TYT Türkçe Deneme Sınavı – 29


TYT TÜRKÇE DENEME SINAVI – 29

1.    Eleştirmenin hedefinde sanat yapıtı olmalı, yapıtı bıra­kıp doğrudan sanatçıyı eleştiren eleştirmen — istiyor, demektir.

Bu cümlede boş bırakılan yere aşağıdaki deyimler­den hangisi getirilmelidir?

A)  bin dereden su getirmek

B)  kılı kırk yarmak

C)  akla karayı seçmek

D)  dağdan gelip bağdakini kovmak

E)  üzüm yemek değil bağcıyı dövmek

 

2. (I) Venüs gezegeni, büyüklüğü açısından Dünya ile benzerlik gösterdiğinden Dünya ile kardeş gezegen olarak da bilinmektedir. (II) Gökyüzünde Güneş’e ya­kın konumda bulunduğundan ve yörüngesi Dünya’nın-kine göre Güneş’e daha yakın olduğundan yeryüzün­den sadece Güneş doğmadan önce veya battıktan sonra görülebilir. (III) Bu yüzden Venüs, Akşam Yıldızı veya Sabah Yıldızı olarak da isimlendirilir. (IV) Onun bir diğer adı da “Çoban Yıldızı”dır. (V) Görülebildiği zaman­lar, gökyüzündeki en parlak cisim olarak dikkat çeker.

Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

A) I. cümledeki “benzerlik” sözcüğü, hem yapım hem çekim eki almıştır.

B)  II. cümlede, birden fazla ilgeç kullanılmıştır.

C)  III. cümle, kurallı bir eylem cümlesidir.

D)  IV. cümlede, özne bir söz öbeğidir.

E)  V. cümlenin yüklemi, bileşik bir eylemdir.

 

3. “-di, (-di, -du, -dü)” geçmiş zaman ekini alan sözcükler, kimi durumlarda isim görevinde kullanılabilir.

Aşağıdakilerin cümlelerin hangisinde bu açıklama­yı örneklendiren bir kullanım vardır?

A)  Çeşitli dergilerdeki yazılarını kitaplaştırdı.

B)  Beğendiğiniz elbise vitrine bu gece kondu.

C)  Çalışmalarını bitirince bilgisayardan çıktı aldı.

D)  Yaramazlık yapıp arkadaşlarına uydu bugün.

E)  Ara dönem seminerinde önemli kararlar alındı.

 

4.   — Çünkü çocuk okuduğu kitapta merak, ilgi, beklen­ti ve hayallerine kavuştuğu oranda onu kendisine mal eder, onunla özdeşleşir. Büyükler için kaleme alınmış kimi yapıtların çocuklarca benimsenmesi, anlattıkları­nın ilgi çekici bulunmasındandır. Çocuk sonsuz bir merak ve macera duygusuyla doludur. Çocukların bu yönünü göz ardı eden yazarlar, çocuk okurların dün­yasına giremez.

Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) Bir yapıtın çocuklarca ilgiyle okunması, çocukların beklentilerine yanıt vermesiyle mümkün olur.

B) Sadece toplumdaki ilgi çekici olayların anlatıldığı yapıtlar, toplumun geniş bir kesimine seslenir.

C)  Sanat yapıtları toplumun aynası olduğu ölçüde bir değer taşır.

D)  Klasik yapıtlarda sanatçılar genellikle toplumsal so­runları ele alır.

E) Edebiyat, insanı ve toplumsal gerçekleri estetikle dengeleyerek anlatma sanatıdır.

 

5. Sanatçı, çeşitli dergilerde takma adla yayımladığı şiirle­rinde önceleri hece ölçüsüyle romantik bir çizgi izlediyse de sonradan toplumcu anlayışı benimsemiştir. Öy­kü, roman denemeleri, senaryoları bulunan sanatçı da­ha çok toplumcu kısa şiirleriyle tanınır. Dokunaklı şiirle­riyle, garip bir inat ve ısrarla yüreklere seslenmeyi tercih etmiştir. Garip akımına yakın duran 1940 kuşağının top­lumcu şairlerindendir. Günlük konuşma dilinden kopmayan şair, bu sadelik içinde kısa ama yoğun anlatımlı şiirler yazmayı başarmıştır.

Bu parçada sözü edilen sanatçıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A)  Özlü bir söyleyişe sahip olduğuna

B)  Farklı yazınsal türlerde yapıtlar verdiğine

C)  Sanat çizgisinin durağan bir yapıda olmadığına

D)  Şiirinde evrensel çizgiyi yakaladığına

E)  Yalın bir anlatımının olduğuna

 

6.  Biliyorum, 21. yüzyılın ortalarında yaşayanlar şu kahır­lı ve kargaşalı yıllardan, anılmaya değer ne kadar çok tatlar bulup çıkaracaklardır anılarında. Şimdilerde, ya­şadığı zamanı beğenmeyip güzellikleri ileriki zaman­larda arayanlar bile bugünleri özlemle anacak. Tıpkı 20. yüzyılın ortalarında gençliklerini yaşamış günümüz ihtiyarlarının yaptığı gibi. Çünkü insan her şeyin daha iyiye gideceği umuduyla yaşadığı anı beğenmez, hep ileriki günlere ilgi duyar. Ama hayatın son durağına yaklaştığında geçmişin güzelliklerini henüz anlamaya başlar.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A)  İnsanlar ömürleri boyunca hep daha güzel günlere ulaşmanın peşindedir.

B)  İnsanlar yaşadıklarının güzelliğini ancak ileriki yaş­larda anlayabilir.

C)  Günümüz insanı, olaylara hep karamsar bir gözle baktığından mutluluğu yakalayamamaktadır.

D)  İnsanların birçoğu, yaşadıkları zamandan şikâyet etmektedir.

E)  insanoğlu, asla mutlu olmayan bir yapıya sahiptir.

 

7.   (I) Resim sanatı, sadece birey ve onun yaşamının de­tayları üzerine kurulu değildir. (II) Anlatmaya çalıştığı bireyden genele ulaşmak yani tüm insanlığın yaşamı­na tercümanlık yapmaktır. (III) Bazen resimlerde gör­düğümüz manzaraların, çevremizde bulunan görüntü­lerin yansımaları olduğunu düşünürüz. (IV) O resme bakan herkes için geçerlidir bu olgu. (V) Bu da göste­riyor ki ressamın renklerinde toplumun her kesimin­den bir ton bulunması, resim sanatının ortak dil olma niteliğiyle ilgilidir.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisin­de bir “çıkarım” söz konusudur?

A) I.             B) II.            C) III.            D) IV.             E) V.

 

 

 

8. Yazarlar, devrin zevkine göre yapıtlarını oluşturur ve is­temese bile kendisinden çok, dönemin düşüncelerini ölçü alır. Bundan kurtulmak, sıyrılmak ister ancak ayak­larının bir zincirle yaşadığı güne bağlı olduğunu görür.

Bu parçadaki artı çizili sözle yazarlarla ilgili olarak anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A)Yapıtlarını içinde bulunduğu dönemin şartlarına gö­re değerlendirmek gerektiği

B) Yapıtlarında bulunduğu dönemden kopamadıkları

C) Geleneğin onları etkileyen yönlerinin olduğu

D)  Düşündükleri ile yazdıkları arasında farklar olduğu

E)  Farklılık peşinde koşsalar da kendilerini anlattıkları

  

9.  (I) Edebiyatın da sosyolojinin de yöneldiği başlıca alan insandır. (II) Her ikisi de insanın çevresiyle olan ilişkilerini konu edinir. (III) Edebiyat ise tamamen do­laylı bir dil kullanır. (IV) Bunda, edebiyatın bir sanat, sosyolojinin ise bir bilim olmasının rolü vardır. (V) Do­layısıyla her ikisinin de birbirinden farklı bakış açıları ve doğruları vardır.

Bu parçada düşüncenin akışına göre numaralan­mış cümlelerin hangisinden sonra “Sosyoloji bu iliş­kileri doğrudan ele alarak konuya ışık tutar.” cümlesi getirilebilir?

A) I.            B) II.            C) III.              D) IV             E) V.

 

 

 

10.  Ünlü kişilerin anlatıldığı bu biyografide, okurun biyog­rafideki kişilerin yaşadığı çağa, içinde bulunduğu ko­şullara davet edilip âdeta o insanla tanışması, yakın­laşması, hatta onu anlaması bekleniyor. Galiba bu ki­tap için yapılabilecek en uygun tespit, onun nefes alıp veren bir kitap olduğu.

Bu parçada altı çizili sözle, sözü edilen yapıtla ilgi­li olarak anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangi­sidir?

A)  Okurların yaşamına yön verdiği

B)  Her kesimden okura hitap ettiği

C)  Çok canlı bir anlatıma sahip olduğu

D)  Biçim kaygısıyla oluşturulduğu

E)  içeriğinin, okurların beklentisini karşıladığı

 


11. (I) Bu dergi, duyarlı bir editörün çabasıyla şimdiye ka­dar edebiyatımıza çok sayıda öykücü ve şair kazandır­dı. (II) Bugünlerde yazınımızın usta kalemleri haline gelmiş gençlerin, ilk kanat çırptıkları yerlerden biri ol­du dergi. (III) Burada elbet editörün yetenekleri keşfet­mekteki ustalığı onları gül yetiştiren bir bahçıvan has­sasiyetiyle eğitme gayreti gözden kaçmamalı. (IV) Bu­gün artık birkaç kitabı yayımlanmış olan genç yazar ve şair kuşağı, ustalarının hakkını teslim etmelidir. (V) Ay­rıca dergilerde özel sayı hazırlama geleneği yokken edebiyatımızın yaşayan birçok ustası için özel sayı ha­zırladı.

Bir edebiyat dergisinin ele alındığı bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda veri­lenlerden hangisi yanlıştır?

A)  I. cümlede, edebiyatımıza yaptığı katkılardan söz ediliyor.

B)  II. cümlede, edebiyatımızın gelişim çizgisini yansıt­tığı belirtiliyor.

C) III. cümlede, editörün gençleri yetiştirmedeki çaba­sı bir somutlamayla anlatılıyor.

D)  IV. cümlede, yetiştirilen yazarların ve şairlerin vefa­lı olması gerektiği belirtiliyor.

E)  V. cümlede, edebiyatımızda daha önce var olma­yan bir uygulamayı başlattığından söz ediliyor.

 

 

 

12.    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı vardır?

A)  Yetkililer, sınavın 27 Mart 2010’da yapılacağını söy­lediler.

B) ÖSYM’nin yeni sınav sistemiyle ilgili bir açıklamada bulunacağı söylendi.

C)  Bu olimpiyat, dünya genelinde büyük ilgi gördü.

D)Daha detaylı bilgiyi Boğaziçi Üniversitesi rektörlü­ğünden öğrenebilirsiniz.

E)  Anadolu’nun kuzeydoğusundan büyük bir fay hattı geçiyormuş.

 

 

 

13.    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde nesne, açıklayıcısıyla birlikte verilmiştir?

A) Her hafta spor yaptığım günü, cumartesiyi, iple çe­kiyorum.

B)Kitabevine gittiğimde öncelikle, edebiyat dergileri­ni, eleştiri kitaplarını, öyküleri gözden geçiririm.

C)Bana verdiği sözü, eminim, yine yerine getirmeye­cek.

D)Yazarın son çıkardığı romana, bütün kitabevlerini gezmeme rağmen ulaşamadım.

E)  Hayatımda önemli bir yere sahip olan kişilere, ar­kadaşlarıma, beni destekledikleri için minnettarım.

 

 

14.    Boğaz Köprüsü’nden geçerken deniz kenarında mü­kemmel bir manzaraya sahip, yanındaki havuzda önce­leri nilüferlerin bulunduğu Beylerbeyi Sarayı, Boğaz’ın en güzel yerlerinden birinde inci gibi durmaktadır.

Bu cümleyle ilgili olarak aşağıda verilenlerden han­gisi yanlıştır?

A)  Zincirleme ad takımı vardır.

B)  Farklı türden eylemsilere yer verilmiştir.

C)  Sıfatlaştıran “-ki” kullanılmıştır.

D)  Bağlaç kullanılmıştır.

E)  Belgisiz zamir kullanılmıştır.

 

15.    Yolculuğumuzun bir sonraki durağı Avanos, Roma dilindeki adıyla

                                                I

Vanessa, Avanos, Kızılırmak’ın iki yanına kurulmuş şirin mi şirin ,

                                                                                                     II

yeşillikler arasında bir kasaba. Doğal güzelliklerin ve tarihi kalıntıların görüldüğü ilçe­ye, Kızılırmak hayat veriyor. 7000 yıllık bir sanatı var Avanos’luların. Çanak çömlek yapımı ta Hititlerden bugüne uzanıyor.

                                            III                                                              IV

Çömleğin sırrı, ırmağın taşıdığı kırmızı renkli toprakta. Avanos’un

ara sokaklarında gezinirseniz çok sayıda atölyeye rastlarsınız.

            V

Bu parçadaki numaralanmış sözlerin hangisinde bir yazım yanlışı vardır?

A) I.               B) II.            C) III.            D) IV.           E) V.

 

 

 

16.    Ünlü bir romancı, “Ben yazdığım her kitapta anlattığım her ana karakterle özdeşleşmişimdir. Yoksa yazamam. Esas gönlümde yatan kitap ise henüz yazamadığım ki­taptır.” diyor.

Kendinden böyle söz eden bir sanatçı aşağıdakilerden hangisiyle nitelendirilebilir?

A)  Özgün – içe dönük

B)  Öz eleştiri yapabilen – ileri görüşlü

C)  Renkli bir kişiliğe sahip – zamana direnen

D)  Yazdıklarıyla bütünleşen – yaptıklarıyla yetinmeyen

E)  Gizemli bir kişiliği olan – ortaya koyduklarında iddialı

 

17.    Yazar, yalın anlatımına ince bir yergi katarak başarılı bir şekilde olayların gerçek yönlerini göz önüne sermeyi başarmış.

Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdaki deği­şikliklerin hangisiyle giderilebilir?

A)  “başarılı bir şekilde” sözü cümleden çıkarılarak

B)  “yalın” yerine “açık” sözcüğü getirilerek

C)  “başarılı bir şekilde” yerine “başarıyla” sözcüğü ge­tirilerek

D)  “olayların” sözcüğünden önce “bütün” sözcüğü ge­tirilerek

E)  “gerçek” yerine “gerçekçi” sözcüğü getirilerek

 

 

 

18.    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözde özne kul­lanılmıştır?

A)  Bugün çalışmak için bize erken gel.

B)  Bu sabah yollar beyaz örtüyle kaplıydı.

C)  Sokağın sonundaki büyük tarihi konak yanmıştı.

D)  Kitapların hepsi düzgünce yerleştirilmişti.

E)  Uçurtmaları görünce çocukluğumu hatırlarım.

 

19.    Çocukluğumuzun ilk kitaplarını hatırlamayanımız var mı ( ) Küçük Prens’ten, Pinokyo’dan, Polyanna’dan, Heidi’den ( ) Gulliver’in Gezileri’nden söz ediyoruz. Yayıne­vi olarak unutulmayan bu çocuk klasiklerini sizin için derlemek istedik ( ) Hem çocuklara tatil hediyesi sun­mak hem de bizi okuma keyfiyle tanıştıran kitapları ha­tırlatmak için yaptık bunu ( )

Bu parçada ayraçlarla ( ) belirtilen yerlere aşağıda-kilerin hangisinde verilen noktalama işaretleri sıra­sıyla getirilmelidir?

A) (.)(…) (.)(.)                                        B) (!)(…) (…)(!)

C) (?) (…) (.) (:)                                      D) (?) (!) (,) (.)

E) (?) (,) (.) (.)

20.    (I) Yazı aletleri arasında şimdiye kadar en uzun süre kullanımda kalmış olanı, tüy kalemdir. (II) Kaz, kartal, baykuş ve hindi tüyleri kullanılmıştır bu kalemler için. (III) Genellikle daha dayanıklı hale getirmek için sıcak kumda bekletilirmiş. (IV) Ucu bir bıçakla kesilerek siv­riltilir, tüyün iç boşluğunda mürekkep için bir oluk çiz­gisi çizilirmiş. (V) Özellikle kaz tüyü kalem, güzel yaz­dığı için 1830’a kadar kullanılmıştır.

Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?

A)  I. cümle özne ve yüklemden oluşmaktadır.

B)II. cümlede birden fazla tamlananı olan bir ad tam­laması kullanılmıştır.

C)  III. cümlenin yüklemi bileşik çekimli eylemdir.

D)  IV. cümle sıralı bir cümledir.

E)  V. cümle, yan cümlesi eylemsiyle oluşmuş bir bile­şik cümledir.

 

21.    Tiyatro , Dünya Tiyatrolar Günü dolayısıyla bir kez daha

                       I

gündemde olacak. Şu yazarların yapıtları tekrar tekrar sahnelenecek :

                                                                                                                II

Musahipzade Celal, Shakespeare, Ce­hov, Haldun Taner, İbsen Bu

                                                                                                             III

sanatçılar sayesinde insanlık durumlarımızı gerçekçi bir biçimde görebileceğiz. Bu etkinlik şu soruyu da gündeme getirecek haliyle: insanlık durumlarını en canlı biçimde anlatan tür tiyatro mudur ? Bu

                                                                                                                 IV

soruyu sahnelenen yapıtları gördükten sonra “evet” biçiminde yanıtlayacağımıza eminim .


                                               V

Bu parçada numaralanmış noktalama işaretlerin­den hangisi yanlış kullanılmıştır?

A) I.             B) II.           C) III.            D) IV.              E) V.

 

 

 

22.    (I) Romanın Türkiye’deki gelişimiyle sinemanın gelişi­mi arasında şaşırtıcı bir benzerlik vardır. (II) Ancak ro­man edebi bir tür olarak sinemadan daha hızlı ve tu­tarlı bir çizgi izlemiştir. (III) Bunun nedeni sinemayı besleyecek teknik olanakların yeterince ülkemizde gelişmemiş olmasıdır. (IV) Bu yüzden ülkemizdeki ro­manlar uzun bir süre -teknolojik yatırımlar yapılıncaya kadar- amatörce uyarlandı sinemaya. (V) Türkiye’de uzun metraj film çekilmeye başlandıktan hemen sonra tiyatrodan filme aktarılan yapıtlar da olmuştur. (VI) Vurun Kahpeye, Yılanların Öcü, Çalıkuşu gibi üst düzey bir kurguyla yazılan ve geniş halk kitlelerince sevilen romanlar, bu olanaksızlıklardan dolayı sinemaya pro­fesyonelce aktarılamadı.

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisi dü­şüncenin akışını bozmaktadır?

A) II.           B) III.            C) IV.            D) V.            E) VI.

 

 

 

23.    (I) Orta oyununun en parlak devri Tanzimat Edebiyatı Dönemidir. (II) Ancak Batı tarzındaki tiyatro da Türki­ye’de bu dönemde yerleşip rağbet görmeğe başla­mıştır. (III) Böylece, bir talihsizlik olarak orta oyununun en parlak devri aynı zamanda gerileme devri olmuştur. (IV) Orta oyunu özellikle yaz aylarında, çeşitli gezme yerlerinde, açık havada oynanırdı. (V) Bir süre sonra belli bir binada ve perdeli bir sahnede oyunlar göster­me yoluna da gidilmiştir. (VI) Buna “perdeli orta oyu­nu”, “perdeli zuhuri kolu” gibi adlar verilmiştir. (VII) Or­ta oyuncular arasında perdeli ve sahneli tiyatroyu ilk kuran Kavuklu Hamdi’dir.

Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci pa­ragraf hangi cümleyle başlar?

A) II.            B) III.            C) IV.            D) V.            E) VI.

 

 

 

24.    (I) Kitaplarda deyimler konusunda farklı tutumlar ve farklı bakış açıları var. (II) Bu farklılıklar, genellikle teori­de değil, verilen örneklerde ortaya çıkmaktadır. (III) Ba­zı kaynaklarda “deyim” terimi yerine “tabir” sözcüğü kullanılmıştır. (IV) Deyimler birden fazla sözcükten olu­şan kalıplaşmış anlatımlardır. (V) Bu açıdan söz dizimi çalışmalarında bu tür birliktelikleri “deyim öbeği” teri­miyle tanımlamak yeğlenmiştir.

Deyimlerin ele alındığı bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yan­lıştır?

A)  I. cümlede bir saptama yapılmıştır.

B)  II. cümlede, I. cümledeki ifade açıklanmıştır.

C)  III. cümlede, tarihi oluşumuyla ilgili bilgi verilmektedir.

D)  IV. cümle, tanım niteliği taşımaktadır.

E)  V. cümlede, bilimsel bazı çalışmalarda başka bir sözle karşılandığından söz edilmektedir.

 

25. (I) Ziya Osman Saba’yı. şiirlerinden başka öyküleriyle de hatırlamalıyız. (II) Özellikle de Mesut İnsanlar Fo­toğrafhanesi adlı öyküsüyle. (III) Ne zaman bir fotoğ­raf stüdyosuna gitmiş olsam yahut gitmeyip de tabe­lada o ibareyi görsem aklıma Ziya Osman Saba’nın bu estetik harikası öyküsü düşer. (IV) Bu, İstanbul sev­gisinin öne çıktığı ve bu sevginin ince ince işlendiği bir öyküdür. (V) Mekân anlatımındaki dirilik, anlatılan yer­lerin ete kemiğe bürünmesiyle bu sevgiyi olanca netliğiyle açığa çıkarır. (VI) Öyle ki sanki görünmez ol­muşsunuz da kahramanın yanında, onunla beraber yürüyor gibi olursunuz.

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde Ziya Osman Saba’nın sözü edilen öyküsünün ger­çekçi bir söyleyişe sahip olduğu dile getirilmektedir?

A) I. ve II.                               B)l. ve IV.                               C) II. ve III.

D) IV. ve V.                            E) V. ve VI.

 

26.    Ünlü bir eleştirmen, “Gerçek bir yazar, yazın dünyasın­da ‘Acaba nasıl anlaşılırım?’ kaygısı taşımadan yazan kişidir.” der.

Aşağıdakilerden hangisi bu cümlede anlatılmak is­tenene anlamca en yakındır?

A)Yazarların, düşüncelerini yapıtlarına çekinmeden ol­duğu gibi aktarmaları gerekir.

B)Her yazar, yaşadığı toplumu anlatmak amacıyla ya­pıt ortaya koymalıdır.

C)Yazarlıkta ustalık, bilinen anlayışlardan uzak bir an­layışla yapıtlar oluşturmaktır.

D)Yazarların, hissettiklerini bütün insanlara duyurmak gibi bir toplumsal görevi vardır.

E)Başarılı yazarlar, yapıtlarında okurlara farklı bir dün­yanın kapısını aralar.

 

27. (I) Yazar yeni yayımladığı öykülerinde modern dünya­nın kültürümüze etkilerini yeni bir dil kullanarak gözler önüne seriyor. (II) Daha önce duyulmamış birçok söz­cüğün öykülerde yer alması, yazarın bulunduğu dö­nemin dil anlayışını bilinçli olarak yansıttığını gösteri­yor. (III) Kitabındaki her öyküde kahramanlar, uyum sorunu yaşayıp kendi dünyalarına çekilmek isteseler de yaşadıkları çağın sorunlarıyla yüzleşmek zorunda kalırlar. (IV) Sıradan bir anlatımın çok uzağında olan bu öyküler, inanıyorum ki okura büyük keyif verecek­tir. (V) Bu öyküleri okuyan herkes, sanatçının dili öz­gün biçimde kullanışına hayran kalacaktır.

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde sözü edilen yapıtın okurlarca beğeniyle karşılana­cağı belirtilmektedir?

A) I. ve II.                    B) I. ve III.                   C) II. ve III.

D) III. ve IV                 E) IV ve V.

 

 28. Acemhöyük’te Hititlilerin en önemli sarayları yer alıyor. Araştırmacılar buradaki saraylardan birinin adını “Sarı-kayalar”, diğerinin adı ise “Hatipler” koymuşlar. İki sa­ray arasında da irili ufaklı çeşitli resmi yapılar bulunu­yor. Şimdiye kadar bu yapılardan aşağı yukarı yüz oda ortaya çıkarıldı. Bu saraylar neredeyse Mısır sarayları gibi geniş ve teşkilatlı yapılar. Bu sarayların en önemli tarafı ise atölyeleri. Bu atölyeler arasında fildişi atölye­leri var. Acemhöyük’teki fildişi atölyelerinde üretilen eserler Hitit sanatının şaheserleri olarak kabul edilir.

 

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A) Çoğullaştırmalar               B) Açıklama   

C) Karşılaştırma                     D) Tanık gösterme     

E) ikilemeler

 

29. Yazar, sanatın düşünce ağırlıklı olmasını savunduğu için onun “mesaj” yaklaşımı hep tartışılmıştır. O, ede­biyat yapıtının bir doğruyu, bir “gerçeği” iletmesinden yanadır. Bu nedenle seçtiği tiplerin çoğu bir doğrunun ispatı için seçilmiş figürler gibidir. Öykülerde toplum­sal, tarihsel olaylar özellikle diyaloglara yerleştirilerek tartışılır. Öyküyü kurgularken bir kendi doğrularını bir de karşı çıktığı düşünceleri temsil eden karakterler oluşturup bunları çatıştırır. Çünkü ona göre sanat, in­sanlara hoş vakit geçirtmek için yapılmaz. Onun yapı­larındaki didaktik, buyurgan öykülerde tümüyle baş­yapıt sayılacak örneklere rastlanır.

Bu parçadan sözü edilen sanatçıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A)  Yapıtlarında bir düşüncenin savunuculuğunu yaptığı

B)  Yapıtlarında takındığı tavrın eleştirildiği

C)  Öykülerinde zıt karakterlere yer verdiği

D)  Sanatı bir eğlence aracı olarak görmediği

E)  Yapıtlarının geniş bir okur kitlesince beğenildiği

 


30.    Sanatın belirsizlik içermesi, ona bir sınır getirilememesi, doymak bilmez biçimde yenilik peşinde koşması, öz­gür yapısından kaynaklanmaktadır. Sanat, özellikle de edebiyat, hepimizin buluşabileceği ve güneşin altında­ki her şeyin incelenip gözden geçirilebileceği özgür bir düşünce alanı gibidir. Bu özgürlüğündendir ki —.

Bu parçanın sonuna, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) sanatçılar, hiçbir düşüncenin ve sanat akımının mah­kumu olamaz

B) bir sanatçıya, herkesin ele aldığı bir konuyu neden işliyorsun, demek anlamsızdır

C) iyi bir sanat yapıtı oluşturmanın yolu, iyi bir sanat eği­timi almaktan geçer

D)  bilinen bir yapıtı okumak okurlara heyecan vermez

E)  başka sanatçıları taklit eden sanatçıları doğal karşıla­mak gerekir

 

31.    Günümüz şiirinde baskın olan eğilim, özgün “imgeler oluşturmak olarak görülüyor. Bir kez tutturduk ya “Şi­ir imgeler meydana getirme sanatıdır.” diye, şairler im­ge avına çıkar oldular. Bir şiiri değerlendirirken “A, şu imge ne güzel!” demeye başladık, imge güzel tamam da şiir nerede? Birbiriyle güzel imgeleri üst üste yığ­mayla “güzel şiir” doğmaz, yani imgeler yığınından şi­ir çıkmaz! —- . Bu sağlanamadığından da günümüz şi­irinin belkemiği oluşamamaktadır. Birbirinden kopuk dizeler birliği halinde ortada dolaşan sözler, şiir sanıl­maktadır.

Bu parçada boş bırakılan yere, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A)  Şiir bir dil olgusu olduğu için, mutlaka biçem üze­rine kurulmalıdır

B)  Şiir geçmişimizi bilmeden güzel şiir yazmak müm­kün değildir

C)  Şiirin bütünlüğü için, imgelerin birbiri ile bağlantılı olması gerekir

D)Şiirde ahenk oluşturmak, imge oluşturmaktan da­ha az önemli değildir

E) Bir şiirin imgesel özellikleri ne kadar etkileyici ise o şiir o kadar akıllarda kalır

32. İkinci Yeni şairlerinden biri olan Cemal Süreya, döne­minin edebiyat ortamında oldukça ağırlığı olan Papirüs dergisini kesintilerle üç kez çıkarmıştı. Ünlü bir araştır­macı “Buluşları ve söyleyiş biçimiyle ikinci Yeni şiirinin karanlığını giderdi ve bu akıma bağlı diğer şairlerden bu yönüyle ayrıldı. Gelenekten yenilik çıkararak zarif, parıltılı şiirler yazdı. Kendi adıyla ya da Osman Mazlum imzasıyla şiir üzerine yazdığı yazıları, eleştirileri de ara­nan yazılar oldu.” diye anlatır Süreya’yı.

Bu parçada Cemal Süreya’yla ilgili olarak aşağıda­kilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Var olan yazın birikiminden yararlanarak özgün ürün­ler ortaya koyduğuna

B)  Beğenilen edebiyat yazıları kaleme aldığına

C)  Çıkardığı derginin yazın dünyasında önemli bir ye­rinin olduğuna

D)  Bağlı olduğu edebi akımın en yetkin şairi olduğuna

E) Anlatım olarak birlikte olduğu sanatçılardan ayrılan yönlerinin olduğuna

 

33.    Yazmaya yeni başladığım yıllarda ilk öykü kitabımı bir eleştirmene göndermiş ve yapıtımla ilgili neler düşün­düğünü yazmasını istemiştim. Eleştirmen yapıtı oku­muş, kurgusunda pek çok hatanın olduğunu belirt­miş, dahası benim çok başarısız ve acemi bir yazar ol­duğumu düşündüğünü ifade etmişti. Bu tespitler be­nim için bir yıkım olmadı. Aksine o günden sonra çalış­malarımı daha da yoğunlaştırdım. Hatalarımı düzeltme­ye çalıştım ve yazmaya devam ettim. Bugün çok başa­rılı öyküler yazabiliyorsam bunu o eleştirmenin ilk öy­külerimle ilgili söylediği sözlere borçluyum, diyebilirim.

Bu sözleri söyleyen bir yazar aşağıdakilerden han­gisiyle nitelendirilebilir?

A)  Bulunduğu noktayı yetersiz gören, hırslı

B)  Yaşamını başkalarının yönlendirmelerine göre sür­düren, umut dolu

C)  Yaptığı yanlışlarda ders almasını bilen, kararlı

D)  Öz eleştiri yapabilen, toplumsal sorumluluğunun bi­lincinde olan

E)  Yaptığı yanlışları dikkate almayan, iyimser bir bakış açısına sahip olan

 

34.  Bir gün ders çıkışında Behçet Necatigil’in yanına soku­lup, “Hocam, ben II. Yeni şiirlerini okuyorum, anlamıyo­rum.” demiştim. Elini omzuma koyup, “Servet-i Fünun, Fecr-i Ati, I. Yeni şiirlerini biliyor musun? Bunları bilme­den II. Yeni’yi bilemezsin.” demişti.

Bu parçadan yola çıkarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

A)Şiir dönemleri hakkında iyi bilgi sahibi olmak için o dönemlere ait eleştiri yazılarını da okumak gerekir.

B)Bazı şiirlerde eski ve yeni sözcükleri bir arada kul­lanmak anlaşılmayı güçleştirir.

C)Hiçbir şiir, kendinden önceki dönemlerde yazılan şiirlerden bağımsız düşünülemez.

D)Şiirlerdeki her sözcük kullanıldıkça yeni anlamlar kazanır.

E)Bir şiiri anlamak için şairinin yaşamıyla ilgili bilgi sa­hibi olmak gerekir.

 

35.    Bu elbette zor oldu. Hayatta olan ve yapıt vermeyi sürdü­ren bir insanı ele aldığınız zaman onu bir bütün olarak or­taya koyup değerlendirme şansınız azalıyor. Özellikle uzun soluklu bir yaşam öyküsü yazıyorsanız bu zorlukla­rı daha da çok yaşıyorsunuz. Ama öte yandan gerek ede­biyatımızda gerekse düşünce dünyamızda kendine seç­kin bir yer edinmiş olan birinin değerini yaşarken teslim etmenin, onu tanıtmanın mutluluğunu da yaşıyorsunuz.

Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık söylenmiş olabilir?

A)Eleştiri yazıları yazmaya ne zaman başladınız?

B)Hayatta olan bir edebiyatçının biyografisini yazmak sizin için zor oldu mu?

C)Hızla değişen yazın dünyasına ayak uydurabiliyor musunuz?

D)Eleştiri yazılarınızı yazmadan önce ele alacağınız ya­pıtları nasıl belirlersiniz?

E)Edebiyatımızın önemli isimlerini tanıtmayı kendiniz için bir görev olarak görüyor musunuz?

36.  Yazın dünyasında her bildiğini paylaşmadan durama­yan ozanlar ve yazarlar var. Özellikle de yeterli bilgi donanımına ulaşmadan körü körüne bir düşüncenin savunuculuğunu yapan sanatçılarda bu durumu daha çok görmekteyiz. Bu türden yaklaşımlara sahip olan bir yazarın kaş yapayım derken göz çıkarma durumu­na düşmesi gibi bir tehlike de söz konusudur. Çünkü istemeden yanlış bilgi verme, diğer bir deyişle amaçla­nan hedefe ters düşen bir noktaya doğru savrulma gi­bi durumlar ortaya çıkabilir.

Bu parçadan aşağıdakilerin hangisi çıkarılabilir?

A)  Okurların düşünsel yönden yoğun olan yapıtlara il­gi göstermediği

B) Belli bir birikime sahip olmadan düşüncelerini okurla­ra aktaran yazarların hataya düşebilecekleri

C) Başarılı olmak isteyen sanatçıların anlatımdan çok, konuya özen göstermesi gerektiği

D)  Çok yazmanın sanatçılar açısından sakıncaları ol­duğu

E)  Her yazınsal yapıtın kendine göre bir iletisinin ol­ması gerektiği

 

37.    (I) Minyatürün kökü Latince Minyum’dan gelir ve minyum “al renk” demektir. (II) Orta Çağda bu renk kullanı­larak yapılan resimlere minyum deniyordu. (III) Bu du­rum Orta Çağda Avrupa’da oluşturulan el yazmalarının bölüm başlarındaki harflerin minyum denilen maden kırmızısıyla boyanmasından kaynaklanmış, zamanla ki­tapları süsleyen resimlere de aynı ad verilmiştir. (IV) Os­manlıda el yazması resimlere minyatür denilmesi son­radandır, ilk zamanlarda bunlara nakış, minyatür res­samlarına da nakkaş deniyordu. (V) Bizde figürlü anla­tım biçimi olan minyatürde perspektif, Batı resmindeki gibi sabit bir noktadan görülmez; nakkaş her şeyin dı­şını ve içinde olanı gösterir.


Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?

A)  I. cümlede bir açıklama yapılmıştır.

B)  II. cümlede bir tahmin söz konusudur.

C)  III. cümlede saptama yapılmıştır.

D)  IV cümle kanıtlanabilir bir nitelik taşımaktadır.

E) V cümlede karşılaştırma yapılmıştır.

 

38.    Gölle denizin, ormanla kaplıcaların iç içe geçtiği cen­neti andıran Köyceğiz’de yaşamak ayrı bir huzur veri­yor insana. Nostaljik dükkânları, esnaf lokantaları ve açık hava kahvehaneleriyle dikkat çeken bu ilçede yer alan su kanallarında gezintiye çıkmak, bir rüyadan başka bir rüyaya uyanmak gibi. Denizden 10 kilomet­re içerideki Köyceğiz Gölü’nün kıyılarında bulunan bu su kanallarından hareket eden gezi tekneleri bir saatte İztuzu Plajı’na ulaşıyor. Tekneniz kanalda ağır ağır iler­lerken yeşilin coştuğu yamaçların, sarp öfkeli kayaların ve insan boyunu aşan bitimsiz sazlıkların arasından geçiyorsunuz.

Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakiler-den hangisi söylenemez?

A)  Benzetmeden yararlanılmıştır.

B)  Anlatıcının duygusal etkilenmesini yansıtmaktadır.

C)  Betimleyici öğelere yer verilmiştir.

D)  Sözde soru cümlelerine yer verilmiştir.

E)  Kişileştirmeye yer verilmiştir.

  39.    Polisiye romanlar, edebiyat değeri taşıyan öteki roman­lar gibi okuyucunun akıl ve kalbine seslenerek onu ge­liştirmeyi amaçlamalıdır. Polisiye roman, suçu odak noktası yaparak bireyi ve toplumu anlatan, içinde ya­şadığımız sistemi sorgulayan, insanlığın sorunlarını düşündüren roman olmalıdır. Romancı, suçun geçtiği ve suçluyu yaratan toplumsal çevreyi anlatmalı; oku­yucuya bunlarla ilgili yorum yapma olanağı bırakmalı­dır. Yazar insan ruhunun derinliklerini açıklamak ama­cıyla şiddet ve cinayetten söz ederken bunları eğlen­celi bir oyun ya da dekor olarak sunmamalı.

Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi polisiye romanların taşıması gereken niteliklerden biri de­ğildir?

A)  Okurları düşünsel ve duygusal olarak besleme

B)  Toplumsal sorunları gündeme getirme

C)  Her şeyi açıkça ortaya koymama

D)  Salt okurları eğlendirme amacı gütmeme

E)  Yapıtlarda ideal insan tipleri çizme

 

40.    İlk şiirlerindeki didaktik öğeler ve güzel söz söyleme özentisinden kurtularak halk dilinden saf bir lirizm oluşturmuştur. Tarihsel ve mitsel konuları irdeleyen, söz sanatlarıyla örülü şiirlerinde yaşadığı coğrafyanın tarihini, yurtseverlik duyguları içinde işlemiştir. Onun şiirinin büyüklüğünü, ulusunun yarım asırlık özgürlük savaşının, umutlarının ve hayal kırıklıklarının sesini gü­nümüze kadar taşımasındaki başarısı göstermektedir. Bütün yeryüzü insanına adadığı şiirleriyle sadece ül­kesinin değil dünya edebiyatının önde gelen sanatçı­larından biridir.

Bu parçada sözü edilen şairle ilgili olarak aşağıda­kilerden hangisi çıkarılamaz?

A)  Şiir anlayışında değişimlerin olduğu

B)  Yaşadığı çevreyi şiirlerine yansıttığı

C)  Şiirlerinin duygusal yönlerinin olduğu

D)  Evrensel nitelikli şiirler yazdığı

E)  Okurlarının tepkilerine göre şiir oluşturduğu

 

CEVAPLAR

1

E

9

B

17

A

25

E

33

C

2

A

10

C

18

D

26

A

34

C

3

C

11

B

19

E

27

E

35

B

4

A

12

D

20

B

28

D

36

B

5

D

13

A

21

C

29

E

37

B

6

B

14

D

22

D

30

A

38

D

7

E

15

C

23

C

31

C

39

E

8

B

16

D

24

C

32

D

40

E

 

 

Bunları da gezebilirsin.

TYT Türkçe Denemesi – 46

TYT Türkçe Denemesi – 46 1. Yeni iş modelleri, çalışma yöntemleri ve iletişim tekniklerinin değişmesi …