Anadolu’da Türkçenin Gelişimine Katkı Yapan Eserler

İçindekiler

Anadolu’da Türkçenin Gelişimine Katkı Yapan Eserler

Türklerin 10. yüzyıldan itibaren İslâmiyet’i kabul etmesiyle birlikte din, dil ve kültür hayatlarında önemli değişiklikler olmuştur. Bu dönemde bilim dili olarak Arapça, edebiyat dili olarak da Farsça kullanılmaya başlanmıştır. Dil ve kültür alanındaki bu etkilenme sonucu Arapçadan Farsçadan dilimize pek çok sözcük ve kavram girmiştir. Ancak Türkçe bir taraftan da varlığını sür dürmüştür. Özellikle Karahanlılar Dönemi’nde, dil ve edebiyatımız açısından önemli sayılan eserler ortaya konmuştur.

KUTADGU BİLİG – Yusuf Has Hacip

  • 11.yüzyılda (1069-1070) Yusuf Has Hacip tarafından yazılmıştır. Kutadgu Bi-lig “Saadet veren bilgi, ilim” anlamına gelmektedir. Yapıt, her iki dünyada da mutluluğa kavuşmak için gidilmesi gereken yolu göstermektedir. Toplumsal bozuklukları düzeltecek, insanı mutlu edecek yolları bulmak; bu yolları dev­rin hükümdarına öğütler halinde göstermek için yazılmıştır.
  • Ahlak, dinin önemi, devlet idaresi gibi konulara da değinen öğretici ve öğüt verici bir yapıttır.
  • Olaylar, dört sembolik kişilikle anlatılmaktadır. Bu kişiler, kendi aralarında konuşarak gerçeklere varmaya çalışır. (Kün Togdı: Hükümdar, Doğruluk ve Adalet / Ay Toldı; Vezir, Mutluluk ve Baht / Ögdülmiş: Vezirin oğlu, Akıl ve Anlayış / Odgurmış: Vezirin kardeşi, Akıbet kavramlarını temsil eder.)
  • Mesnevi biçiminde, aruz ölçüsüyle 6645 beyit olarak yazılmıştır.
  • Yapıtta, ayrıca 173 tane de dörtlük vardır.
  • Hakaniye lehçesiyle yazılmıştır.
  • İslamiyet dönemi Türk edebiyatının ilk ürünüdür.
  • Siyasetname türünün Türk edebiyatındaki ilk ve en önemli örneğidir.

DİVANİ) LÜGATİT TÜRK – Kaşgarlı Mahmut

  • 11. yüzyılda (1072-1074), Kaşgarlı Mahmut tarafından, Araplara Türkçeyi öğ­retmek ve Türkçenin Arapça ile boy ölçüşebilecek düzeyde bir dil olduğunu kanıtlamak amacıyla yazılmıştır. Yapıt, bir sözlük olmanın yanında, İslamiyet öncesi Türk edebiyatını, tarihini, coğrafyasını, folklorunu, mitolojisini aydın­latan önemli bir kaynaktır.
  • Türk dilinin ilk sözlüğü olan yapıtta Araplara Türk dilini öğretmek amacı güdüldüğünden, yapıt Arapça olarak kaleme alınmıştır.
  • Türkçe sözcüklerin Arapça karşılıkları verilmiş ve bu karşılıklar halk dilin­den örneklerle desteklenmiştir.
  • Türk “sözlü edebiyatının yazıya geçen ilk örnekleri (koşuk, sagu, sav ve destan) bu yapıtta toplanmıştır.
  • Türk boylan ve Türk coğrafyası ile Türklerin örf ve gelenekleri üzerine önem­li bilgiler içermektedir.
  • Yapıtın sonuna, devrinin Türk dünyasını gösteren bir harita eklenmiştir.

ATABETÜ’L HAKAYIK – Edip Ahmet Yükneki

  • yüzyılda, Edip Ahmet Yükneki tarafından yazılmış bir ahlak ve öğüt kita­bıdır. “Hakikatler eşiği” anlamına gelmektedir. Yazara göre; bilgi, mutluluk yoludur. Allah, ancak bilgili olmakla bilinir; insanın kendisi de bilgi ile yükse­lir. Bilginin temeli olan akıl, insanın gerçek süsüdür, Bilgisiz insan hiçbir şey­dir, bir ölüdür. Birtakım ahlâkî öğütler vermek amacıyla yazılan yapıtta bilgi­nin faydası, bilgisizliğin zararı, dili tutmanın yararları, cömertliğin iyiliği, cim­riliğin kötülüğü, alçak gönüllü olmanın güzelliği, kibir ve ihtirasın çirkinliği gi­bi konular işlenmiştir. Eser, “Kutadgu Bilig”den çok daha İslâmidir; önce Allah’a, Peygamber’e ve Dört Halife’ye övgü ile başlaması, onun İslâm geleneğine daha çok girdiğini gösterir.
  • 40 beyit ve 101 dörtlükten meydana gelmiştir.
  • Giriş bölümü aruz ölçüsüyle ve gazel biçiminde (aa, ba, ca… uyak düzeniyle) oluşturulmuştur.
  • Asıl konuyla ilgili bölümler ve sonuç bölümü dörtlükler şeklinde yazılmış­tır.
  • Beyitle oluşturulan bölüm, Şehname vezninde yani aruzun “feulün feulün feulün feûl” kalıbıyla yazılmıştır.
  • Dörtlükler, manilerde olduğu gibi “aaxa” şeklinde kafiyelenmiştir.
  • Didaktik nitelikler ağır basmaktadır.
  • Yapıtta, Arapça ve Farsça sözcüklere ağırlık verilmesi, Arapça ve Farsçanın Türkçe üzerindeki etkisinin arttığının bir göstergesidir.
  • Hakaniye lehçesi ile yazılmıştır.

DİVAN-I HİKMET – Ahmet Yesevi

  • 12. yüzyılda, Ahmet Yesevi‘nin, “hikmet” adını verdiği, din ve tasavvufla ilgili şiirlerini topladığı yapıtıdır. Şiirlerini, yaşadığı bölgede İslâmiyet’i yeni ka­bul eden Türkler bulunduğundan, göçebe Türk halkının anlayabileceği tarz­da sade bir dille söylemiştir. Bu şiirler, Anadolu’da Tasavvuf edebiyatının ge­lişmesinde önemli rol oynamıştır. Hz. Muhammed’e (SAV) olan sevgisinden dolayı ondan uzun bir yaşam sürmeyi istememiş, Hz. Muhammed (SAV), 63 yaşında vefat ettiği için, o da 63 yaşına gelince kendisine yer altında bir hüc­re kazdırmış, kalan ömrünü orada geçirmiştir.
  • Şiirler, oldukça yalın bir halk diliyle oluşturulmuştur.
  • Dörtlüklerle ve hece ölçüsüyle söylenmiştir.
  • Dini ve tasavvufi düşünceleri yayma amaçlandığından; şiirlerde, sanatsal nitelik gözetilmemiştir.
  • Yapıtın yazılma amacı halka İslam esaslarını hikmetli bir şekilde öğretmek­tir.
  • Yapıtta; Allah’a bağlanmak, peygamber sevgisi, dervişlik üzerine övgüler, kıyamet günü, dünya işlerinden uzaklaşmak, İslam ahlakı ve ahiret gibi ko­nular işlenmiştir.