bulunmayan kişi yazar sayılmaz.

E) Yazarın bir görevi de anadilini korumak ve ge­liştirmektir.

(ÖSS 1992)

 

9.   Bir sanatçı İçin, romanı, şiiri ya da öyküsü konusunda bilgiler vermek, o yapıtı nasıl yazdığını, orada neler söylemek istediğini anlat­maya girişmek, hem boş bir çaba hem de okura karşı saygısızlıktır. Ayrıca böyle bir tutum yazarın kendine güveninin olmadığını da gösterir. Doğrusu şudur: Sanatçı yapıtını ortaya koyar, sonra bir yana çekilir. Artık yapıt kendi basma kalmıştır; kendi kendini savunmalı, yaratıcısının koruyuculuğuna sığınmamalıdır.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Başarılı yapıt vermenin temel koşulu, okura saygı duymaktır.

B) Sanatçı, yapıtıyla ilgili değerlendirme yapmak­tan kaçınmalıdır.

C) Sanatçının yapıtı açıklaması, onun anlaşıl­masını kolaylaştırır.

D) Sanatçının yapıtını savunması olumsuz eleştir­ilere yol açar.

E) Değişik türlerde yazmaya çalışma, sanatçının başarısını güçleştirir.

(ÖSS 1992)

 

10. Eskiden, şiiri küçük bir okur kesimi için yazdığımı  düşünür ve bunun doğru bir tutum olduğuna i inanırdım. Ama zamanla bu düşüncemin yanlış  olduğunu anladım. Şimdi, iyi bir şairin toplumun  bütün kesimlerinin anlayıp seveceği şiirler yazması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü eğitim düzeyi ne olursa olsun her İnsanın, farklı da olsa, şiirden alacağı bir tat vardır. Buna içtenlikle . İnanıyorum.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Geniş   halk   yığınlarına   seslenen   şairlerin başarılı olabileceği

B) Şiirin değerinin, kolay anlaşılır bir nitelik taşı­masına bağlı olduğu

C) İyi ve güzel bir şiirin, herkesi aynı ölçüde etkileyebileceği

D) Okuyucunun sanat zevkini geliştirmenin şairle­rin görevleri arasında yer aldığı

E) Her düzeyde insana seslenebilecek şiirler yaz­mak gerektiği

(ÖSS 1992)

 

CEVAPLAR

1.B 6. B
2. A 7. D
3. C 8. C
4. A 9. B
5. D 10. E

 

Bunları da gezebilirsin.

2013 YGS Türkçe Soruları – (Çıkmış Sorular)

2013 YGS TÜRKÇE SORULARI BU TESTİ ONLİNE ÇÖZMEK İÇİN TIKLAYINIZ. 1.    Sözlük hazırlamanın en güç …