Fabl, Fabl Hakkında Bilgi, Türk ve Dünya Edebiyatında Fabl, Fablların Tarihi Gelişimi

FABL 

Latince fabula teriminden gelen fabl, bir ahlâk veya hayat dersi vermek amacıyla düz yazı ya da koşuk biçimin­de yazılan, insan davranış ve ilişkilerinin çoğunlukla hayvan ve bitkiler aracılığıyla anlatıldığı yazı türüdür.

Verilmek istenen ders, fablın başında, sonunda veya fabl boyunca özdeyiş halinde belirtilebileceği gibi hikâye içinde de gizlenmiş olabilir.

Fablda Yer Alan Öğeler:

Kişi Öğesi

Fabllarda hayvanlar, birçok özelliğiyle kişileştirilseler de başka bir fablda karşıt özellik taşımaz. Verilen özellik­ler çeşitlidir ama belli bir çizgidedir. Örneğin, tilki, fablda hiçbir zaman aptal olarak yer almaz; kurnaz, akıllı ve akıl verendir.

Fablda bir hayvan, insanın tek bir özelliğini yansıtmak için kullanılmaz. Örneğin, kurt hem güçlü hem özgürlüğü seven hem kendini beğenmiş hem de tembel özelliğiyle yer alabilir. Hayvanlarla ilgili bu kalıplar fablın anlatımını kolaylaştırmakta, yazarı betimleme ve çözümlemelerden kurtarmaktadır. Genelde hayvan fabllarında güçlü ile güç­süz karşı karşıya getirilmekte ve öğretinin amacına göre kişiler şekillendirilmektedir.

Olay Öğesi

Fabllarda, insan topluluklarında yolunda gitmeyen, yanlış olarak görülen durumlar ele alınmaktadır. Hayvanlar âlemi, baskı olan toplumlarda eleştiriyi daha tehlikesiz duruma getirmektedir. İnsanlar, her zaman doğrudan doğ­ruya eleştiriyi kolayca kabul edememektedir. Bu yüzden fabl, insanların, eleştirileri üstü kapalı bir biçimde anlama­larına yardımcı olmaktadır.

Olay Örgüsü

Fablın olay örgüsü, karşıtlıklar oluşturularak kurulur ve can alıcı noktaya değinilerek bitirilir. Üzerinde duru­lan karşıtlık, kısa bir anlatım olan fablın temel noktasını oluşturmaktadır. Bu kurgu çok doğaldır çünkü doğada ve toplumda her oluşum ve her durum karşıtların ilişkisi sonucu (önce savaşım, sonra birleşim ve yeni oluşum) or­taya çıkmaktadır. Toplumsal adaletsizliğin nedeni, güçlünün, zayıfları ezmesidir. Fabllar, doğal ve toplumsal bu gerçekliği yansıtır. Yer ve zaman belirsizliği, bu kurgunun ürünüdür. Karşıtların bu durumu evrenseldir. Fablda tek bir olay vardır, yan olaylar yoktur, olay tek bir yerde geçer. Kısa bir konuşmayı ve uzun olmayan bir zamanı kapsar; bir olayı tümüyle aktarmaz, olaydan bir kesit sunar. Önceden olan söylenmez, sonunda da sadece önemli olana değinilir. Fablın kurgusunda şu bölümler yer alır.

a)  Olay (ele alınan olayın anlatılması)

b) Konuşma, davranma

c)  Karşılık verme, karşıt davranış

d) Sonuç

 

İşlev Öğesi

Fabl, ahlaki bir öğretiyi verme, bilinen bir gerçeği yansıtma ya da eleştirme, yaşama dair bir bilgeliktir. Okuyucu, fablda verilmek istenen ders hakkında düşünmeye başlar, bununla okuyucuda bir huzursuzluk yaratılır; onun tepki vermesi sağlanır. Çünkü fablın amacı, okuyucunun ya da dinleyicinin sadece anlatılanı algılamasını değil, üzerin­de düşünmesini ve kendini değiştirmesini sağlamaktır. 

Fablın Tarihî Gelişimi ve Önemli Temsilcileri

Fabl türünün ilk temsilcileri Doğu’da Beydeba; Batı’da ise Hesiodos, Ezop (Aisopos), Phaedrus (Fedrus); daha sonraları da La Fontaine (La Fonten) ve Lessing’dir.

Fabl önce Doğu’da Hindistan’da, ortaya çıkmış, Batı bu kaynaktan yararlanmıştır. Batılıların Bilpay ola­rak andıkları Beydeba’ya ait olan fabllarda “akıl” baskındır, hayal gücü ile duygusallık daha azdır. Beydaba’nın Sanskritçe yazdığı eseri Kelile ve Dimne, Hükümdar Debşelim’e bilgelik ve ahlak dersi vermek amacıyla kale­me alınmıştır. Yapıtın ortaya çıkış öyküsü şöyledir: Makedonyalı İskender, MÖ 4. yüzyılda Çin’e gitmek üzere or­dusuyla sefere çıkmıştır. Hintliler tarafından fillerin de kullanıldığı bir savaşta Hindistan’ı da ele geçirmiş, kendi adamlarından birini hükümdar yapıp oradan ayrılmıştır. Ancak Hintliler bu yabancıyı kabul etmemiş, tahttan indi­rerek kendi adamları olan Debşelim’i hükümdar yapmışlardır. Debşelim, aşırı biçimde gururlanarak ülkeyi istediği gibi yönetmeye başlamış, zorba bir hükümdar olmuştur. Bu duruma halk tepki göstermiş, Filozof Beydeba da Debşelim’i açıkça eleştirmiştir. Bunun üzerine hükümdar, Beydeba’yı zindana atmış ama bir süre sonra pişman ola­rak serbest bırakmış ve devlet yönetimi konusundaki ilkelerini bir kitap haline getirmesini istemiştir. Böylece, devlet yönetimi, yöneticilerin olumlu ve olumsuz davranışları, yurttaş hakları ve ödevlerini fabl yolu ile anlatan Kelile ve Dimne adlı eser ortaya çıkmıştır. Yapıtın adı, anlatılardan birinin kahramanları olan iki “çakal”ın Sanskritçe adları Kelile ve Dimne (Kalilag ve Damnag)’den gelmektedir. Yapıtın adı, Sanskritçede Pança Tantra’dır (Beş Bölüm). Anlatılarda iyilikseverlik, dürüstlük, adalet, bilgili olma, kötülüklerden kaçınma, zulüm yapmama, bilgisizliğin zarar­ları gibi konular işlenmiştir.

Kelile ve Dimne, VIII. yüzyılın başlarında Abdullah İbn-ül Mukaffa tarafından Arapçaya çevrilmiş, daha sonra da yapıtın Türkçeye çevirileri yapılmıştır. Bu çeviriler içinde en ünlüsü Ali Çelebinin Hümayunnâme adıyla Kanuni Sultan Süleyman’a sunduğu çeviridir.

Cumhuriyet Döneminde Ömer Rıza Doğrul’un yaptığı çeviri, 1941’de yayımlanmış ve yapıtın ülkemizde tanınıp sevilmesini sağlamıştır.

Batı’da, Eski Yunan’da, Hesiodos’un İşler ve Günler (MÖ 700’ler) adlı eserinde yer alan Akbaba ile Bülbül Yunan yazınındaki ilk fabl olarak kabul edilmektedir. Avrupa fablının babası olarak Ezop’un (Aisopos-MÖ VI. yüzyıl) adı geçmektedir. Ezop’un fabllarında yer alan öğreti cümleleri sonradan yapılan eklemelerdir. Bilge köle Ezop, bu fabllarda, efendisi felsefeci Xanthos’a (Ksantos) karşı toplumsal güçsüzlerin ruhsal üstünlükleri­ni göstermiştir. Frigyalı (bir söyleme göre de Trakyalı) köle, bilgeliği sayesinde özgürlüğünü elde etmiştir. Daha sonra sürekli gezmiş, insanlara fablları yoluyla gerçekleri, eleştirileri sunmuştur. Ezop’un sözleri halk üzerinde etki­li olduğu için din öğreticileri korkmuş ve onu gizlice hapse attırıp sonra da halkın karşısına hırsız olarak çıkarmışlar ve ölüme mahkûm etmişlerdir.

Ezop’tan sonra gelen Latin Phaedrus ise fabl metinlerini Yunancadan Latinceye çeviren, öğreti cümlesi­ni de fablın başına ekleyen kişidir. Grek (Yunan) fabl yazarları didaktik eserler vermiş, Phaedrus ise eserleri­ne şairliğini de katmıştır. Fransız La Fontaine (XVII. yüzyıl) fabllarında didaktik öğelerin yerine dramatik (oyun) öğeleri getirmiştir. Alman Lessing (XVIII. yüzyıl) de fabl türüne emek vermiştir. La Fontaine, fablları koşuk bi­çiminde, uzun ve süslü yazmış, Lessing ise fablların kısa ve yalın olması gerektiğini, uzun ve süslü fablın etkili olamayacağını dile getirmiştir.

Türk edebiyatında Harname adlı eseriyle Şeyhî fabl yazmış. Tanzimattan sonra Batı etkisinde kalarak La Fontaine ile ilgilenen şair, Şinasi olmuştur. Ahmet Mithat Efendî’nin hikâyelerinde de Kelile ve Dimne’nin et-kişi vardır (Kıssadan Hisse). Tevfîk Fikret de “Şermin” adlı eserinde fabl türüne örnekler vermiştir. Cumhuriyet Dönemi’nde Orhan Veli Kanık, La Fontaine’den çeviriler yapmıştır.

Hindistan’da görevli bir İngiliz babayla Fransız asıllı bir ailenin oğlu olan George Orwellın (Corc Orvıl) 1945’te basılan “Hayvan Çiftliği” adlı eseri de siyaseti işleyen bir fabldır.