9.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı MEB Kitabı Etkinlik Cevapları Sayfa – 70

9.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı  MEB  Kitabı Cevapları 70. sayfanın cevaplarına aşağıdan ulaşabilirsiniz.

— Bütün iş burada çocuklar, diyor. Buhar yapıyor bütün işi. O, tekerleklerin yanlarında bir şey var ya, işte onu dürtüyor, o yanındakini, yanındaki de öbürünü, böylece hareket ediyor. Yolcular demir yolunu geçiyor, şarampola inerek ırmağa doğru yürüyorlar. Önlerine neresi çıkarsa oraya gidiyorlar.

Danilka soruyor, Terenti cevap veriyor.

Terenti, ne sorulursa sorulsun cevapsız bırakmıyor. Terenti’yi müşkül duruma sokacak tabiatin hiçbir sırrı yoktur. Her şeyi biliyor, tarlalardaki otların hepsini, hayvanların, taşların adlarını. Hangi otlarla hangi hastalıkların tedavi edildiğini, atın veya ineğin kaç yaşında olduğunu hemen biliveriyor. Güneşe, aya, kuşlara bakarak ertesi gün havanın nasıl olabileceğini söyliyebiliyor. Bu kadar akıllı olan yalnız Terenti değildir, Silenti Siliç de, (…) sebzeci de, çoban da, hattâ bütün köy onun kadar biliyor. Bu adamlar bütün onları kitaptan değil, tarlalarda, ormanda, ırmak kenarında öğrenmişlerdir. Öten kuşlardan, arkasında erguvani bir renk bırakıp batan güneşten, ağaçlardan, otlardan öğreniyorlar bunu.

Danilka, dikkatle trene bakıyor, Terenti’nin bir kelimesini bile kaçırmamak için can kulağiyle onu dinliyor. İlkbaharda, havanın sıcaklığı, tarlaların biteviye yeşili henüz can sıkmadığı günlerde, her şeyin taze taze koktuğu, yeni olduğu günlerde, altın sarısı mayıs böcekleri, henüz başak bağlamaya başlıyan buğday tarlaları, çağlıyan dereler hakkında söylenen şeyleri kim dinlemek istemez?

Danilka ile Terenti, tarlalar boyunca yürüyor, bir türlü yorulmuyorlar. Bıraksan, bütün dünyayı dolaşabilirler.

Yürüyor, dünyanın güzelliği üstüne konuşmaya dalarak, zavallı, zayıf dilenci kızın, onlara yetişmek için nasıl zorluk çektiğini fark etmiyorlar bile. Kız ağır ağır yürüyor, nefesi tıkanıyor, gözlerinden yaşlar boşanıyordu. Bu, yorulmak bilmiyen yolcuları çoktan bırakırdı ama, neylesin, ne başını sokacak bir evi, ne de hısım akrabası var. İster istemez yürü! Konuşulanları dinle!

Öğle üzeri, üçü suyun kenarına oturdular. Danilka, torbasından, yağmurdan ekmek maması haline gelen ekmeğini çıkarıyor, bölüşüyorlar. Terenti, ekmeğini yedikten sonra, Tanrıya şükrediyor, sonra kumlara uzanıyor, derin bir uykuya dalıyor. Danilka suya bakıp düşünüyor. Kafasında birçok şey var: az önce, fırtınayı, arıları, karınca yuvasını, treni gördü. Şimdi ise gözlerinin önünde balıklar oynaşıyor: kimi bir parmak boyunda, kimi bir tırnak kadar küçük. Başını, suyun üstüne kaldırarak bir yakadan öbür yakaya bir engerek yılanı geçiyor.

Dostlarımız, ancak akşama doğru köye dönüyorlar. Çocuklar, geceyi geçirmek üzere, şimdi terkedilmiş, vaktiyle köyün buğdayını koydukları ambara doğru yürüyorlar, Terenti ise (…) yolunu tutuyor.İki kardeş birbirine sarılıp samanın üzerine yatıyorlar. Danilka’yı uyku tutmuyor. Gözlerini karanlığa          dikiyor, gündüzün gördüğü şeyleri, bulutları, parlak güneşi, kuşları, balıkları, uzun boylu Terenti’yi               gene görür gibi oluyor. İntibaların çokluğu, yorgunluk, açlık, hepsi birden hücum ediyorlar. Vücudunu      bir ateş kaplıyor, bir yandan öbür yana dönüyor. Şimdi karanlıkta gördüklerini, ruhunu heyecana           getiren ne varsa onları anlatmak istiyor, ama kime anlatsın?

Fiokla daha çok küçük, kendisini anlıyamaz. “Yarın sabah Terenti’ye anlatırım” diye düşünüyor. Çocuklar, evi barkı olmıyan kunduracıyı düşünerek uykuya dalıyorlar. Gece olunca Terenti usulcacık onların yanına geliyor, istavroz çıkarıyor, başlarının altına ekmeklerini koyuyor. Bu sevgiyi kimsecikler görmüyor. Belki yalnız, delik saman damından metruk ambara bakan ay görüyor.

A. Çehov, Hikâyeler, Çeviren: Servet Lünel

Son Kuşlar adlı metni Kırda Bir Gün adlı metinle tür, biçim, üslup ve içerik açısından karşılaştırınız.

 

Son Kuşlar

Kırda Bir Gün

Tür

Hikaye- Durum Hikayeciliği

Hikaye – Durum Hikayeciliği

Biçim

Düzyazı

Düzyazı

Üslup

Yazar tasvirlere ve gözlemlere sıkça yer vermiştir. Daha çok monologlar hakimdir. Kişiselleştirmelere yer verilmiştir. Hikaye kahraman anlatıcının bakış açısıyla yazılmıştır.1.tekil kişili (ben)anlatımı vardır

Kısa cümleler kullanılmıştır. Eksiltili cümleler çok fazla.Karşılıklı konuşmalar hakimdir.Gözlemci bakış açısı hakimdir.3 tekil kişi anlatımı vardır.

İçerik

İnsanlar tarafından sevilen, zenginliğini belli etmeyen, mütevazı bir adam olan Konstantin’in güz mevsimi geldiğinde bir canavara dönüşüp adadaki kuşları avlaması ve onun yüzünden kuşların artık adaya pek uğramamasını anlatıyor. İnsan eliyle doğaya zarar verilmesi dile getiriliyor.

Doğa ve insanın doğa etkileri anlatılmış.

Türk ve dünya edebiyatından hikâye örnekleri okuyunuz.

error: Maalesef! İçerik kopyalanamaz.