9.Sınıf Edebiyat MEB Kitabı 1.Ünite Cevapları (Syf:16,21,23,24,27…41,42,43)

9.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı MEB Kitabı Cevapları  (Sayfa-16)

Hazırlık

  1. “Edebiyat” kelimesinden ne anlıyorsunuz? Açıklayınız.

            Duygu ve düşünceleri belirli kurallar çerçevesinde estetik kuralları içerisinde bir mesaj iletmek amacıyla temeli dile dayanan sözlü ve yazılı anlatımlardır. Edebiyatta iki önemli özellik vardır. Birincisi dil-üslup ikincisi estetik-güzellik.

 “Edebiyat yapmak” deyimiyle anlatılmak istenen nedir?

            Bugün için edebiyat yapmak deyimi ; bir işe yaramayan, konuyu açıklamaya yetmeyen, gerçeği yansıtmayan süslü, parlak ve gereksiz sözler söylemek anlamında kullanılmaktadır.

9.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı MEB Kitabı Cevapları  (Sayfa-19)

Metni Anlama ve Çözümleme

  1. Edebiyat adlı metne göre “edebiyat” kavramının farklı şekillerde tanımlanmasının nedenleri nelerdir?

            Edebiyat kavramı farklı şekillerde tanımlanmasının nedeni farklı şekillere bürünen geniş yapısından kaynaklanmaktadır. Mesela bazı kuramcılara göre edebiyat gerçekliği yansıtmalı derken bu seferde edebiyatın estetik yönünü geriye atmış olursunuz.  Edebiyat estetik, öğreticilik , duygu, düşünce gibi geniş özelliklere sahip olan bir yapıdır.İlk insandan beri kullanılagelmiş ve hangi tanım yapılırsa yapılsın bir yönü mutlaka eksik kalabilecek göreceli bir kavramdır.

  1. Metinde geçen “Edebiyat, dünyaya tutulmuş bir aynadır.” sözünden ne anlıyorsunuz? Açıklayınız.

            Edebiyatın insan gerçekliği olduğu gibi anlatması demektir. Realist bir yaklaşımla sokağın edebiyatın  yani roman,hikaye,şiir,deneme, tiyatro.. gibi türlere aktarılmasıdır.

  1. Edebiyat adlı metinden, edebiyatın işlevi ile ilgili hangi çıkarımlarda bulunulabilir? Belirtiniz.
  • Edebiyat öğreticidir.
  • Edebiyat gerçekçidir.
  • Duygu ve düşünceleri dille aktarır.
  • Estetik zevk verir.
  • Doğayı dönüştürmeye yönelik, yaratıcı bir çalışmadır.
  1. Edebiyat ile dil arasındaki ilişkiyi metinden hareketle açıklayınız.

Edebiyat ile dil arasında doğrudan bir ilişki vardır. Güzel sanatlardan bazıları çeşitli maddelerle yapılır. Mesela resim yapmak istiyorsanız elinizde boya,tuval,fırça …gibi maddeler olmalıdır. Dolayısıyla edebiyatın da malzemesi dildir ve temeli de dile dayanır. İster sözlü olsun isterse de yazılı olsun dil olmadan edebiyat olmaz. “Edebıyatın anlatım aracı dildir.” ifadesinde yatmaktadır parçada.

  1. Metnin ana düşüncesini ve yardımcı düşüncelerini belirleyiniz.

 

Ana düşünce Edebiyat kavramı ve anlamları
Yardımcı Düşünce

·         Edebiyat kavramının hangi dil ve kökten geldiği

·         Edebiyatın 4 farklı tanımı

·         Yapılan tanımların edebiyatı anlatmaya yetip yetmediği

·         Tanımlarda kullanılan kavramların çağlara göre farklı anlam taşıdığı

·         Belli başlı edebiyat kuramcılarına göre edebiyatın ne olduğu

·         Edebiyatın malzemesinin dil olduğu

  1. Metinde ortaya konulan bilgi, tespit, yorum ve görüşleri; gerekçe, kanıt, tutarlılık, geçerlilik, doğruluk açısından değerlendiriniz.

            Hangi bakış açısıyla ifade edilirse edilsin edebiyat hem soyut hem de estetik güzellik taşıyan bir kavramdır. Bu noktada hangi tepsi, yorum ve görüşleri ortaya koyarsanız koyun mutlaka belirli şekilde bir kabul edeni ya da karşı çıkanı veya eksik bulanı olacaktır. Bu noktada edebiyat hakkında yapılan ifadeler GÖRECELİ olacaktır.

 

  1. Metindeki açık ve örtük iletileri; metinle ilgili tespitlerinizi, eleştirilerinizi, güncellemelerinizi ve beğeninizi metne dayanarak / gerekçelendirerek ifade ediniz.
  • Metnin anlatımı açıktır. Zaman zaman iletilerinde örtük bir yan olsa da bu anlatımının açıklığına zarar vermez.
  • Metnin anlatımında nesnel veriler kullanması yani edebiyatın tanımını yaparken sözlükten faydalanması oldukça önemlidir.
  • Metinde anlatım basitten karmaşığa kolaydan zora doğru verilmiştir.

9.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı MEB Kitabı Cevapları  (Sayfa-21)

Hazırlık

  1. Edebiyatla bilim arasında nasıl bir ilişki kurulabilir? Tartışınız.

            Edebiyatın konusu insandır. İnsana dair her şeyi edebiyat  konu edinir. Bilim de insan etrafında şekillendiği için insanın geliştirdiği bir alandır. Dolayısıyla edebiyatla insan arasında mutlaka doğrudan bir ilişki vardır. Mesela sosyoloji biliminde faydalanmadan edebi ürünler ortaya koyamazsınız ya da ortaya koyduğunuz edebi ürünleri sosyoloji kendi alanında değerlendirir.

  1. Aşağıdaki metinleri edebiyat ile bilim dalları arasındaki ilişki açısından değerlendiriniz.

Edebiyatın sosyolojik imkânı, temelde edebiyat-toplum ilişkisini kurcalamak ve her iki alan arasında kopmaz bağların mevcudiyetini dile getirmektir. Edebiyat-toplum ilişkisini kurcalayan külliyat, edebiyat ile içinde üretildiği toplum arasında kopmaz, yadsınamaz, reddedilemez bağların mevcut olduğunu iddia etmektedir. Buna göre ne edebiyat toplumdan ne de toplum edebiyattan bağımsız

algılanabilir. Edebiyat doğrudan toplumsal gerçekliği ve toplum olaylarını anlatmasa dahi toplumsal yapı ile ilgili olmak, ondan etkilenmek durumundadır. Çünkü  edebiyatın oluştuğu, geliştiği ve anlatıldığı ortam tamamıyla  toplumdur. Edebiyat ile toplum arasında kurulacak bir ilişki iki faydayı doğurur.

Edebiyattaki bir tavır ve durum doğrudan toplumsal gerçekliğe işaret edebilir, toplumsal gerçekliğeisnat kabul edilebilir. İkincisi ise toplumsal ortamın edebî metni anlamada yardımcı olması. Doğrudan bir fayda ve işlev beklentisi olmadan dahi edebiyatın toplumla iç içe olduğunu kabul etmek gerekmektedir.

Köksal Alver, Edebiyatın Sosyolojik İmkânı

 

Edebiyat – Sosyoloji

Hem edebî eser hem de felsefi eser bireysel bir çabanın ürünüdür. Ama edebî eserde üslup, estetik zevk önemli olduğu için esere yazarın üslubu, estetik zevk anlayışı yansımakta ve yazarın şahsiyeti eserde bulunmaktadır. (…) Felsefi eserde ise amaç estetik zevk olmadığı için kullanılan dil soyut ve kuru bir dildir ve dolayısıyla da akıl yürütme ve mantıksal çözümlemelerle doludur. Edebiyat, kavram analizlerinden uzaklaşarak olayları somut bir hale sokmak suretiyle, felsefenin soyutluğunu ve kuruluğunu giderir. Bir felsefi eser de filozofun eseri olmasına rağmen, bireyselliği aşan bir konuma sahiptir. Ancak bireyselliğin aşılması, o eseri başka bir filozofun da yazabileceği anlamına gelmez. Nasıl ki, Karamazov Kardeşler’i Dostoyevski’den başkası yazamaz idiyse Pratik Aklın Eleştirisi’ni de Kant’tan başkası yazamazdı.

Ali Osman Gündoğan, Edebiyat ile Felsefe İlişkisi Üzerine

Edebiyat – Felsefe

Her edebiyat metni ya da eseri, yazarının başkalarından farklı zihnî ve duygusal özellikleriyle bağlantılıdır. Bu yüzden, bir edebî eseri açıklamak ve yorumlamak için yazarın psikolojisini kaynak almak, esere dair bilinç eleştirisi yapmak ve buradan psikolojik bir harita çıkarmak, edebiyat eleştirisinin, disiplinler arasında kurduğu bağın gücünün artmasını sağlamaktadır. Edebiyat eleştirisi, psikolojiden destek alırken herhangi bir edebiyat eserinin en başta fert olarak yazarının karakter ve ruh hâlinin dışa vurulması ya da nakledilmesine bakar. Yazarın karakterini biyografik açıdan tespit etmek için onun eserini kaynak olarak almak ya da bu yazarın diğer yazarlardan ayrılan taraflarını, bilinç yapısını tecrübe etmenin bir yolu kabul edip mevcut esere ait özel bir okuma tarzı geliştirmek, edebiyat eleştirisinde psikolojik gücü göstermektedir.

Ertuğrul Aydın, Modern Edebiyat Eleştirisinde Psikolojik Güç

Edebiyat – Psikoloji

9.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı MEB Kitabı Cevapları  (Sayfa-23)

Metni Anlama ve Çözümleme

  1. Edebiyatın Bilimle İlişkisi adlı metne göre edebiyatın hangi bilim dallarıyla ilişki içinde olduğunu

belirtiniz.

            Psikoloji , tarih , felsefe, coğrafya gibi sosyal bilim dallarıyla ilişki içindedir.

  1. Metne göre edebiyatın amacını yitirmemesi neye bağlanmıştır? Açıklayınız.

“Edebiyat, bilimle ve gerçekle bağını keserse inandırıcılığını, dolayısıyla varlık nedeni olan insanı, hayatı anlatma amacını da kaybeder.” cümlesinde her şey ifade edilmiştir.

  1. Metne göre bilim ve dil arasındaki ilişkiyi açıklayınız.

           Metne göre dil,  bilimin aktarılmasında yalnızca bir araçtır.Bu araç bilimsel yapıtın yapısında varlığını duyurmayacak, göstermeyecek biçimde saydamlaşır.

  1. Metnin ana düşüncesini ve yardımcı düşüncelerini belirleyiniz.

 

Ana Düşünce Edebiyatın Diğer Bilimler İlişkisi
Yardımcı Düşünceler

·         Edebiyatın hangi bilimler ilişkide olduğu

·         Edebiyatın hangi bilimlerden faydalandığı

·         Edebiyatın ne yaparsa amacını yitireceği

·         Edebiyat ve bilimin birbirinden ayrılamayacağı

·         Bilimin dil ile olan ilişkisi

·         Edebiyat ve bilimin ikincil özelliklerine sahip oluşu

  1. Metindeki açık ve örtük iletileri belirleyiniz.
  • Metinde iletiler açık şekilde anlatılmış.
  • Süslü ve kapalı anlatımlardan uzak durulmuş.
  • Örnekleme , tanık gösterme gibi türler kullanılmış.
  1. Jules Verne’in (Jul Vern), Ay’a Seyahat romanını Ay’a gidilmeden önce yazmasından hareketle edebiyat ile bilim arasındaki ilişkiyi değerlendiriniz.

            Eser yazıldıktan sonra Ay’a gidilmesi bize Jules Verne’in bu alanda yapılan bilimsel faaliyetler hakkında bilgi sahibi olduğu, detaylı şekilde araştırıp ileride olabilecek çalışmalarla ilgili kurgu yapıp roman  haline getirdiğini gösteriyor.Bu da edebiyatın diğer biimlerle ilişkisine bir kanıttır.

  1. Edebiyatın Bilimle İlişkisi adlı metni içerdiği bilgiler ve düşünceler arasındaki tutarlılık yönünden

değerlendiriniz.

            Edebiyatın Bilimle İlişkisi dalı içerdiği bilgiler açısından son derece tutarlı ve gerçekleri yansıtan bir eserdir.

9.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı MEB Kitabı Cevapları  (Sayfa-24)

Hazırlık

  1. Güzel sanatlar sözünden ne anladığınızı belirtiniz.

            İnsanı heyecanlandıran ona estetik zevk verip ruhundaki güzelliği ortaya çıkaran resim, müzik, heykel, mimari … gibi sanatlara denir.

  1. Aşağıdaki görsellerden yola çıkarak edebiyatın diğer güzel sanatlardan ayrılan yönleriyle ilgili neler söylenebilir? Tartışınız.

Görsellerden yol çıkarak edebiyat ile diğer güzel sanatlar arasında kullanılan malzeme farkı vardır.

Görsel Malzemesi
Kil , taş, ağaç, çamur
Mermer, beton, tahta, yapı malzemeleri
Müzik aletleri
blank Tuval, boya , fırça

9.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı MEB Kitabı Cevapları  (Sayfa-27)

Metni Anlama ve Çözümleme

  1. Edebiyat adlı metinde Metinde Geçen Kelime ve Kelime Grupları bölümünde verilenler dışında anlamını bilmediğiniz kelime ve kelime gruplarını bulunuz. Bunların anlamlarını metnin bağlamından hareketle tahmin ediniz, tahminlerinizin doğru olup olmadığını sözlükten kontrol ediniz.

 

İçlem: 1. Bir kavramın çağrıştırdığı kapsama giren niteliklerin veya taşıdığı özelliklerin bütünü,  2. Bir nesnenin içeriğini oluşturan şey

Kaplam: Bir kavramın ve o kavramı dile getiren terimin içerdiği varlıkların ve bireysel olayların bütünü, kapsam,

Tazammun: Kapsama, içine alma, içerme

Şumul: İçine alma, kaplama, kapsama

Alegorik: Sembolik

Argo: 1. isim Her yerde ve her zaman kullanılmayan veya kullanılmaması gereken çoklukla eğitimsiz kişilerin söylediği söz veya deyim 2. Serserilerin, külhanbeylerinin kullandığı söz veya deyim

Nüsha: 1. isim Birbirinin tıpkısı olan yazılı şeylerin her biri 2. Gazete, dergi vb.nde sayı 3. sıfat Benzer, aynı, kopya

  1. Edebiyatın güzel sanatlar içindeki yerini belirtiniz.

            Edebiyat hiçbir maddi malzemeye dayanmayan zihni bir sanattır. Duygu ve düşünceleri  yorumlara bağlı olarak ifade eden alegorik bir anlatıma sahip olan bir güzel sanattır.Diğer sanatlar gücünü farklı malzemeden alırken edebiyat gücünü dilden almaktadır. Ayrıca hiçbir aracıya bağlı olmaksızın direk alıcısına ulaşan bir sanattır.

  1. Edebiyatın diğer güzel sanat dallarıyla benzer yönlerini belirtiniz.
  • Estetik zevk vermesi
  • Temelinde insan olması
  • İnsanın çevresindeki güzelliği ortaya çıkarması
  1. Edebiyatın diğer güzel sanat dallarından ayrılan yönlerini belirtiniz.
  • Kullanılan malzeme bakımından farklılık vardır. Edebiyat dili sözü kullanılır, resim boya, tuval, fırça kullanır.
  • Edebiyat ürünleri soyuttur diğer sanatların ürünleri somuttur.
  • Edebiyat kurmacaya dayanır. Diğer sanatların böyle bir özelliği yoktur.
  • Edebiyat hiçbir aracıya bağlı kalmadan alıcısına ulaşır. Diğer için bu durum söz konusu değildir.
  • Edebiyat insan ve insan yaşamında kaynaklanır diğerleri ise bilimden faydalanır.
  •  
  1. Edebiyat adlı metne göre güzel sanatların bir dalı olan edebiyatın kullandığı malzeme, zaman içinde nasıl gelişmiştir?

Bütün kelime, terim, tabir, argo, özel meslek dilleri gibi sözlük çerçevesindeki zenginleşmenin dışında mecazlarla ve sanatkârların şahsî tasarruflarıyla âdeta sınırsız bir büyüme gösteren dil bu gelişmesini hâlâ devam ettirmektedir. Ancak günlük konuşmada ve diğer alanlarda kullanılan dille edebî dil birbirinden oldukça farklıdır. Günlük dil en yalın ve doğrudan bir anlatımı gerektirirken edebî dil mecazi ve sembolik bir tecrit istikametinde gelişir. Bu husus günlük hayatta mecazların, edebî eserde de yalın ifadenin kullanılmayacağı mânasına gelmez. Yalnız kelimelerin sözlük anlamları edebî metinde birtakım sapmalara uğrar. Yazarın edebî bir eser meydana getirme gayesi ve gayretiyle dile tasarruf etmesi bir ölçü olabilir. Ancak böyle bir gayret olmaksızın hazırlanmış bir siyasî nutkun veya bir mektubun zamanla edebî bir değer kazanması bu ölçünün de yeterli olmadığını göstermektedir. Halk dilinde “edebiyat yapmak” deyimiyle sözlük dilinin edebiyattaki sapması yani üslûp haline gelmesi, biraz da sanat ve edebiyat zevki teşekkül etmiş kişilerin sezgi ve tecrübelerini ilgilendirmektedir.

 

Yukarıdaki ifadeden yola çıkarak dil edebiyatın malzemesidir ama tarih boyunca sürekli gelişim gösterip farklılaşmıştır. Bu dil kimi elinde farklı anlamlara bürünmüştür.

  1. Edebiyat adlı metindeki açık ve örtük iletileri belirleyiniz.

Metnin geneli açık ifadeler kullanılırken bazı yerlerde tazammun şumul gibi kelimeler kullanılmış olsa da metni anlatımına zarar getirmez.

9.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı MEB Kitabı Cevapları  (Sayfa-28)

Hazırlık

  1. İnsanların farklı edebî türlere ilgi duymasının nedenlerini tartışınız.

Her edebi tür kendi içerisinde bir özellik barındırır. Mesela insanda çoşku uyandıran bir edebi tür isteniliyorsa bu kesinlikle şiirdir. ( Şiir edebi türler içerisinde en kadim ( eski) bir türdür. Önemini yıllardır da arttırarak sürdürmüştür.)  Bir insan olay eksenli bir anlatımla bir şeyler öğrenmek ya da bir etkiye sahip olmak istiyorsa bunun içinde roman , hikaye, masal, fabl gibi türleri tercihe etmelidir. Eğer okudukça bilgisinin artmasını istiyorsa o zaman makale, deneme , gezi yazısı gibi türleri tercih etmelidir.

            Görülüyor insanın farklı edebi türlere ilgi duyması onun istekleri ve o türün insana sunduklarıyla alakalıdır. Öğretici bir metinden estetik ve duygusal  bir çağrışım uyandırması beklenemez.

  1. Aşağıdaki metinden yola çıkarak farklı edebî türlerin ortaya çıkmasının nedenlerinin neler olabileceğini tartışınız.

            Roman , hikaye, şiir, masal , fabl, destan, efsane , tiyatro … gibi onlarca edebi tür tarih içerisinde insanların ihtiyaçlarından ortaya çıkmıştır. İnsanoğlu hep bir şeyleri karşısındakine anlatma ihtiyacı duymuştur. Bunun sonucunda da bazı türleri tarihsel süreç içerisinde yerini almıştır. Mesela Tanzimat dönemine kadar roman  ve hikaye türü edebiyatımızda yokken Batılılılaşma sonucunda aydınlarımız bu türü edebiyatımıza kazandırmıştır. İlk başlarda acemice yazılan bu tür yerini ustalık eserlerine bırakmıştır.

            Yine örnek olarak Batı’da deneme türünün ortaya çıkmasında en önemli olay Batı’nın içinde bulunduğu siyasi ortam . Deneme insanda serbest düşünceyi geliştiren bir tür olarak ortaya çıktığında Batı’da skolastik düşünce hakimdi.

 Edebiyat ürünlerini yapısal özelliklerine, benzeşen ve benzeşmeyen yönlerine göre kümelendirme,

adlandırma çalışmaları Aristo’dan, Eflatun’dan bu yana süregelmektedir. Ne ki başlangıçta dilsel ürünlerin kümelendirim ve adlandırımı şiire göre yapılmışlardır. Bunu da doğal saymak gerekir. Çünkü  bütün ulusların edebiyatlarında ilk ürünler şiir biçiminde oluşturulmuştur.

(…)

Şiirden düzyazıya nasıl geçilmiştir? Düzyazının doğuşu nasıl olmuştur? Bu konuda da türlü varsayımlar öne sürülmüştür. En yaygını şudur: İlkel toplum düzeninden kopma, yavaş yavaş doğadan ayrılma bireyciliğin belirmesine ve işbölümünün doğmasına yol açmıştır. Öte yandan değişim esasına dayanan bir alışveriş düzeni oluşmuştur. Bu oluşum ortak bir yaratı olan şiiri de etkilemiş, onun toprağında yeni türler yeşermeğe başlamıştır.

Emin Özdemir, Türk ve Dünya Edebiyatı

 

  1. Aşağıdaki metinleri dil, biçim, içerik ve yazılış amaçları açısından karşılaştırınız.

Boğuk bir bakışın oluyor senin

Bir girdap derinliğinde kayboluyor gibiyim

Yok gibi yaşamak bu kalkıp kurtulmak gibi kalabalıktan

Durma bana türkü söyle Anadolu olsun

Susuz dudak gibi çatlak olsun

Karanfil gibi olsun kara çiçek gibi solgun yüzün

Durmadan akıyor kalbim ayaklarına bana karanlık bakma

Ağıyorum bir karanlık karayel saçlarına

Çekme ülkemden nar yangını gözlerini

Beni bu kentten kurtar beni yalnız ko git beni

Arıyorum arıyorum o ilk çağ ırmaklarında sedef ellerini

(…)

Erdem Bayazıt, Yok Gibi Yaşamak

 Fen bilgisi eğitimi, çocuğun çevresindeki çekici ve şaşırtıcı zenginliğin eğitimidir. Çocuğun yediği besinin, içtiği suyun, soluduğu havanın, bedenin, beslediği hayvanın, bindiği arabanın, kullandığı elektriğin, güneşin eğitimidir (Gürdal, 1992).

Fen bilimleri ile günlük yaşantımız bu kadar iç içe iken, öğrencilerin en çok zorlandıkları, başarısız oldukları, anlamakta güçlük çektikleri, sevmek istedikleri ama bir türlü sevemedikleri derslerin  başında da fen dersleri gelmektedir (Durmaz, 2004).

(…) Öğrencilerin fen bilgisi derslerinde başarılı olmalarını sağlamak için onlara fene yönelik olumlu tutum kazandırılmalıdır. Derse yönelik tutumları olumsuz olan öğrencilerin de sınıf ortamında başka sorunlara da neden oldukları dikkate alındığında, Fen ve Teknoloji dersine yönelik tutumları olumlu yönde artıracak farklı yöntemler üzerine daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. (…)

(Yangın vd., 2007).

Ayşe Koç, Doç. Dr. Uğur Böyük, Basit Malzemelerle Yapılan Deneylerin Fene Yönelik Tutuma Etkisi

 

Karşılaştırma Kriterleri

Erdem Bayazıt,

Yok Gibi Yaşamak

Ayşe Koç, Doç. Dr. Uğur Böyük, Basit Malzemelerle Yapılan Deneylerin Fene Yönelik Tutuma Etkisi
Dil Şiir dili hakimdir. İmgeli, sanatsal bir dile sahiptir.Estetik kaygı vardır. Söz sanatları çoktur. Kapalı Anlatıma sahiptir. Düz yazı kuralları içerisinde yazılan bir dile sahiptir. Öğreticilik hakimdir. Açık bir anlatıma sahiptir.
Biçim Şiir Düzyazı
İçerik Sevgisinden bahsetmiş. Fen Bilgisi eğitiminden bahsetmiş
Yazılış Amaçları Estetik zevk vermek , çağrışımda bulunmak için yazılmıştır. Bilgi vermek amacıyla yazılır.

9.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı MEB Kitabı Cevapları  (Sayfa-30)

Metni Anlama ve Çözümleme

  1. Metin adlı yazıya göre metinlerin sınıflandırılmasında esas alınan ölçütleri belirleyiniz.

Metinleri; yazılış amaçları, hedef kitleleri, anlatım biçimleri, gerçeklikle ilişkileri bakımından gruplandırmak mümkündür.

  1. Bilimsel, felsefi ve edebî metinlerle kişisel hayatı konu alan metinler arasında ne tür farklılıklar vardır? Açıklayınız.

        Bilimsel , felsefi ve edebi metinler insan hayatının geneline ilişkin anlatımlarda bulunurken kişisel hayatı konu alan metinlerdeyse özel olarak bir ya da birden fazla şahısın hayatına dair ayrıntılara yer verir. Genellikle bu kişiler toplumda önde olan isim yapmış kişilerdir.

Mesela felsefi metinler varlık, ahlak, estetik gibi genel konular üzerinde dururken insan hayatını konu edinen metinlerden anı, gezi yazısı gibi türler bir insanın yaşamını baştan sona anlatabilir ya da onun gezdiği yerleri kaleme alabilir.

  1. Metin yazarı, kullanacağı metnin türünü belirlerken neleri göz önünde bulundurur? Açıklayınız.

            Bu noktada iki önemli kriter vardır. Metnin yazarı metnini bilgi vermek için mi yoksa estetik zevk uyandırmak için yazacağına karar vermelidir. Bilgi vermek içinse öğretici metinler deneme , makale, sohbet, nutuk, fıkra, eleştiri gibi türleri  estetik zevk için yazacaksa o zamanda roman, hikaye, şiir.. gibi türleri tercih edecektir. Tabi ki bunlar kendi içerisinde ayrı kriterlere sahiptir.  Mesela estetik zevk uyandırmak için sanatsal metin yazan bir anlatımı şiir diliyle ortaya koymak istiyorsa roman ve hikaye gibi türleri tercih edemez.

  1. Metinde geçen “Her metnin kendine özgü sesi vardır.” ifadesinden ne anlıyorsunuz? Açıklayınız.

            Her metnin kendine bir anlatımı vardır. Dili vardır. Öğretici metinlerden makalenin eğitici bilgi verici yanı varken aynı grup içerisinde bulunan deneme veya sohbet dili daha cana yakın ve sıcaktır. Yine sanatsal metinlerden şiir ile romanın dili kesinlikle birbirinden farklıdır. Şiir, imgesel ve sanatsal yanı daha baskınken roman anlatım  daha betimleyici ve öyküleyicidir.

  1. Metin adlı yazının ana düşüncesini ve yardımcı düşüncelerini belirleyiniz.
Ana Düşünce Metni Oluşturan Unsurlar
Yardımcı Düşünce

·         Metni oluşturan yapı

·         Hayatın akışını düzenleyen metinlerin birbirinden farklı olduğu

·         Metinlerin hedef kitleye göre değiştiği

·         Metinlerin gruplandırılması

·         Sanatsal ve öğretici metinleri olmak üzere 2 çeşit tasnifi

·         Her metni kendine özgü anlatımı olduğu

9.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı MEB Kitabı Cevapları  (Sayfa-31)

Döviz piyasalarında bu hafta dalgalanma bekleniyor. Standart Dil
Adamı sokakta kıstırıp bir güzel marizlemişler. Argo (marizlemek)
Haydah oloroğut? (Nasılsın?) Lehçe (Yakuça)
Bir toplumun gelişmesi, eğitime verdiği öneme bağlıdır. Standart  Dil
Menden heç ne soruşma. (Bana hiçbir şey sorma.) Şive
Sene diyirem! Gaç gündür ariram, yoksan, e ben sene neyidim? Ağız

9.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı MEB Kitabı Cevapları  (Sayfa-39)

Etkinlik

  1. Seçtiğiniz bir konuda iletişim örneği kurgulayınız.

Ahmet: Bu akşam konferans kaçta başlıyor?

Ayşe:   Sekizde.

         Kurguladığınız iletişim örneğinin ögelerini belirleyiniz.

Gönderici:       Ahmet

Alıcı :               Ayşe

Kanal:              Ses dalgaları

Kod:                 Türkçe

İleti:                 Bu akşam konferans kaçta başlıyor?

Geri Bildirim: Sekizde

 

Etkinlik

Aşağıdaki cümlelerde dilin hangi işlevde kullanıldığını tabloda ilgili boşluklara yazınız.

Aşağıdaki cümlelerden hareketle dilin işlevlerine siz de benzer örnekler veriniz.

Cümle Dilin İşlevi Benzer Örnek
Mecaz anlam, kelimenin bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamının dışında kullanılarak kazandığı anlamıdır. Dil Ötesi İşlev Zamirler ismin yerini tutan sözcüklerdir.

Bir gün dolu dizgin boşanan atlarımızla

Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla

Şiirsel İşlev

Anladım işi, sanat Allah’ı aramakmış;

Marifet bu, gerisi yalnız çelik-çomakmış…

Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanına yağmur denir. Göndergesel İşlev Bir çemberde, uzunluğu çemberin yarıçapına eşit olan yayın belirlediği merkez açıya radyan denir.

Konuşmayı dinlerken önemli bulduğunuz

ifadeleri not alınız.

Alıcı Harekete Geçirme İşlevi Tüm yolcuların kimliklerini kontrol edin.
Sesimi işitiyor musunuz? Kanal Kontrol İşlevi Dediklerimi anlıyor musun?
Eyvah, belgeyi kaydetmeyi unuttum! Heyecan Bağlı İşlev Ah! Nerede o eski günler

9.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı MEB Kitabı Cevapları  (Sayfa-40)

ÜNİTE ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME ÇALIŞMALARI

1-3. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.

Resim, heykel, mimari ve müzik eserlerinin kendine özgü dili vardır, ancak hepsinin ayrıca konuşma ve yazma dillerine ihtiyaç duydukları görülür. Bu noktada hepsinin gündemine edebiyat girer. Bir sanat eserinin kendi diliyle anlattıklarının ayrıca anlatılması için yazı ve konuşma dillerinin aracılığına ihtiyaç duyulur.

Eleştirmenler sanat eserlerini yazı ve konuşma diliyle inceler. Eserin çıkış noktası, örgüsü, nelerden etkilendiği, neleri etkilediği dil aracılığıyla sergilenir. Klasik tanımlamalarda edebiyat da güzel sanat eserleri kapsamındadır. Edebiyatın dışındaki sanat eserlerinde açıklamaya muhtaç gözlemler daha çok barınır. Edebiyat kültürü bu gizlerin çözülmesinde önemli bir etken olsa gerek.

Bütün sanatlarla ilgili sohbetlerde devrede olan dildir. Dilin inceliklerini özümsemiş birinin ağzından anlatılan bir resim, bir heykel, bir mimari eser layık olduğu yeri bulur. Sanat söyleşilerinin ana öğesi dil olduğuna göre, edebiyatın yetkinleştirdiği dil de bütün sanat eserlerinin anahtarı olarak düşünülebilir.

Diğer yandan bir şairin bir tablodan esinlenerek şiirler yazması, bir ressamın bir şiirin imgelerinden etkilenerek resim yapması, bir müzisyenin yazılı bir eserden yola çıkarak yeni bir eser vücuda getirmesi gibi durumlar hep olagelmiştir.

(…)

Süleymaniye ve Selimiye camilerinin edebiyatımızda şiirlere kaynaklık ettiğini de biliyoruz. Yahya Kemal’in “Süleymaniye’de Bayram Sabahı” şiirini okuduğumuzda, bu mimari eserin farklı yönlerini ve çağrıştırdıklarını da yeniden keşfederiz. Edebiyat ve mimari etkileşiminin güzel bir örneği olur. Tabiat, şiirin, musikinin, mimarinin ve resim sanatının ortak esin kaynağıdır. Bütün bunların toplumun genel algısında yer etmesi için yine dilin aracılığına ihtiyaç duyulur.

(…)

Sanatlar arası etkileşimin tarihi serüveninde dilin önemini görmekteyiz. Disiplinler arası etkileşim dil ile sağlanmış, uzak kültürleri tanıma büyük ölçüde yazılı kaynaklar sayesinde oluşmuştur. Yine minyatürün İslam sanatında yer bulması 11. yy’da antik kaynaklardan çevrilen eserler sayesinde olmuştur.

Yrd. Doç. Dr. Gültekin Akengin, Sanat Dalları Arasında Etkileşim ve Dil

 

 Metne göre edebiyatla diğer güzel sanatların ilişkisi ile ilgili neler söylenebilir?

 

            Bir alanda var olan güzel sanat ürünü yeri edebiyat ile birlikte düşünülmesi gerekmektedir. Edebiyat diğer güzel sanat ürünlerinin değerlendirilmesi noktasında kuşatıcıdır. Diğer güzel sanat dallarının anlatımı edebiyatla ilişkilidir. Bir ressamın eserini değerlendirirken eleştirirken mutlaka edebiyattan faydalanmak zorundadır.  Birçok sanatın varlığında dil vardır ve bu dil olduğu yerde de edebiyat vardır. 

  1. Bu metinde dilin hangi işlevde kullanıldığını açıklayınız.

Göndergesel İşlev

9.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı MEB Kitabı Cevapları  (Sayfa-41)

  1. Metne göre bütün sanat eserlerinin anahtarı olarak düşünülen unsur hakkında neler söylenebilir?

            Bütün sanat eserlerinin ortak anahtarı DİL’dir.

  1. Bugün sosyoloji, ulus kavramını, “aynı topraklar üzerinde yaşayan, dil, kültür ve ülkü bakımından birlik oluşturan topluluk” diye tanımlıyor. Görüldüğü gibi dil, hem ulus olmanın temel öğesidir, hem de kültür birliğinin en önemli aracı. Edebiyat ise kültürü oluşturan başlıca etmenler arasında yer alır. Bu bilimsel gerçekleri, o şaşmaz sezgi gücüyle daha o zamanlar görüp kavrayan Atatürk, yaşamı boyunca dil ve edebiyata özel bir önem vermiştir.

Doç. Dr. Cahit Kavcar, Atatürk’ün Dil ve Edebiyat Konusundaki Görüşleri

 

Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Benzetme yapılmıştır.

B) Örneklemeden yararlanılmıştır.

C) Tanımlama yapılmıştır.

D) Betimlemeye yer verilmiştir.

E) Öykülemeye başvurulmuştur.

 

I. Fakat dil insanların kullandığı herhangi bir vasıtaya benzemez.

II. Onun vasıtalığı sadece anlaşmayı temin etmesi bakımındandır.

III. Fertler ve nesiller arasında anlaşma vasıtası olarak iş görür.

IV. Dil insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabii bir vasıtadır.

. Vİnsanlar duygularını, düşüncelerini, fikirlerini, hükümlerini birbirlerine nakletmek, meramlarını birbirlerine anlatmak için dil denilen vasıtaya başvururlar.

Muharrem Ergin, Türk Dil Bilgisi

Yukarıdaki numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında hangisi baştan üçüncü olur?

A) I. B) II. C) III.   D) IV.   E) V.

( Paragrafın Sıralaması:  IV – V – I – II – III )

 

  1. Edebiyatın başlangıcına ilişkin sorular, bizi, genelde sanatın başlangıcına götürmektedir. Sanatın doğuşuysa insanın yeryüzünde var oluşuna, (…) insanın doğayla savaşımına dek uzanmaktadır. Doğayı dönüştürmeye yönelik, yaratıcı bir çalışmadır burada söz konusu olan. Ama insan bununla yetinmez, doğada bulunmayan nesneler yapmaya başlar. Böylece araç yapımıyla karmaşıklaşan çalışma düzeni yeni bir bildirişme dizgesini de gerekli kılar ve dil ortaya çıkar. Araştırmacılara göre bu dil ilk aşamada müzik ve dansla birliktedir. Başka bir deyişle ritmiktir, ezgisel bir vurgu taşır, el kol hareketleriyle bütünlenir. İşte edebiyatın başlangıcını da bu aşamada aramak gerekmektedir. Çünkü onun anlatım aracı dildir. Toplumsal gelişime bağlı olarak dille birlikte serpilir, türlere ayrılır.

Bu parçadan edebiyatın doğuşu ve türlere ayrılışıyla ilgili hangi sonuçlara ulaşılabilir?

            Edebiyatın doğuşu sanatın doğuş zamanıyla eştir. İnsanın doğaya hükmederken yaşadıkları neticesinde dil ortaya çıkmıştır. Bunun yanında müzik ve dans gibi türler de ortaya çıkmıştır. Bu da edebiyatın eski sanat türlerinden biri olduğunu göstermektedir.

9.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı MEB Kitabı Cevapları  (Sayfa-42)

7-9. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.

Bazıları “Sanat sanat içindir” ve bazıları da “Toplum içindir” der. “Sanat sanat için olduğu zaman dolaylı olarak toplum için de yararlıdır” diyenler de vardır. Ama Atatürk için edebiyat, “büyük insanlık” yolunda “uyarıcı, hedeflendirici ve yürütücü” olmalıdır.

Atatürk, gerek sohbetlerinde, gerek dikte ettiği direktiflerinde edebiyatın toplumun yücelmesi yönünde kullanılmasını istemiştir. Türk çocuğu edebiyat yolundan ulusunun yüceliğini, sağlam karakterli olduğunu öğrenecek, devrimlere bu yoldan bağlanacak ve onu koruyacak; yine bu yoldan iyi hatip olarak yığınları olumlu yönlerde peşinden sürükleyecek.

Atatürk, edebiyatın, sadece subjektif duyguları yansıtan bir aristokrasi rehavetine yastıklık etmesine daima karşı olmuştur. Türk kahramanlığını dile getiren Yahya Kemal’i ve sosyal adaletsizliğe isyan eden Tevfik Fikret’i de bunun için sevmiştir, “hürriyet” diye kükreyen Namık Kemal’e bunun için gönül vermiştir.

Sadi Borak, Atatürk ve Edebiyat 

  1. Metnin ana düşüncesi nedir?

            Atatürk’ün sanat anlayışı ve sanattan beklentisi

  1. Metnin yardımcı düşünceleri nelerdir?
  • Sanatın amaçlarının ne olduğu
  • Atatürk için sanatın ne olduğu ve ne olması gerektiği
  • Atatürk için sanatta beklenilen şeyin ne olduğu
  • Atatürk’ün sanat anlayışını dile getiren şair ve yazarların kimler olduğu
  1. Metinde düşünceyi geliştirme yollarından hangileri kullanılmıştır?
  • Örnekleme (Tevfik Fikret, Yahya Kemal isimleri verilerek)
  • Karşılaştırma (Sanatın amaçlarını anlatırken)
  • Somutlama (…aristokrasi rehavetine yastıklık etmesine cümlesinde vardır.) 
  1. Kültür, üzerinde uzlaşılmış tanımı olmayan kavramlardan biridir; zira her bilgi alanı mensubu onu kendi bulunduğu noktadan tarif etmiştir. (…) Ancak bu tariflerin büyük bir kısmı mutlaka iletişime, kültürün nesiller arasındaki aktarımla oluşmasına dikkat çekmişlerdir. Böylece birçok kültür kuramcısı dil ile kültür arasındaki ilişkiyi de açıklamaya çalışmıştır.

Çok kabaca, insan başarılarının tümü, diye tarif edebiliriz kültürü. İnsan toplulukları için kültürden söz edilmesini mümkün kılan ise önceki nesillerin başarılarını tevarüs edebilmesini, kendi nesildaşları (zamandaşları) arasında başarıların iletilip öğrenilmesini ve nihayet bunların hepsinin sonraki nesillere miras bırakılabilmesini sağlayan bir mekanizmaya sahip olmalarıdır ki, bu da “dil”dir.

Burada “dil”e dayanan bildirişimin iki boyutu ortaya çıkıyor: Bunlardan birincisi, toplumun zamandaş fertleri arasındaki yatay bildirişim boyutudur. İkincisi ise önceki nesillerin başarı birikimlerini tevarüs edebilmeyi mümkün kılan dikey bildirişim boyutudur. Diğer canlı türlerinin oluşturdukları yaşayış biçimleriyle karşılaştırıldığı zaman, bizim “kültür” dediğimiz ortamın oluşabilmesi için vazgeçilmez unsurun dilin nesiller arasındaki aktarımı mümkün kılan dikey bildirişim boyutu olduğu gözlenecektir.

Hayati Develi, Kültür ve Dil

Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri yukarıdaki parçadan hareketle uygun ifadelerle

doldurunuz.

 

a.Parçada KÜLTÜR ve DİL üzerinde durulmuştur.

b. Parçada kültürün DİL ÜZERİNDEN aktarımla oluşmasına dikkat çekilmiştir.

c. Parçada DİL , nesillerin başarılarının sonraki nesillere miras bırakılabilmesini sağlayan bir

mekanizma olarak görülmektedir.

ç. Parçaya göre dil, kültürün nesiller arasındaki aktarımını mümkün kılan DİKEY BİLDİRİŞİM boyutudur.

9.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı MEB Kitabı Cevapları  (Sayfa-43)

I. Bir dilin, yazılı kaynaklarla izlenebilen tarihî gelişimi içinde ayrılmış kollarıdır. (Yazı Dili)

II.Bir dilin, tarihî gelişimi içinde yazılı kaynaklarla izlenemeyen dönemlerinde ayrılmış kollarıdır. (Lehçe)

III. Ortak dilden ayrı olarak belirli toplulukların, ses, yapı, söz dizimi ve anlam bakımından farklılık            gösteren dili veya kelime dağarcığıdır. (Argo)

IV.Aynı meslek veya topluluktaki insanların ortak dilden ayrı olarak kullandıkları özel dil veya söz dağarcığıdır. (Jargon)

V. Bir dilin bir ülke sınırları içindeki farklı yerleşim bölgelerinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılaşan konuşma biçimidir. (Ağız)

Yukarıdaki açıklamalardan hangisi ayraç içinde verilen kavramla uyuşmamaktadır?

A) I. B) II. C) III.   D) IV.   E) V.

DOĞRUSU : ŞİVE

 

  1. Coğrafya, fizik, gökbilgisi, sosyoloji, psikoloji, tarih, arkeoloji, felsefe erişebildiği her kaynağa uzanır edebiyat yazarı. Belli sonuçları, bu sonuçlara götüren yöntemi halk için yorumlamak, halka açmakla görevlidir bu çeşit edebiyat. Halk diye nitelenenlerse, uzman olmayanların okuyucu çevresidir. Edebiyatta yapılan, bir dolaylamadır öyleyse. Bilgin önermelerini, bilimsel bir dildeki varsayımları, bilimce pekiştirmeleri, bilim yasalarını, tüm sorun-bağlamıyla, elden geldiğince anlayıp anlatmak, halkça anlaşılmalarını sağlamak için kolaylaştırmaktır edebiyatçının başarısı.

Nermi Uygur, İnsan Açısından Edebiyat

Bu parçada edebiyat-bilim ilişkisiyle ilgili nelere değinilmiştir?

  • Diğer bilim dallarının ilgilendiği kaynaklarla ilgilendiğine,
  • Diğer bilimleri halkın anlayacağı şekilde yorumlamasına ,
  • Coğrafya, fizik, gökbilgisi, sosyoloji, psikoloji, tarih, arkeoloji, felsefe gibi diğer bilimlerle halk yani uzman olmayan okuyucu kitlesi arasında köprü olduğuna değinilmiştir.

 

  1. Yıllar önce bir belediye kuruluşuna iletişim semineri vermem için davet edildim. Seminer salonunda oturma düzeni ‘U’ şeklindeydi ve ben ‘U’nun açık ucunda durarak semineri sunuyordum. “Günaydın arkadaşlar!’’ diyerek seminere başladım. Hiç kimse yanıt vermedi; ancak yüzüme ilgiyle bakmaya devam ediyorlardı.

Doğan Cüceloğlu, İletişim Donanımları

 

Bu parça iletişim unsurları bakımından değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

A) Kaynak: Konuşmacı

B) İleti: “Günaydın arkadaşlar!” ifadesi

C) Alıcı: Dinleyiciler

D) Kod: Türkçe

E) Bağlam: Oturma düzeni

9.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı MEB Kitabı Cevapları  (Sayfa-44)

  1. Aşağıda verilen tanılayıcı dallanmış ağaçtaki bilgilerden bazısı doğru, bazısı yanlıştır. İlk ifadeden başlayıp, cevap oklarını takip ederek doğru çıkışa ulaşınız.
  • Sanat metinleri okuyucuyu bilgilendirmek amacıyla oluşturulur. (Y)
  • Metinler, sanat metinleri (edebî metinler) ve öğretici (bilgilendirici) metinler olmak üzere ikiye ayrılır. (D)
  • İletinin özel bir tarzda düzenlenmiş hâline kanal denir. (D)

 5. ÇIKIŞ

İsterseniz diğerlerini de cevaplandıralım.

  • Sanat metinleri edebî bir heyecan uyandırmak, estetik zevk ve anlayış kazandırmak amacıyla yazılır. (D)
  • “Artık eskisi kadar iyi işitmiyorum. Ne diyorsun?” cümlesinde dil heyecana bağlı işlevde kullanılmıştır (Y)
  • Güzel sanatlar, işitsel (fonetik) ve görsel (plastik) sanatlar olmak üzere iki gruba ayrılır. (Y)
  • Bilimde öznellik, sanatta ise nesnellik söz konusudur. (Y)