Warning: Use of undefined constant ‘WP_MEMORY_LIMIT’ - assumed '‘WP_MEMORY_LIMIT’' (this will throw an Error in a future version of PHP) in /home/dersimi3/public_html/wp-config.php on line 100

Warning: Use of undefined constant ’64m’ - assumed '’64m’' (this will throw an Error in a future version of PHP) in /home/dersimi3/public_html/wp-config.php on line 100

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/dersimi3/public_html/wp-config.php:100) in /home/dersimi3/public_html/wp-includes/feed-rss2.php on line 8
AYT Edebiyat Konuları – Dersimiz Edebiyat https://dersimizedebiyat.org Türk Dili ve Edebiyatı Dersi Kaynak Sitesi. Online Sınavlar Çıkmış Sorular Sınıf Konuları Wed, 28 Apr 2021 20:13:08 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.7.4 https://dersimizedebiyat.org/wp-content/uploads/2018/11/cropped-icon-32x32.png AYT Edebiyat Konuları – Dersimiz Edebiyat https://dersimizedebiyat.org 32 32 Türk Edebiyatında Romanların Yazarlar ve Kahramanların İsimleri https://dersimizedebiyat.org/turk-edebiyatinda-romanlarin-yazarlar-ve-kahramanlarin-isimleri.html Wed, 01 Jan 2020 21:01:51 +0000 https://dersimizedebiyat.org/?p=122148 ESER YAZAR KAHRAMANLAR Acımak Reşat Nuri Gûntekin Zehra Hanım,Teyfik Bey, Mürşit Efendi Aganta Burina Buraİnata Halikamas Balıkçısı Mahmut, Süleyman Kaptan, Kirpi Halil, Fatma, Hakkı Reis, Ayşe Ağrı Dağı Efsanesi Yaşar Kemal Sofi, Ahmet, Zindan Bekçisi Memo Akiğim Çocukları Nezihe Meriç Ali, Hüsün, Güzel Amerikan Sargısı Fakir Baykurt Temeloş, Devrimci Muhtar İzzet Anayurt Oteli Yusuf Atılgan Zebercet, Gelen kadın, Zeynep,Emekli, Subay, Öğretmen, Köylü Kestaneci, Tiyatrocu Kadın Ankara Yakup Kadri Karaosmanoğlu Selma Hanım, Nazif Bey, Murat Bey, Hakkı Bey, Neşet Sabit Bey Araba Sevdası Recaizade Mahmut Ekrem Bihtuz Bey, Perişev, Keşfi Bey Aşk-ı Memnu Halitaya Uşaklıgil Bihter, Behlül, Adnan Bey, Nihal, Hrdevs Hanım, Bülent, Beş» Ateşten Gömlek Halide Edip Adıvar Peyami, Cemal, Ayşe, İhsan, Mehmet Çavuş, Kezban Ayasli ve Kiracıları Memduh Şevket Esendal Ayaşlı İbrahim Efendi, Hasan Bey, Şefket Bey, Faika, Buharalı Abdulkerim, Bey,Turan Hanım , Şoför Fuat, Şefik Bereketli Topraklar Üzerinde Orhan Kemal İflahsızın Yusuf, Köse Hasan Bir Ak$amdı Peyaml Safa Kâmil, Meliha, Madam Bert, Kâmil, Ferdi Bir Avuç Gökyüzü Çetin Altan Kahraman isimleri belirtilmemiştir. (Yazar) Bir Gün Tek Başına Vedat Türkali Kenan, Günsel Bir Tereddüdün Romanı Peyami Safa Mualla, Raif Bey, Vîldan, Yazar Bu Bizim Hayatımız Refik Halil Karay Mazlum Sami, Husniye Canbaz Emine Işınsu Öksüz Selen, Sevim Cehennem Kraliçesi Selim İleri Korkut, Belkıs, Mehmet Cemile Orhan Kemal Cemile, Kâtip Necati Cemo Kemal Bilbaşar Cemo, Memo, Kevî Cezmi Namık Kemal Cezmi, Adil Giray, Penhan, Şehriyar Çalıkuşu Reşat Nuri Gûntekin Feride, Kamuran, Munise, Hayrullah Bey Damga Reşat Nuri Gûntekin Iffet,Vedia, Cemil Kerim Bey Devlet Ana Kemal Tahir Ertuğrul Gazi, Orhan Bey, Osman Bey, Devlet Halun, Mavto, Bacı Bey, Şövalye Notus Gladyus, Liva, Lotus, Kerim Çelebi, Nilüfer Sultan Devlet Kuşu Orhan Kemal Erol, Mustafa, Hülya, ZUlfikar Bey, Sülü, Çingene, Bayram, Aynur Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Peyami Safa Hasta Genç, Nüzhet, Doktor Ragıp, Paşa Dönemeç Tank Buğra Doktor Şerif, Handan, Cevdet Bey Dönüş Cengiz Dağcı Niyazi Dudaktan Kalbe Reşat Nuri Gûntekin Kenan Bey, Lamia, Vedat Bey El Kızı Orhan Kemal Kaynana Hacer, Nazan, Jale Mazhar, Nazan Eylül Mehmet Rauf Süreyya Bey, Suad Hanım, Necip, Hacer, Fatin Fahim Bey ve Biz Abdulhak Şinasi Hisar Fahim Bey, Saffet Hanım, Fatih – Harbiye Peyami Safa Neriman, Şinasi, Macil Faiz Bey, Fahriye

 

]]>
Türk Edebiyatında İlkler, Maddeler Halinde Türk Edebiyatındaki İlk Eserler ve Yazarları https://dersimizedebiyat.org/turk-edebiyatinda-ilkler-maddeler-halinde-turk-edebiyatindaki-ilk-eserler-ve-yazarlari.html Mon, 04 Feb 2019 18:37:23 +0000 http://dersimizedebiyat.org/?p=119783 TÜRK EDEBİYATINDA İLKLER

Alfabe: Göktürk Alfabesi

Yazar: Yollug Tigin

Şair: Aprın Çur Tigin

Türk adının geçtiği metin: Orhun Abideleri

En uzun Türk destanı: Kırgızların Manas Destanı

Siyasetname: Kutadgu Bilig

Mesnevi türünde yazılmış eser: Kutadgu Bilig

Sözlük: Kaşgarlı Mahmut’un “Divanü Lügati’t-Türk” adlı eseri

Divan sahibi sanatçı: Yunus Emre

Divan şairi: Hoca Dehhani

Çocuklar üzerine yazılmış eserler: Nabi‘nin “Hayriye” ve Sümbülzade Vehbi’nin “Lütfiye” adlı eserleri

Sebk-i Hindi tarzının temsilcisi: Naili

Tezkire: Ali Şir Nevai‘nin “Mecalis’ün Nefais” adlı eseri

Bibliyografya: Katip Çelebi’nin “Keşfi)’z-Zünun” adlı eseri

Hamse sahibi şair: Ali Şir Nevai

Süslü nesrin temsilcisi: Sinan Paşa

Matbaada basılan kitap: Vâni Efendi’nin Vankulu Lügati

Resmî gazete: 1831 ‘de çıkarılmaya başlanan Takvim-i Vekayi

Yarı resmî gazete: Ceride-i Havadis

Özel gazete: 1860’da çıkarılmaya başlayan Tercüman-ı Ahval

Noktalama işaretlerini kullanan sanatçı: İbra­him Şinasi

Çeviri roman: Yusuf Kamil Paşa‘nın, Faransız ya­zar Fenelon’dan çevirdiği “Telemak” adlı eser

Öykü denemesi: Emin Nihat’ın “Müsamerat-name” adlı eseri.

Yerli roman: Şemsettin Sami‘nin “Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat” adlı eseri

Fabl çevirisi yapan sanatçı: Şinasi

Makale: Şinasi‘nin “Tercüman-ı Ahval Mukaddi­mesi” adlı yazısı

Tiyatro: Şinasi‘nin “Şair Evlenmesi” adlı eseri

Atasözleri kitabı: Şinasi‘nin “Durub-ı Emsal-i Os­maniye” adlı eseri

Edebî roman: Namık Kemal‘in “İntibah” adlı eseri

Tarihî roman: Namık Kemal‘in “Cezmi” adlı eseri

Mizah dergisi: Teodor Kasap ve Namık Kemal‘in birlikte çıkardığı “Diyojen” adlı dergi

Sahnelenen tiyatro eseri: Namık Kemal‘in “Vatan yahut Silistre” adlı eseri

Batılı anlamda eleştiri: “Namık Kemal‘in “Tahrib-i Harabat” adlı eseri

Kadın romancı: Fatma Aliye

Antoloji: Ziya Paşa‘nın “Harabat” adlı eseri

Edebî tartışma: Ziya Paşa ile Namık Kemal ara­sında olmuştur.

Müslüman kadın oyuncu: Afife Jale

Adaptasyon (uyarlama) oyun yazarı: Ahmet Vefik Paşa

Pastoral şiir: Abdülhak Hamit Tarhan‘ın “Sahra” adlı şiiri

Kafiyesiz şiir: Abdülhak Hamit Tarhan‘ın “Vali­dem” adlı şiiri

Edebî öykü: Ahmet Mithat Efendi‘nin “Letaif-i Rivâyât” adlı eseri

Tarih ve coğrafya ansiklopedisi: Kamus’ul Alam

Köy şiiri: Muallim Naci‘nin “Köylü Kızların Şarkısı” adlı şiiri

Psikolojik roman denemesi: Nabizade Nazım‘ın “Zehra” adlı eseri

Köy romanı: Nabizade Nazım‘ın “Karabibik” adlı eseri

Gerçekçi öykü: Samipaşazade Sezai’nin “Küçük Şeyler” adlı eseri

Realist roman: Recaizade Mahmut Ekrem‘in “Ara­ba Sevdası” adlı eseri

Aruz ölçüsüyle yazılan tiyatro: Abdülhak Hamit Tarhan‘ın “Eşber” adlı eseri

Hece ölçüsüyle yazılan tiyatro: Abdülhak Hamit Tarhan’ın “Nesteren” adlı eseri

Edebî topluluk: Serveti-i Fünun

Batılı anlamda roman: Halit Ziya Uşaklıgıl’in “Mai ve Siyah” adlı eseri

Mensur şiir yazan şair: Halit Ziya Uşaklıgil

Psikolojik roman: Mehmet Rauf‘un “Eylül” adlı eseri

Anjanbmanı (anlamın dizede bitmemesi ve di­ğer dizelerde devam etmesi) kullanan sanatçı:Tevfik Fikret

Serbest müstezadı aruzla deneyen şair: Tevfik Fikret

Çocuklar için yazılmış şiir kitabı: Tevfik Fikret‘in “Şermin” adlı eseri

Edebî bildiri ile yayın hayatına giren edebiyat topluluğu: Fecr-i Ati

Batılı anlamda edebiyat tarihçisi: Fuat Köprülü

Fıkra yazarı: Ahmet Rasim

Dilde sadeleşmeyi savunan yayın organı: Genç Kalemler dergisi

Sosyolog: Ziya Gökalp

Serbest vezni kullanan sanatçı: Nazım Hikmet

Yazıya geçirilen masallar: Billur Köşk Masalları

En uzun süreli edebiyat dergisi:  1933 yılında çıkmaya başlayan Varlık Dergisi

İç monolog tarzı yazılmış roman: Adalet Ağaoğlu‘nun “Bir Düğün Gecesi” adlı eseri

Post modern roman: Oğuz Atay‘ın “Tutunamayanlar” adlı eseri

Yerli   çizgi   roman:   Türk  Kahramanı   Köroğlu (1953).

Çocuklar için çizgi roman: Kara Maske (1943).

Hikâyelerinde gerçek anlamda Anadolu’yu iş­leyen sanatçı: Refik Halit Karay

Çocuk romanı: Mahmut Yesari’nin “Bağrı Yanık Ömer” adlı eseri

Çocuk dergisi: Mümeyyiz (1869-1870)

Kabare tiyatrosu: Haldun Taner‘in “Devekuşu Ka­bare Tiyatrosu” (1962)

Kadın opera sanatçısı: Semiha Berksoy

]]>
Dünya Edebiyatında İkler https://dersimizedebiyat.org/dunya-edebiyatinda-ikler.html Mon, 04 Feb 2019 18:23:06 +0000 http://dersimizedebiyat.org/?p=119781 DÜNYA EDEBİYATINDA İLKLER

  • Hikâye: Boccacio’nın “Decameron” adlı eseri
  • Deneme: Montaigne’in “Denemeler” adlı eseri
  • Modern  roman:  Cervantes’in  “Don  Kişot” adlı eseri
  • Realist roman: Gustave Flaubert’in “Mademe Bo-vary” adlı eseri
  • Komedi türünün temsilcisi: Aristophanes
  • Trajedi türünün temsilcisi: Aiskhylos
  • Fabl örneği: Hint edebiyatından Arapçaya “Kelile ve Dimne” adıyla çevrilen “Pança Tantra” adlı eser
  • Türk masallarını derleyen:   Macar bilim adamı Ignacz Kunoş
]]>
Günlük,Günlük Nedir,Günlüklerin Özellikleri,Günlük Yazarları,Günlükler Hakkında Bilgi,Günce Nedir,Günce Yazarları https://dersimizedebiyat.org/gunlukgunluk-nedirgunluklerin-ozelliklerigunluk-yazarlarigunlukler-hakkinda-bilgigunce-nedirgunce-yazarlari.html Mon, 06 Nov 2017 19:03:13 +0000 http://dersimizedebiyat.org/?p=118034  GÜNLÜK (GÜNCE)

Yaşanan olayların, o olayla ilgili izlenimlerin günü gü­nüne yazıldığı yazı türüne veya bu yazıları içine alan esere günlük (günce) denir.

Suut Kemal Yetkin, günlüğü şu şekilde açıklar: “İnsa­nın içini dökmeden edemediği dakikalar olur. Bir dost, bu dakikalarda erişilmez bir değer kazanır. Ama her şey bir dosta, söylenemez ki! Onun için, hele bir insan yazarsa, içinin gizli kıvrımlarını görmesini biliyorsa, masasının başına geçip kalemi eline almadan ede­mez, işte günlük dediğimiz yazarın kendi kendisiyle al­çak sesle konuşmasından doğmuştur.”

Günlüklerde, yazının kaleme alındığı tarih ve yer belir­tilir. Olaylar üzerinden zaman geçmeden, sıcağı sıca­ğına yazıldığı için günlüklerde olayların tüm ayrıntıları yer alır.

Günlük yazan kişi, gözlemlerini, duygularını ve düşün­celerini içinden geldiği gibi, doğal bir anlatımla dile getirir. Günlüğü yazan kişi, yazdıklarının bir başkası ta­rafından okunma ihtimalini düşünmediği için yazıların­da içtendir. Bu içtenlik, yazısına da yansır. Bunun so­nucu olarak, yazarın hayatından izler taşıyan günlük­lerde yazarın kişiliği, görüşleri ve ruhsal yapısıyla ilgili bilgilere ulaşılır.

Günlükler, roman ve hikâye için ilham kaynağı olmuş, bunun sonucu olarak bazı hikâye ve romanlarda “günlük” bir anlatım biçimi olarak kullanılmıştır.

Günlüklerin anıdan ayrılan yönü, olayın üzerinden zaman geçmeden, hemen yazılmasıdır. Anı ise olayların üzerinden zaman geçtikten sonra yazılır.

 

Günlük Türleri

a. İçe dönük günlükler: Bu tür günlüklerde gün­lük yazarı, gözlerini kendi içine çevirir, kendini tanıma­ya çalışır. Bu günlüklere özel günlük diyenler de vardır. Yazar, okuduğu bir kitaptan, bir dostundan ya da arka­daşından bile söz ederken sürekli olarak kendini öne çıkarır. Yazar, en önemli sırlarını bile açıklar bu tür gün­lüklerde.

Rus yazar Puşkin’in “Gizli Günce”si, Nurullah Ataç’ın günlükleri bu türe örnek olarak gösterilebilir.

Kafka’nın günlüğünden alınan aşağıdaki metinde içe dönük günlük özelliği vardır:

“Onurunu korumaya çabalayan bir ihtiyarım ben… Başkalarının çocuklarına imrenen, ama kendisi evlat­tan ve o yüzden hayatın gerçeğinden yoksun kalmış, sadece elle tutulur bir bedeni ve kafası olan, alnını da duvardan duvara vuran bir ihtiyar…”

(Kafka)

Bunların yanında bir edebî eserin oluşum ve gelişimiy­le ilgili günlükler vardır. Bu günlükler de içe dönük günlük olarak değerlendirilmektedir. Burada yazar, eserinin oluşum sürecindeki gelişmeleri, eserini oluş­tururken yaşadığı yaratma sancısını, eseriyle ilgili olan endişelerini ve çalışma yöntemini günü gününe kale­me alır. Bu günlükler içtenliğin ağır olduğu günlükler­dir. Andre Gide’nin “Kalpazanlar”, Thomas Mann’ın “Doktor Faustus” üzerine yazdıkları bu tür günlüğün örneklerindendir.

Aşağıdaki metin, Oğuz Atay’ın romanını oluştururken günlüğüne aldığı notlardan bir bölümdür. Bu günlük metni romanın kurgu sürecinin açıklanması adına gü­zel bir örnektir:

“(…) Hikmet ve Sevgi’nin hikâyesinde, daha çok Hik­met anlatacak. Sevgi’nin konuşmalarını hatırlayacak. Çocuklukları, aileleri, yaşadıkları ortam ve birbirleriyle karşılaşmadan önceki düşünceleri ortaya çıkacak. Şe­hir ve yer isimleri gene uydurma olmalı. Taşrada yetiş­miş olacak ikisi de. Aileleri arasında benzerlikler var.

(Oğuz Atay)

 

b. Dışa dönük günlükler: Yazarın dönemin olayla­rını veya sanat – edebiyat adamlarını anlattığı günlükler­dir. Bu tür günlüklerde yazar kendisinden çok, döne­minden olaylardan, sanat ve edebiyat dünyasındaki gelişmelerden haber verir. Bu nedenle bu tür günlük­lerden belge olarak da yararlanılabilir. Bu günlüklerde eleştirel bakış açısı ve alaycı bir üslup görülebilir.

Tomris Uyar’ın günlükleri dışa dönük günlüğe örnektir. Tomris Uyar, günlüklerinde yaşadığı hayatın kesitlerini, çeşitli konulardaki izlenimlerini öykü tekniği ve zengin betimlemeler aracılığıyla günlüğüne yansıtmıştır.

“Kınalar köyüne giderken bir boğaz vardır. Her yaz bir kere uğramadan edemediğim bir yer, bir çeşit “yılın ni­rengi noktası” benim için. Bu yıl bahar selleri yüzün­den suları artmış boğazın. Eskiden üstüne çöktüğü­müz taşlar, arkasında giyinip soyunduğumuz çınar, silinip gitmiş. Su, kayaları tarayarak inmiş aşağılara, ko­ca parçalar kopararak tabanına yığmış, ağaçları kökle­rinden söküp ters çevirmiş.”

(Tomris Uyar)

 

Günlük Türünün Tarihsel Gelişimi

Günlük türünü tarihte ilk defa Romalılar kullanmıştır. “Commentari” adıyla anılan bu günlüklerin edebî de­ğeri yoktur. Günlükler edebî değer kazanmaya Röne­sans’ın sonlarına doğru başlamıştır. 19. yüzyılda ro­mantizm akımının etkili olduğu döneminde edebî nite­liği olan günlükler, yaygınlaşmaya başlamıştır. Kafka, Andre Gide, Puşkin gibi yazarlar günlük türünde eser vermiştir.

Edebiyatımıza Batı’daki anlamıyla günlük Tanzimat’tan sonra girmiştir. Türkçede yayımlanmış ilk günlük, Ali Bey’in “Seyahat Jurnalidir. Ali Bey’in Seyahat Jurnali’nden sonra Batılı anlamıyla günlük niteliği olan eser, Şair Nigar Hanım’ın günlüğüdür. Ahmet Refik’in “Kaf­kas Yollarında” adlı seyahat günlüğü bu türdeki bir başka eserdir.

 

Günlük türünde eser vermiş sanatçılar ve eserleri şunlardır:

Oğuz Atay, “Günlük”;

Nurullah Ataç; “Günce”, “Uçuş Günlüğü”, “Gazi Günlüğü”, “Avusturya Günlüğü”;

Sa­lah Birsel, “Günlük”, “Kuşları Örtünmek”, “Nezleli Kar­ga”, “Bay Sessizlik”, “Aynalar Günlüğü”;

Oktay Akbal, “Geçmişin Kuşları”, “Anılarda Görmek”;

Tomris Uyar, “Gündökümü”, “Sesler, Yüzler, Sokaklar”, “Günlerin Tortusu”;

Cahit Zarifoğlu, “Yaşamak”…

 

]]>
Biyografi,Biyografi Türü,Biyografi Nedir,Biyografi Özellikleri,Biyografi Çeşitleri,Biyografi Hakkında Bilgi,Biyografi Yazarları https://dersimizedebiyat.org/biyografibiyografi-turubiyografi-nedirbiyografi-ozellikleribiyografi-cesitleribiyografi-hakkinda-bilgibiyografi-yazarlari.html Tue, 10 Oct 2017 20:37:05 +0000 http://dersimizedebiyat.org/?p=117885  BİYOGRAFİ

Kültür, sanat, siyaset gibi alanlarda tanınmış kişilerin hayatlarını, neler yaptıklarını, ülke ve dünya insanlığı­na neler kazandırdıklarını, önemli başarılarını bütünüy­le kronolojik olarak anlatan yazılara biyografi (yaşam öyküsü) denir.

Kültür, sanat, siyaset gibi alanlarda tanınmış kişilerin yaşam hikâyesini kendisinin anlattığı eserlere ise oto­biyografi (öz yaşam öyküsü) denir.

Biyografilerde sözü edilen kişi bütün yönleriyle ayrıntılı biçimde tanıtılır, kişilik yapısını belirleyen özellikler verilir.

Biyografinin temelini bir kişinin hayat hikâyesi oluştur­duğu için bu türde öyküleyici anlatımdan yararlanılır.

Biyografi, uzun bir ön çalışmanın ardından yazılabilir. Hayat hikâyesi yazılacak kişiyle ilgili kaynaklar, belge­ler toplanır. Onun mektuplarından, günlüklerinden, anılarından, o kişiyi tanıyanlardan yararlanılır.

Sıradan kişilerin biyografisi yazılmaz. Yaşamlayla okurların ilgisini çekebilecek; siyasal, toplumsal, kültü­rel, yazınsal etkinliklere katılmış ya da eserleriyle, çalışma ve buluşlarıyla dönemlerini etkilemiş kişilerin biyografileri yazılır.

Biyografiler; eleştiri, edebiyat tarihi ve tarih için kaynak niteliğindedir.

Bir kişiyle ilgili ayrıntılı biyografi kitapları olduğu gibi, birden çok kişiyle ilgili genel biyografi eserleri de var­dır. Antolojilerde, ansiklopedilerde, yıllıklarda birden çok kişinin biyografileri kısaca verilir. Ayrıca yazarın ki­tabının başında veya arka kapağında yer alan biyogra­filer de vardır. Bunlar genellikle kısadır. Bu biyografiler­de doğum (ölüm) tarihleri, doğum yerleri, bitirdikleri okullar, çalıştıkları işler, yazdıkları eserler ve önemli ba­şarıları verilir.

 

Biyografi Türleri

Biyografiler içeriklerine göre türlere ayrılır:

a.  Evrensel biyografi: Her dönem, her meslek ve milletten kişilerin biyografilerinin verildiği eserlerdir.

b.  Ulusal biyografi: Bir millete ait kişilerin biyogra­filerinin verildiği eserlerdir.

c.  Bölgesel biyografi: Bir bölgeye mensup kişilerin biyografilerinin toplandığı eserlerdir.

d.  Meslekî biyografi: Belli bir mesleğe mensup ki­şilerin yer aldığı biyografilerdir.

e. Dönem biyografisi: Belli bir dönemde yaşayan­ların hayat hikâyelerinin verildiği biyografilerdir. Dö­nem biyografisine çağdaş insanların yer aldığı “Kim Kimdir?” adlı eseri gösterebiliriz.

 

Biyografiler yazım tekniğine göre de sınıflandırılabilir:

a.  Bilimsel biyografi: Biyografisi yazılan kişinin do­ğumunun, öğreniminin, çalışma hayatının, eserlerinin kronolojik bir sıra içerisinde sistematik olarak verildiği bi­yografilere bilimsel biyografi denir. Bu biyografide sözü edilen kişinin yaşam hikâyesi alt başlıklar hâlinde anlatı­lır. Yaptığı yenilikler, başarıları, eserleri, eserlerinin özellik­leri belgelere ve araştırmalara dayalı olarak sunulur.

Mehmet Kaplan’ın, Tevfik Fikret -Devir-Şahsiyet-Eser” adlı çalışması bilimsel biyografi türünün bir örneğidir.

b.  Biyografik roman: Hakkında bilgi verilen kişinin hayatını bir roman tekniğiyle anlatan eserlere biyogra­fik roman denir. Biyografik romanlarda kişinin ruhsal ve fiziksel özellikleri, düşünceleri, duygulan ve davra­nışları gibi pek çok değişik özellikleri ayrıntılı olarak ve­rilir. Bir anlamda onun portresi çizilir.

Buna örnek olarak M. Emin Erişirgil’in Mehmet Akif, “İslamcı Bir Şairin Romanı”, Tahir Alangu’nun Ömer Seyfettinadlı eserleri verilebilir. Ayrıca Oğuz Atay‘ın “Bir Bilim Adamının Romanı” adlı romanı da bu türün en iyi örneklerindendir.

 

c. Nekroloji: Ölen ünlü bir kişinin ölümünün ardından genellikle gazete ve dergilerde yakın çevresinde yer alan sanatçıların onun üstün niteliklerini, çalışmalarını ve diğer özelliklerini anı üslubuyla anlatıldığı yazılardır.

Bu tür yazılara örnek olarak Yahya Kemal’in ölümün­den sonra kaleme alınmış şu yazıları verebiliriz: Vehbi Cem Aşkun, “İstanbul Aşığını Kaybetti”; Nimet Behsuz, “Büyük Şairin Arkasından”; Cenap Gedikoğlu, “Bir Dev Şair Göçtü”

 

Biyografi Türünün Tarihsel Gelişimi

Biyografi türünün ilk büyük yazarı, eski Yunan edebi­yatından Plutarkhos’tur. Türk edebiyatında biyografi türünden yazılara eskiden tercüme-i hâl denirdi. Divan edebiyatındaki şairlerin hayatları ile ilgili bilgiler veren şuara tezkireleri de bi­yografi örnekleridir.

İlk Türkçe şuara tezkiresi, 15. Yüzyılda Çağatay saha­sında eser veren Ali Şir Nevaî’nin kaleme aldığı “Mecâlisü’n-Nefâis”tir. Anadolu’daki ilk tezkireyi ise 16. yüzyılda Sehi Bey, “Heşt Behişt adlı eseriyle vermiştir.

 

Biyografi türünde eser veren yazarlardan bazıları ve eserleri:

Bursalı Tahir Bey, ”Osmanlı Müellifleri;

Mithat Cemal Kuntay, “İstiklâl Şairi Mehmet Akif Ersoy”;

Abdülhak Şinasi Hisar, “Yahya Kemal’e Veda”;

İbrahim Alaattin Gövsa, “Meşhur Adamlar Ansiklopedisi”;

Behçet Necatigil, “Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü”

]]>
Gezi Yazısı,Gezi Yazıları,Gezi Yazılarının Özellikleri, Gezi Yazıları Hakkında Bilgi,Gezi Yazısı Yazan Yazarlar https://dersimizedebiyat.org/gezi-yazisigezi-yazilarigezi-yazilarinin-ozellikleri-gezi-yazilari-hakkinda-bilgigezi-yazisi-yazan-yazarlar.html Tue, 10 Oct 2017 20:24:06 +0000 http://dersimizedebiyat.org/?p=117882  GEZİ YAZISI

Bir yazarın yurt içinde veya yurt dışında gezip gördü­ğü yerlerle ilgili izlenimlerini, duyduklarını aktardığı ya­zılardır. Gezi yazılarına seyahatname de denir.

Bu tür yazılar; gezilip görülen yerlere ilişkin bilgi ver­mek, o yerlerin güzelliklerini ve görülmeye değer yan­larını göstermek amacı taşır. Bu türde bir yazı okuyan kişi, anlatılan yerler hakkında bilgi sahibi olur.

Gezi yazılarında gezilen yerlerin sadece doğal güzel­likleri değil, tarihî gelenekleri ve zevkleriyle ilgili bilgiler de verilir. Bu nedenle gezi yazıları, birçok bilim dalı için kaynak niteliği taşır. Seyahatnameler; tarih, coğrafya, toplum bilimi (sosyoloji), hukuk vb. bilimlerin yardımcı kaynaklarından biridir.

Gezi yazılarında anlatılanlar hayal ürünü değil, gerçek­tir. Yani gezi yazıları kurmaca metinlerden değildir. Gezi yazıları kuvvetli bir gözlem gücüne dayanır. Yazar; gör­düklerine, izlenimlerine yorumlarını da katabilir. Bu tür yazılarda görülenler yanında duyulanlara da yer verilir.

Eskiden, sadece insanların gidemediği, ulaşamadığı yerler hakkında yazılar yazılır; bu yerlerin doğası tanıtılırdı. Bugün ise daha çok, insanların gezilen yerlerde­ki değişik yaşayış biçimleri de tanıtılmaktadır.

Bir gezi yazısının okunabilirliği, okuyanların anlatılan yerleri gezip görme isteği uyandırmasına bağlıdır.

Gezi yazıları akıcı ve anlaşılır bir dille yazılmalıdır. Sü­rükleyici bir anlatımı olmalıdır bu yazıların. Okuyucu için sıradan olanları değil, ilginç olanları anlatmalıdır. Bu yazıları kaleme almada gözlem gücü ve ayrıntıları seçme işi önemlidir. Çünkü yazarın, ilginç olanları, hal­kın yaşayışı, gelenek ve görenekleri, doğa güzellikleri, insanın doğaya eklediği güzellikleri vb. seçebilmesi için güçlü bir gözlem yapması gerekir.

 

Gezi Yazısı Türünün Tarihsel Gelişimi

Dünya edebiyatında bu türde eser verenlerin başında Herodotos, Venedikli tacir Marko Polo ve Arap gezgin İbn-i Batuta gelir.

16. yüzyılda Bâbür Şah’ın Doğu Türkçesiyle yazdığı Bâbümâme”si ve Şeydi Ali Reis’in “Miratü’l Memalik” adlı eserleri gezi türünün ilk örnekleri kabul edilir.

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi ve 28 Mehmet Çelebi’nin Sefaretname”si de gezi türünün örneklerindendir.

 

Tanzimat’tan sonra bu türde eser veren sanatçılar ve eserleri:

Ahmet Mithat, ‘Avrupa’da Bir Cevelan”;

Cenap Sahabet­tin, “Hac Yolunda”, “Afak-ı Irak”, “Avrupa Mektupları”;

Ah­met Haşim, “Frankfurt Seyahatnamesi”;

Falih Rıfkı Atay, “Taymis Kıyıları”, “Bizim Akdeniz”, “Denizaşırı”;

Reşat Nuri Güntekin, “Anadolu Notları”;

Ahmet İhsan Tokgöz, “Avrupa’da Ne Gördüm”;

Haldun Taner, “Düşsem Yollara Yollara”…

]]>
Anı,Anı Türü,Anı Türü Nedir,Anı Hakkında Bilgi,Anı Yazarları,Anıların Özellikleri https://dersimizedebiyat.org/aniani-turuani-turu-nedirani-hakkinda-bilgiani-yazarlarianilarin-ozellikleri.html Tue, 10 Oct 2017 20:15:14 +0000 http://dersimizedebiyat.org/?p=117878  ANI (HATIRA)

Bir yazarın, başından geçen ya da tanık olduğu olay ve olguları bilgilerine, gözlemlerine dayanarak anlattı­ğı yazı türüne anı (hatıra) denir. Anılar yaşanan olayla­rın üzerinden belli bir zaman geçtikten sonra yazılır. Anıda, kişinin hayatının belli bir süreci anlatılır.

Anılar, çoğu zaman, onları yazan kişinin de karışıp rol aldığı gerçek olaylara dayanan yazılardır. Bu nedenle anının anlatımı birinci kişinin ağzından yapılır. Anılarda üzücü, sevindirici veya düşündürücü olaylar bulunabi­lir. Anlatım, olayın bu niteliğine de uygunluk gösterir. Yani üzücü bir olay, güldürücü bir anlatımla verilmez.

Tanınmış sanat, düşünce, bilim ve siyaste adamlarının anıları, onların yaşamlarını ve dönemlerini aydınlatma­sı bakımından çok önemlidir.

Anı, edebiyat türleri içinde en içten olanlarından biridir. Yaşanmakta olanı değil; yaşanmışı konu alır. Tarihsel gerçeklerin öğrenilmesine katkı yapar, tarihçilere ışık tutar. Tanınmış bilim, sanat ve politika adamlarının ya­şamlarını, çalışma ve araştırmalarını aydınlatır. Yazarın, unutulmasını istemediği gerçekleri kalıcı kılar.

Bu çeşit yazılarda, gelecek kuşaklara ders vermek, tarih ve kamuoyu karşısında hesaplaşmak amacı da vardır.

Anı geçmişe dönüktür. Anının öznel yanı varsa da, bu öznelliği, tarihsel gerçekleri bozmayacak bir nesnellik içinde, toplumsal bir yaklaşımla verir.

Anı yazarı kendi belleğiyle yetinmez; kimi belgelerden ve görgü tanıklarından da yararlanır. Anılar içeriklerine göre siyasi anılar, edebî anılar, sos­yal anılar ve askerî anılargibi türlere ayrılır.

 

Anı (Hatıra) Türünün Tarihsel Gelişimi

Edebiyatımızda anının geçmişi ilk yazılı metinlere ka­dar uzanır. İslâmiyet Öncesi dönemde yazılan Göktürk Yazıtları’nı edebiyatımızın ilk anı örnekleri saymak mümkündür. Ebulgazi Bahadır Han’ın 17. yüzyılda yazdığı “Şecere-i Türk” adlı eseri anı türündedir.

Osmanlı İmparatorluğunda devletin resmî tarihçileri olan vak’anüvislerin eserlerinde (vak’aname) anı nite­liği taşıyan metinlere rastlanır. Ayrıca sefaretnameler, özellikle Fransa ve Avusturya sefaretnameleri başta ol­mak üzere, anı özelliği taşır.

Anı türü, edebiyatımızda Tanzimat’la birlikte canlılık ka­zanır. İlk anı Akif Paşa’nın Tabsıraadlı eseridir. Ziya Paşa’nın Defter-i Amal”, Namık Kemal’in Magosa Hatıraları“, Ahmet Mithat Efendi’nin Menfa“, Muallim Naci’nin Ömer’in Çocukluğuadlı eserleri Tanzimat döneminde yazılan anı türünde eserlerdir.

 

Anılarını yazmış pek çok yazarımız vardır. Bunlar­dan bazıları ve eserleri şunlardır:

Ahmet Rasim, “Eş-kâl-i Zaman”, “Falaka ve Gecelerim”;

Halit Ziya Uşaklıgil, “Kırk Yıl”, “Saray ve Ötesi”;

Hüseyin Cahit Yalçın, “Edebî Hatıralar”;

Ruşen Eşref Ünaydın, Atatürk’ü Özleyiş”;

Falih Rıfkı Atay, “Çankaya”;

Yakup Kadri Karaosmanoğlu, “Gençlik ve Edebiyat Hatıraları”;

Yahya Kemal Beyatlı, “Çocukluğum, Gençliğim, Siyasî ve Edebî Hatıralarım”;

Yusuf Ziya Ortaç, “Portreler”;

Samet Ağaoğlu, “Babamın Arkadaşları”;

Oktay Akbal, “Şa­ir Dostlarım”;

Salâh Birsel, “Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu”;

Falih Rıfkı Atay; “Çankaya”, “Zeytindağı”;

Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Zoraki Diplomat”;

Halide Edip Adıvar, “Türk’ün Ateşle İmtihanı”, “Mor Salkımlı Ev”…

]]>
Makale,Makale Türü,Makale Nedir,Makalenin Özellikleri,Makale Çeşitleri,Makale Hakkında Kısa Bilgi https://dersimizedebiyat.org/makalemakale-turumakale-nedirmakalenin-ozelliklerimakale-cesitlerimakale-hakkinda-kisa-bilgi.html Tue, 10 Oct 2017 20:05:06 +0000 http://dersimizedebiyat.org/?p=117875  MAKALE

Bilim, sanat, kültür, fen konularıyla siyasal, ekonomik ve toplumsal konuları açıklayıcı veya yorumlayıcı nite­liği olan gazete veya dergi yazısına makale denir.

Makale, herhangi bir konuda bir düşünceyi, bilgiyi sa­vunmak ve kanıtlamak amacıyla yazılır. Sanat, kültür, spor, tarih, bilim, felsefe, siyaset, din gibi konularda ya­zılabilir. Üzerinde durulan konu bilimsel bir yaklaşımla derinlemesine incelenir. Nesnel anlatım ağırlıkta olduğu için kişisel yargılardan uzak durulur. Bilgi ve düşüncele­ri başkalarına aktarmak amaçlandığı için ağırbaşlı, kolay anlaşılır, yalın, pürüzsüz ve sağlam bir dil kullanılır. Ma­kalede amaç, bir konuda bilgi vermek, bir düşünce ya da konuya açıklık getirmek, yeni bir görüşü kanıtlarıyla

birlikte ileri sürmektir. Öne sürülen düşünceyi kanıtla­mak için bilimsel belgelerden, anket sonuçlarından, ista­tistik verilerinden vb. yararlanılır. Bunun için sağlam, güçlü kanıtlar gösterilmesi gerekir.

Öğretici, bilgilendirici bir düşünce yazısı olduğu için makalede daha çok açıklayıcı, örneklendirici, tanık gösterici anlatım türlerinden yararlanılır. Temeli düşün­ceye dayanan makale daha çok, gazete ve dergilerde yayınlanır. Hatta makale, edebiyatımıza gazeteyle girmiş bir türdür. Şinasi‘nin yazdığı Tercüman-ı Ahval Mukad­dimesiedebiyatımızdaki ilk makaledir.

Makale Türleri

a.  Gazete makaleleri: Sosyal, siyasi ve toplumsal sorunlar gibi günlük olaylarla ilgili olduğu için bu tür ma­kalelerde uzmanlık aranmaz. Konu ile ilgili bilgisi olan herkes yazabilir. Sade, akıcı, samimi bir dil kullanılır.

b.  Dergi makaleleri: Bu tür makalelerin konusunu akademik konular oluşturur. Bu tür makaleleri yazmak için o konuda uzman olmak gerekir. Bu makalelerde daha bilimsel ve terimlerle yüklü bir anlatım görülür.

]]>
Röportaj,Röportaj Nedir,Röportaj Türü,Röportaj Hakkında Kısa Bilgi,Röportaj Yazarları,Röportajın Özellikleri https://dersimizedebiyat.org/roportajroportaj-nedirroportaj-tururoportaj-hakkinda-kisa-bilgiroportaj-yazarlariroportajin-ozellikleri.html Tue, 10 Oct 2017 17:34:30 +0000 http://dersimizedebiyat.org/?p=117873  RÖPORTAJ

Bir doğrunun, bir gerçeğin; araştırmanın, inceleme, gezip görme ya da soruşturma yoluyla yansıtıldığı ya­zı türüdür. Dergi ve gazete yazısıdır.

Röportaj çok yönlü, çok boyutlu bir yazı niteliği taşır. Öyküsel bir anlatımdan yararlanılır. Röportajda okuyu­cu yaşamın içine çekilir, röportajın yansıttığı doğrular­la, gerçeklerle yüz yüze getirilir. Yazar, anlattıklarına okurlarını inandırmak için kişi, eşya, eser ya da yer ile ilgili yaptığı incelemeleri fotoğraflarla süsler. Röportaj yazarı, önce konuyu iyice öğrenir, konuyla ilgili gerek­li incelemeler yapar, belgeler toplar ve yazısında bun­lardan yararlanır. Yazının sonuna kendi izlenimlerini ve düşüncelerini de ekler. Bu yüzden röportajda öznellik hâkimdir.

Olaylar, birinci tekil kişi ağzından anlatılır.

Okuru yaşamla, yaşamın özüyle karşı karşıya getirme röportajların belirleyici bir niteliğidir. Bu yönüyle röpor­taj ne bir roman, ne bir öykü ne de bir oyundur. Gaze­teciliğin önemli bir dalıdır. Bilgiyi, haberi, gerçeği açık, yalın, çarpıcı bir dille okura ileten bir yazı türüdür.

Röportaj, gazeteciliğin ve televizyonculuğun gelişme­si ile ortaya çıkmıştır. Gazetecilerin yoğun olarak yarar­landığı bir türdür.

Dünya edebiyatında; Jack London, Hemingway röpor­taj örneği vermiş sanatçılardır. Türk edebiyatında özel­likle Yaşar Kemal, röportaj türünde önemli örnekler vermiştir. Ayrıca Fikret Otyam, Mete Akyol, Dursun Ak­çam da röportaj örneği vermiş yazarlardır.

]]>
Eleştiri,Eleştiri Nedir,Eleştiri Türü,Eleştiri Türünün Özellikleri,Eleştiri Hakkında Kısa Bilgi,Eleştiri Çeşitleri https://dersimizedebiyat.org/elestirielestiri-nedirelestiri-turuelestiri-turunun-ozelliklerielestiri-hakkinda-kisa-bilgielestiri-cesitleri.html Tue, 10 Oct 2017 17:27:25 +0000 http://dersimizedebiyat.org/?p=117871 Eleştiri, Eleştiri Nedir, Eleştiri Türü, Eleştiri Türünün Özellikleri, Eleştiri Hakkında Kısa Bilgi, Eleştiri Çeşitleri

Bir edebiyat veya sanat eserini iyi ve kötü yönleriyle değerlendirerek anlaşılmasını sağlamak amacıyla ya­zılan yazı türüne eleştiri denir. Eleştiri, kendine özgü yasaları, ilke ve kuralları olan yazınsal bir türdür.

Eleştiri yazarına eleştirmen denir. Her okur, okuduğu yapıtı “sıkıcı”, “sürükleyici”, “etkileyici”, “iç açıcı”, “ku­ru”, “çarpıcı”… gibi nitelendirmelere bağlarken eleşti­rel bir etkinlik içindedir. Bu tür yüzeysel değerlendir­meler yapana eleştirmen denmez.

Bu işi yapanlara eleştirmen denmesi için onun, bunu sürekli iş edinmesi, eserleri değerlendirmek ve açıkla­mak için gösterdiği etkinliği yaklaştırmasına bağlıdır. Herkes eleştiri yazamaz. Eleştiri yazan kişi, eleştiri yaza­bilmek için gerekli bilgilere ve donanıma sahip olmalıdır.

Eleştiride bir sanat ya da edebiyat eseri üzerinde yo­rum ve değerlendirmeler yapılır. Bu değerlendirmeler olumsuz olabileceği gibi olumlu da olabilir. Hatta aynı eserle ilgili hem olumlu hem de olumsuz eleştiriler ya­pılabilir.

Eleştiri yalnız bir esere  yönelik olabileceği gibi bir ya­zarın bütün eserlerine yönelik de olabilir.

Eleştiri, öznel ve nesnel olabilir fakat öznel eleştiriler sanat dünyasında pek hoş karşılanmaz. Eleştiriden asıl beklenen nesnel, tarafsız olmasıdır. Yazar, eleştiri­de “beğendim, hoşuma gitti, beğenmedim…” gibi öz­nel değerlendirmelerden kaçınmalıdır.

Eleştirmen; eleştirdiği eseri, bütün yönleriyle değer­lendirmeli, eserin olumlu veya olumsuz yönlerini belir­ledikten sonra eseri diğer eserler içinde bir yere oturt­malıdır. Eseri diğer eserlerle karşılaştırarak eserin de­ğerini belirlemelidir. Konu, yazının sonuna dek değer­lendirilmesi yapılan esere bağlı kalmalıdır. Eser ile ilgi­li olumlu veya olumsuz yargılar verilirken bu, eserden alınan örneklere dayandırılmalıdır.

Eleştiride yazar; tarafsız olmalı, eleştiriye tabi tuttuğu eseri dikkatle incelemeli; edebiyatın, sanatın genel öl­çülerine göre eseri yorumlayarak eserle ilgili görüşle­rini ortaya koymalıdır. Bu şekilde yapılan eleştiri hem yazarı geliştirir hem de okurun kitapla ilgili sağlıklı bil­giler elde etmesini sağlar.

Eleştirmenin görevi güzel bir eser ortaya koymak değil, ortaya konmuş olan eseri değerlendirerek eser ile okur arasında bir köprü olmaktır. Eleştirmenler yapıcı eleşti­ri ile yazarların eksiklerini veya başarılı oldukları yönle­rini göstererek onların gelişmesine katkı sağlar. Bu kat­kı aynı zamanda edebiyatın gelişmesini de sağlar.

 Eleştiri Türleri

İzlenen yönteme göre eleştiri türleri:

a- Tarihsel eleştiri: Eleştirmenin, eleştirdiği eseri yazın tarihinin verilerinden yararlanarak, yazarının ya­şam öyküsünü, o dönemin başka yapıtlarını göz önün­de bulundurarak değerlendirdiği bir eleştiri türüdür.

Eleştirmen bunu, eseri yazıldığı zaman diliminin, çağ ya da dönemin içine yerleştirmekle gerçekleştirebilir. Yapı­lacak iş, eserlerin oluşturulduğu dönemlerle ilgili birta­kım araştırmalar, incelemeler yapmak ve eseri bunların doğrultusunda değerlendirmeye tabi tutmaktır.

b. Toplumbilimsel eleştiri: Eser, toplumsal bir ol­gu olarak düşünülür. Eser, yazıldığı dönemi toplumsal boyutlarıyla yansıtıp yansıtmadığı açısından değerlen­dirir.

Eserde toplumdan izler aranır, eserin toplumu yansıt­madaki başarısı veya başarısızlığı değerlendirilir.

Bu eleştirilerin ortak yanı eserlerin dışa göre değerlen­dirilmesidir.

Sanatçının kendisi, hayatı bir çıkış noktası kabul edile­rek sanatçının eserlerinin bu noktadan değerlendirildi­ği de olmuştur.

 Anlatımın içeriğine göre eleştiri türleri:

a.  Yaşamöyküsel eleştiri: Eserle yazarın yaşamı arasında güçlü bağlar vardır. Yaşamöyküsel eleştiri bu görüşten yola çıkar. Bunun için de sanatçının yaşamı­nı inceler ya da sanatçının ruhsal durumunu, kişiliğini belirleyebilmek için eserlerini irdeler. Yazarın yaşamın­dan esere yansıyan izleri belirler. Bu eleştiri türü, değerlendirimci ya da yargılayıcı değil, betimleyicidir. Bu tür eleştiri yazarın ne anlattığını, anlattıklarının kişiliğini oluşturan koşullardan kaynaklanıp kaynaklanmadığını araştırır.

b.  Ruhbilimsel eleştiri: Ruhbilimsel eleştiri, eseri açıklamada yazarın özellikle ruhsal yaşantısını, bilin­çaltı dünyasını değerlendirmeyi amaçlayan eleştiridir. Sadece sanatçıyı değil, eserdeki kişileri de bu açıdan ele alır. Bu eleştirilerde özellikle davranışların belirlen­mesine, içgüdüsel yönelimlerin sergilenmesine, kişili­ğin gelişiminde ilk çocukluk gibi, payı olan etkenlerin ortaya konmasına ağırlık verilir. Eleştirmen, eserlerin gizli içeriklerini bulup ortaya çıkarmaya çalışır.

c.   İzlenimci eleştiri: Bu tür eleştiride eleştirmen kural ve ölçüt tanımaz. Tek ölçüt, eleştirmenin kendi beğenişidir. Yazınsal yaratı ya da yapıttan tat almışsa onu beğenir, yüceltir. Tat almamışsa yerer. Bu şekilde yazılan eleştiri yazıları daha çok, deneme türü içinde düşünülmektedir.

Eleştiri türünde eser veren sanatçılar:

Batı edebiyatında, Boileau ve Anotole France eleştiri türünün önemli temsilcileri olarak bilinmektedir.

Edebiyatımızdaki ilk eleştiri Namık Kemal‘in Ziya Paşa‘nın Harabatadlı eserini eleştirdiği Tahrib-i Hara­batadlı eseridir. Edebiyatımızda eleştiriyi bir tür hâli­ne getiren Servet-i Fünûnculardır. Ahmet Şuayp eleşti­ride öncülük etmiştir. Halit Ziya, Mehmet Rauf, Hüse­yin Cahit dönemin eleştiricileridir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında eleştiri Yahya Kemal ve Ahmet Haşim‘le başlar. İsmail Habip Sevük ve Ahmet Hamdi Tanpınar eleştiriyi edebiyat tarihi içinde ele alırlar. Nurullah Ataç ve Suut Kemal Yetkin, izlenimci eleştirmendir.

 

]]>